banner87
1 Mayıs… İşçinin ve emekçinin bayramı...

1Mayıs… İşçinin ve emekçinin bayramı... Sendikaların, emek örgütlerinin, siyasi partilerin ve STK’ların kabul etmesiyle bir kez daha sembolleşip anlam bulduğu Taksim dışında bir alanda “izinli bir bayram” olarak kutlandı.

İstanbul’daki ilk 1 Mayıs kutlaması 1912 yılında gerçekleşmişti. 1923 yılında yasal olarak "İşçi Bayramı" ilan edilen 1 Mayıs kutlamaları hemen ertesi yıl yani 1924 yılında yasaklandı. 1925 yılında çıkan Takrir-i Sükûn Yasası, 1 Mayıs kutlamalarının sonu oldu. Yıllar sonra 1935’te "Bahar ve Çiçek Bayramı" adı verilen 1 Mayıs ücretsiz tatil günü ilan edildi ama kutlamalara ilişkin yasak devam etti.

İşçi ve emek hareketlerinin doruğa ulaştığı 1970’li yıllarda ilk geniş katılımlı 1 Mayıs kutlaması 1976 yılında DİSK’in organizasyonuyla Taksim’de kutlandı. Sonraki yıl yapılan 1 Mayıs kutlamaları ise Türkiye işçi hareketi ve siyaset tarihine kanlı harflerle yazıldı.1977 yılında Taksim’de tarihteki en geniş katılımlı 1 Mayıs düzenlenmişti. Taksim’de biraraya gelen 500 bin kişilik kitlenin üzerine ateş açıldı. Yaşanan izdihamda 35 kişi öldü.

Ben de oradaydım…

1 Mayıs 1977, o tarihte henüz 10 yaşında bir çocuk olarak benim de geniş işçi kitleleriyle ve 1 Mayıs kutlamalarıyla tanıştığım yıl oldu.

Bir işçi ve emekçi olan babam, 1 Mayıs 1977 sabahı elimden tutup “haydi bayrama gidiyoruz” demişti. Daha bir yıl önce Ağrı/Patnos’tan İstanbul’a göç etmiş 4 çocuklu bir işçi ailesinin en büyük çocuğu olarak babamla birlikte Taksim Meydanı’na çıkmış, Kazancı Yokuşu’nun başında kendimize yer bulmuştuk.

Babasının omuzlarında ilk kez bu kadar kalabalık bir kitleyi coşku içinde bir arada görmenin şaşkınlığını ve hayranlığını yaşayan ben, Türk siyasetinin ve işçi hareketinin mihenk taşlarından biri olan tarihi bir olaya tanıklık ettiğimin farkında bile değildim doğal olarak. Çocukça bir coşku içinde alkış tutup, babama özenip yumruğumu havaya kaldırıyordum.

Slogan ve marşlarla birlikte meydandaki ses dalgası gittikçe yükselirken babam beni omuzlarından indirip sıkıca elimi tuttu. Ben omuzlarında taşımaktan yorulduğunu düşünürken, babam hala kendisinin bile açıklayamadığı bir sezgiyle, “Hadi eve dönelim. Burasının havası değişiyor” dedi ve Kazancı Yokuşu’ndan aşağıya inip Sirkeci’ye yürüdük.

Biz banliyö trenine binip Halkalı’daki evimizin yolunu tuttuğumuz dakikalarda tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçen olaylar başlamıştı. Akşam siyah-beyaz televizyonda yaşananları seyrederken annemin döktüğü gözyaşlarını unutmam. Hem biz kurtulduğumuz için hem de tam da bizim bulunduğumuz noktada onlarca suçsuz insan yitip gittiği içindi o gözyaşları…

Ertesi yıl 1978'de 1 Mayıs inadına yüzbinlerce kiş tarafından yine Taksim Meydanı'nda kutlandı. Ama annem de bize yasaka koymuştu gidemedik. 1979 yılında Sıkıyönetim Komutanlığı kutlamaya izin vermedisokağa çıkma yasağı ilan etti. Buna rağmen 1 Mayıs İstanbul sokaklarında korsan gösterilerle kutlandı. 1981 yılında Milli Güvenlik Konseyi 1 Mayıs'ı Bayram ve resmi tatil olmaktan çıkardı.

1996 yılında İstanbul’da 1 Mayıs ilk kez Taksim dışında bir yerde kutlandı. Yasaklı Taksim yerine kutlamaların adresi Kadıköy Meydanı’ydı. 150 bin kişi katıldığı kutlamaların hemen başında polisin silahsız göstericilere açtığı ateşle 3 kişi ölünce Kadıköy’deki öfke dalgaları kitlesel bir isyana dönüştü. Bu olayla Kadıköy de yasaklandı. 2005 ve 2006 yıllarında Kadıköy için yine izin çıktı.

Kanlı 1 Mayıs’ın 30’uncu yıldönümü olan 2007’de 1 Mayıs'ı tekrar Taksim'de kutlayanlara çok sert müdahaleler oldu bir kişi öldü. 1 Mayıs'ın "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanmasının kabul edildiği 2008 yılında Taksim yine emekçilere diğer katılımcılara yasaklandı.

O dönemde bu satırların yazarı CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın basın danışmanlığı görevini yürütüyordu ve hükümetin yasak kararına karşı, CHP’nin sendikalarla birlikte aldığı karar doğrultusunda Taksim'e yürüdü. Bir hastanenin acil servisine bile gaz bombası atılmasına sahne olan ve binlerce biber gazı, gaz bombası, tazyikli ve boyalı su saldırılarıyla polisin orantısız şiddet uygulaması, Gezi’den önce ilk kez 2008 1 Mayısı’nda yaşandı.

1 Mayıs 2009 yılında, 1981 yılından sonra tekrar resmi bayram olarak kabul edildi ama yine Taksim’e çıkılmasına izin verilmedi. Ve nihayet 2010 yılında 1 Mayıs on binlerin katılımıyla Taksim'de kutlandı. Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na ilk varan grubun içinde gururla yumruğunu havaya kaldıranlar arasında ben de vardım.

2011 ve 2012’de 1 Mayıs yine Taksim’de kutlandı birkaç küçük olay dışında hiçbir şey olmadı. 2013’te AKP hükümeti özgürleşen Taksim’e tahammül edemedi ve yine yasak geldi. Yaralıları taşıyan ambulanslara bile gaz atan polisin orantısız güç kullanmasından kaynaklanan şiddet görüntüleri 2014 ve 2015’deki 1 Mayıs kutlamalarına damga vurdu.

Ve nihayetinde, bir kez daha Taksim dışında kutlanmasına resmi olarak izin verilen Bakırköy pazar alanındaki 1 Mayıs kutlaması… Günler öncesinden hazırlanan, arındırılan bir meydanda “izinli kutlanan bir bayram”da yine polisin şiddet reaksiyonları var.

Resmi olarak kutlanan, hükümetçe verilmiş “izin belgesi” olan bir emek bayramının, emekçiler tarafından gönüllerince kutlanmasına karşı bu tahammülsüzlük niye?

Nedir bu 1 Mayıs tahammülsüzlüğü?



Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.