17’ler hep Aralık’ı çağrıştırıyor ama konumuz o ya da Zarrab değil.

Dün 17 Nisan Suriye’nin Bağımsızlık Bayramı’ydı. Suriye 1946’da yani 70 yıl önce bağımsız oldu.

Suriye’nin ilk Cumhurbaşkanı Şükrü Kuvetli. Yani Türk kökenli.

Dünyanın dört bir yanından Filistin’e taşınan Siyonist Yahudiler 1947’de İsrail devletini kurunca 1948’de Suriye kendini savaşın içinde buldu.

1967’de ikinci ve 1973’te üçüncü savaş. 1975’te komşu Lübnan’da iç savaş başlayınca Suriye yaklaşık 20 yıl bu savaşın tarafı oldu. 1977-1982 bu kez Suriye kendisi için savaş yaşadı.

Bugün olduğu gibi Müslüman Kardeşler ayaklanmıştı.

Destek: Irak, Ürdün, Suudi Arabistan, ABD ve İsrail’den. 2003’te Irak işgal edilince 4 milyon Iraklı Suriye’ye kaçtı ve Suriye o savaşın tarafı oldu.

2005’te Lübnan eski Başbakanı Hariri öldürüldü ve Suriye’nin düşmanları Esad’ı suçladı. Sonradan vazgeçtiler ama olsun. 2011’de ‘Arap Baharı’ geldi ve Suriye’yi yıkma operasyonu başladı.

Gerekçe: Tek Arap ülkesi olarak bir Alevi tarafından yönetiliyordu ve bu da ‘racon’a uygun değildi. Askeri darbeleri bir yana bırakırsak irili ufaklı başka birçok sorun var ama özetle 70 yılın tümü sıkıntılı ve acılı geçti. Esad, “Yeni Suriye anayasası kesin laik ve demokratik olacak” dedi.

Gelelim 23 Nisan Türkiyesi’ne. AKP  ‘gençlerin el ele tutuştuğu’ 19 Mayıs Bayramından sonra şimdi de bu bayramı iptal etme çabasında. ‘Çocuklar bu Bayram’ı kutlamak yerine ‘vakıf’ okullarında namaz öğrenip daha yararlı işlerle uğraşmalı’.

İyi de 23 Nisan 94 yıl önce ‘Hâkimiyet-i Milliye’nin bayramı olarak kutlanmış. Yani egemenliğin kayıtsız şartsız millete verilmesi. Yani demokrasi. Atatürk yeni Cumhuriyet’in laik olacağını söylemişti. 1923-1938 döneminde bu ülke bazı kanlı ayaklanmalar yaşadı ama birçok da başarı sağladı. İnönü ülkeyi savaşa sokmadı ama en sert eleştirilere maruz kaldı.

1950-1960 Menderes döneminde Türkiye ‘Küçük Amerika’ oldu ama iç ve dış politikada çok derin izler bıraktı. Örneğin NATO’ya girdik, Kore’ye asker yolladık, gizlice İsrail ile işbirliği yaptık ve 900 kilometrelik Suriye sınırına bir milyon mayın döşedik.

1950-1960 Menderes döneminde Türkiye ‘Küçük Amerika’ oldu ama iç ve dış politikada çok derin izler bıraktı. Örneğin NATO’ya girdik, Kore’ye asker yolladık, gizlice İsrail ile işbirliği yaptık ve 900 kilometrelik Suriye sınırına bir milyon mayın döşedik.

Sonrası malum. 14 yıldır AKP iktidarda. İlk yedi yılı içte ve dışta göreceli iyi bir dönem. Son beş yılı yani ‘Arap Baharı’ndan bu yana içte ve dışta felaket. Herkesi düşman bellemek, herkesle kavga etmek ve herkesi sindirip teslim almak.

İçte herşey çok kolay çünkü devletin bütün kurumlarından sonra şimdi de medya kontrol altına alınmış, iş adamları teslim olmuş, sivil  toplum örgütlerinin sesi kısılmış, halk duyarsızlaştırılmış, sözde sol aydınlar kendini satmış, başta CHP olmak üzere muhalefet partileri işlevsiz hale getirilmiş ve insanların  umut  ve direnme gücü yok edilmiş.

Dışta ise bir ama çok büyük bir sorun var: Suriye yani ‘Alevi Esad’.

Müslüman Kardeşler onu devirmiş olsaydı her taraf AKP’nin olacaktı.

İşte o zaman ne Suriyeliler bağımsızlığın 70’inci yıldönümünü kutlayabilir ne de  Türkler ‘Hâkimiyet-i Milliye’yi hatırlardı. Her şey ve herkes tek kişinin malı olurdu.

Cumhuriyet’in 100’üncü yıldönümü de. Geriye bir tek bayram kalmalı: Tahta çıkma ve tahttan indirilme!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.