Şu ahir ömrümüzden bir yıl daha gitti… Bu
yılın son yazısı, bir tür Z raporu aslında,
gün sonunda kasa kapanırken alınan… 2015
yılına veda ediyoruz. Günahlarıyla, sevaplarıyla,
acılarıyla, bizden esirgediği mutluluklarıyla…
Aslında bizim için pek hayırlı geçmedi
2015. Bu yılbaşından itibaren çok ölüm haberi
aldık, sevdiklerimizi, arkadaşlarımızı toprağa
verdik, çok acılar gördük…
Ocak ayında daha çok televizyon ekranında
izledik dehşeti… Paris’te Charlie Hebdo
adlı mizah dergisine yapılan silahlı saldırıda,
tek suçu karikatür çizmek olan insanların öldürüldüğünü
gördük, hem de İslam adına…
Fransa’da kalmadı tartışmalar, Türkiye’nin de
dahil olduğu bütün Müslüman toplumlara
uzandı, huzurumuz iyice kaçtı…
Şubat ayında Özgecan Aslan cinayetiyle
sarsıldık. 11 Şubat gecesi okul servisinde tecavüze
direndiği için öldürüldü Özgecan, gencecik
bir kızdı. Hayatının baharındaydı, acımadılar…
Cinayeti işleyen sapık katil ve ona yardım
eden babasıyla arkadaşı da müebbetle
yargılandı ama yargılansalar, bir ömür yatsalar
ne fayda?
17 Şubat gecesi masumiyetimizi bir kez daha
kaybettik. Kartopu oynayan bir insan sokak
ortasında bıçaklanarak öldürüldü. Gazeteci
Nuh Köklü’yü dükkanının camına kartopu isabet
ettiği gerekçesiyle öldürdü kendini polis,
bekçi veya alperen sanan bir cani esnaf… Şimdi
deli raporu almaya çalışıyor hapishaneden
çıkmak için. “Benim karım, iki çocuğum var”
diyor cani, evine gitmek istiyor. “O kendi geldi
bıçağın üstüne düştü” diyor… Ağabeyi gidip
Cumhurbaşkanı’na mektup yazıyor, yardım istiyor.
“O Gezi Parkı eylemlerine katılmıştı, biz
sizdeniz” diyor… Delirmemek işten değil…
Sonra 8 Mayıs’ta öğretmen Bahadır Grammeşin
öldürüldü Kadıköy’de. İstanbul’un en
medeni semtlerinden Kadıköy’de, yanındaki
kız arkadaşlarını tacizden kurtarmak isterken
çıkan tartışmada bıçaklandı. Oysa engelli çocukların
öğretmeniydi, onların hayata tutunması
için uğraşıyordu. Barlarda çalışan çete kılıklı
esnafın, sokak arasındaki kötülüğün kurbanı
oldu.
Sonra acılar birer birer değil, topluca gelmeye
başladı. 21 Temmuz’da Suruç’ta tam 32
genç birden öldürüldü. Hepgi gencecik, pırıl
pırıl çocuklardı. Kendileri için değil, savaş kurbanı
insanlara yardım etmek için toplanmışlardı
Suruç’ta. Çoğu İstanbul’dan gitmişti, savaş
bölgesindeki çocuklara oyuncak toplayıp getirmişlerdi.
Yıkılan evlerin onarımına yardım edeceklerdi.
Ama bu büyük insanlık, çok görüldü
bu çocuklara, izin vermediler. Patlayan bombalar
televizyon ekranının karşısına mıhladı bizi.
Öylece kalakaldık, gençlere kıyan sözde Müslüman
canilere lanet okuduk…
Ama sonra daha beterini gördük. 10
Ekim’de Ankara’da barış için toplanan binlerce
kişinin arasına giren canlı bombalar kendileriyle
beraber sadece insanları değil, insanlığı da
öldürdüler. 102 kişi hayatını kaybetti, Türkiye’nin
dört bir yanından gelip Ankara’da toplanmışlardı,
acı da onların cenazeleriyle beraber
dört bir yana dağıldı.
Şimdi artık iflah olmayız, olmuyoruz da…
Şimdi artık damda sigara içerken vurulanları,
evine roket düşünce yaralanıp ölenleri, vurulup
ölünce cenazesi günlerce sokak ortasında kalanları,
üç aylık bebekken kucakta gezerken
keskin nişancı tarafından vurulanları görüyoruz,
duyuyoruz, televizyondan izliyoruz. Cenazelerin
morglarda yer kalmadığı için buzluklarda
tutulduğunu, ölenlerin toprağa verilemediğini
görüyoruz. Kabus görüyoruz ama uyanamıyoruz…
En iyisi gitsin artık bu 2015, yıl bitti diye
üzülmüyoruz… Gitsin artık.
Şu anda dışarıda lapa lapa kar yağarken sevinemiyoruz,
çünkü Kemalettin Tuğcu romanlarıyla
büyüdük biz, biliyoruz ki yağan kar ancak
sıcak evinde oturup camdan dışarı bakan
zenginler için bir eğlencedir, sevinç kaynağıdır.
Yoksullar için ise kar hep acı ve gözyaşı demektir
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.