Bizim dışımızda dünyanın tamamının bambaşka gündemleri var… Biz de ise Cumhurbaşkanı, başbakan ya da bakanların yaptığı ‘hamasi’ açıklamalar, tarihi çarpıtarak yapılan yorumlar gündemi belirliyor. Örneğin geçen hafta İstanbul’da düzenlenen Dünya Enerji Kongresi haberlerinin bombardımanı yaşandı. Oldukça başarılı bir toplantıydı ancak öyle Türkiye açısından da pek parlak değildi. En önemli konu Türk Akımı projesiydi onun da handikaplarına bir önceki yazımda değinmiştim. Birkaç gazeteci dışında kimse bu konuyu irdelemedi, resmi açıklamalar yazılıp geçiştirildi. 
Siyaset tarafında da ‘başkanlık’ tartışmaları yeniden alevlendi. AKP, hem OHAL’i hem FETÖ’yü kullanarak bu işi oldubittiye getirme amacında. MHP de payandalık yapmaya devam ediyor. Ülkenin adliyelerinde hakim, savcı, memur kalmamışken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, çok acilmiş gibi bir televizyon kanalına verdiği röportajda MHP ile anlaşırlarsa baharı bile beklemeden 2017 başında sandığı göreceğimizi söyledi. 
Tüm bunların elbette ekonomiye de bir yansıması var. Örneğin dolar rekor kırmaya devam ediyor. Düne kadar kurda yaşanan her yükselişi ‘lobilere, örgütlere’ bağlayanlar şimdi de ‘sorun yok’ açıklaması yapıyor. Örneğin Cumhurbaşkanının başdanışmanı Cemil Ertem, dolar kurunun endişe edecek seviyede olmadığını, Merkez Bankası’nın müdahalesini gerektirecek bir durum olmadığını söyledi. Çünkü onlar da kurun, AKP’nin ısrarcı politikaları nedeniyle yükseldiğini biliyor. 

 

Doları bu kez ‘lobiler’ yükseltmiyor!


Kurun yükselmesinin çeşitli nedenleri var öncelikle piyasalarda güven sorunu olduğunu belirtmek zorundayız. Rakamlar, son dönemde yabancı sermaye girişindeki düşüşü gözler önüne seriyor. OHAL, Suriye operasyonu ve olası Musul müdahalesi, içerde başkanlık tartışmaları da yatırımcıları olumsuz etkiliyor. Gözden kaçan bir diğer konu da Türkiye ve NATO arasında gerilen ipler… Bu tartışma da yatırımları etkileyen bir başka neden olarak gösteriliyor. Diğer yandan artan insan hakları ihlalleri de dikkatle izleniyor. 10 Ekim katliamında insanların yakınlarını anmalarına bile izin verilmediği tarihe kara bir leke olarak geçti.Artık lise öğrencileri okullarına, öğretmenlerine sahip çıkıyorlar. Çocuklarımızın hayallerinin bile olmadığı bir ülke olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Kısaca, 2017’de de hareketli günler yaşayacağız. Ekonomi bu yıldan çok daha fazla etkilenecek gibi. Fed’in faiz artırımının kesinleşmesinin ardından uluslararası kuruluşlar tarafından yapılan 2017 ekonomi değerlendirmeleri, ABD dışında dünyanın geri kalanında büyümenin yavaşlayacağını gösteriyor. Bu da Türkiye’nin ihracatının da artmaması anlamına geliyor. Giderek volümü düşen yabancı sermaye girişi de daha hızlı düşecek. Bu öngörülere karşın Türkiye, kamu yatırımlarını artırmak için adımlar atıyor. 
Umarız bunların hepsi öngörü olarak kalır, hayata geçmez. Aksi halde “2016 bitsin artık” diyenlere daha da zor bir yılın geldiğini söylemek zorunda kalırız…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.