Her dönem gazetecilerle uğraşıldı

Askeri de sivili de gazetecilerle uğraştı yıllardır. Hep patronların kulakları çekildi ve “O’nu at” denildi. Şimdi herkes askere yükleniyor. Siyasetçiler sanki gazete, televizyon patronlarına adam atmaları, seslerini kısmaları için baskı yapmamışlar gibi. Hem de herkesin “en demokrat “ dediği siyasetçi de dâhil. Bir de gazeteciler var, arkadaşlarının atılmasını isteyen ve ihbar eden…
Başbakan Turgut Özal, 6 Kasım 1988’de genel seçimle,  yerel seçimlerin birlikte  yapılmasını istiyordu… Ve 25 Eylül’de referanduma gidildi. O günlerde Güneş Gazetesi'nde Genel Yayın Yönetmeni olarak çalışıyordum... 24 Eylül 1988 Cumartesi günü öğlen saatlerinde Yazı İşleri Müdürlüğü görevini sürdüren Orhan Duru geldi... Elindeki  yazıyı  okuyunca,  "Burada suç yok mu?" diye sordum…  "Bana da öyle geldi." yanıtını aldım.
 
Gazetenin Hukuk Danışmanı Erdoğan Tuncer’e yazıyı  gönderdik..  Tuncer, "Sakın yazıyı yayınlamayın" dedi.
Yazının sahibi Çetin Altan'dı  ve  yazısı özetle şöyleydi.
"Bugün referandum var…Beyaz evet, hayır kahverengi...Kimi akını b.kuna karıştırır, kimi karıştırmaz.." Çetin Altan beni de aradı ve:  "Bu yazı girecek çocuk…  Senin için iyi olmaz" diye bağırmaya başladı... Hukuk Danışmanımız Tuncer’in söylediklerini anlatmaya çalıştım. Altan iyice kızmıştı:
"Ben Başbakan'a söz verdim bu yazı girecek... Yoksa ..."
Daha fazla tartışmak istemedim ve " Kime söz verdiysen gelsin yazıyı o yayınlasın. Ben burada olduğum sürece bu yazı girmeyecek." dedim.
Sonra,  Orhan Duru'yu da tehdit ederek,  " O bitti... Masasını toplasın" demiş...
Pazartesi sabahı Özal, Mehmet Ali Yılmaz'ı aradı… Genel Koordinatörümüz Sencer Güneşsoy ile yanındaydık.  Özal, Yılmaz’dan beni kovmasını istiyordu.
Yılmaz'ın yanıtı kısaydı;  "Herhangi bir kişinin isteğiyle kimsenin işine son vermem… Hem, gazeteyi Nahit yönetiyor."
Özal da hırsını alamayıp tehdit etmeyi sürdürünce yanıtını da almıştı:
"Siz Başbakansanız, ben de Mehmet Ali Yılmaz'ım ve çok başbakan gördüm... Bugün onların çoğu yok, ben hâlâ varım…"
Bugün Mehmet Ali Yılmaz gibi gazete sahipleri yok..  Bugünün medya patronları, asker,  iktidar hatta kimi köşe yazarları  istiyor diye; gazetecilerin, köşe yazarlarının, medya  yöneticilerinin kellesini sorgusuz sualsiz veriyorlar. Örnek mi :  Bekir Coşkun, Emin Çölaşan, Uğur Dündar, Ece Temelkuran, Nuray Mert, Özdemir İnce ve niceleri…
Sözün kısası, eskiden patronlar,  patrondu. Şimdi bir kaçı hariç, sadece oynuyorlar…
 

Önceki ve Sonraki Yazılar