banner87

Öncelikle 30 Ağustos Zafer Bayramımız ulusumuza kutlu olsun! 

Ne diyor dünya şairimiz Nâzım Hikmet, Kuvayı Milliye Destanı 

Saat 2.30. 

Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır, 

ne ağaç, ne kuş sesi, 

Gündüz güneşin, 

gece yıldızların altında kayalardır. 

Ve şimdi gece olduğu için ve dünya karanlıkta daha bizim, 

daha yakın, daha küçük kaldığı için 

ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten evimize, aşkımıza ve kendimize dair sesler geldiği için 

kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi 

okşayarak gülümseyen bıyığını seyrediyordu Kocatepe’den 

dünyanın en yıldızlı karanlığını. 

Dağlarda tek tek ateşler yanıyordu. 

Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam 

nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu 

ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, 

birdenbire beş adım sağında onu gördü. 

Paşalar onun arkasındaydılar. 

O, saati sordu 

Paşalar: ‘Üç’, dediler. 

Sarışın bir kurda benziyordu 

Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı. 

Yürüdü uçurumun başına kadar, 

eğildi, durdu. 

Bıraksalar 

ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak 

ve karanlıkla akan bir yıldız gibi kayarak 

Kocatepe’de Afyon ovasına atlayacaktı. 

Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü ve şu türküyü duydu: ‘

‘Dörtnala gelip uzak Asya’dan 

Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. 

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak 

ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. 

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, 

yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim. 

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür 

Ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim...’

Maalesef Kurtuluş ve Kuruluş’unu inkâr politikalarıyla bugünlere gelindi. 

Bu arada Rahmetli Prof. Bülent Tanör’ü anmadan da geçemeyeceğim. 

ABD ve AB: İlişkilerimiz eskisi gibi olmaz 

Gelelim günümüze.

İktidar, dolayısıyla Türkiye ABD ve AB ile fiziki ve duygusal bir kopuş yaşıyor. Başbakan Yıldırım’a bu noktada da ‘dengeyi kurma’ anlamında da zor görevler düşüyor. Allah kolaylık versin.

İktidar kadrolarının neredeyse tamamı ABD’ye mesafe koyuyor. Türkiye’nin politikalarının sadece Ankara’nın kararlarıyla belirleneceği gibi düşünceler açıklanıyor. 

Bu söylemleri ciddiye alıyorum. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a BOP Eş Başkanlığı gibi, “stratejik tanımlardan” bu noktaya geldik.

ABD ve AB, iktidarın “Ilımlı İslam” yönetimine ‘evet’ dediler. Hazırladılar, desteklediler. Beklentileri laiklik gibi bir geçmişi olan bir ülkenin, ılımlı İslami bir yönetime kayarak, Ortadoğu ve Kuzey Afrika İslam ülkelerine “örnek” olabileceği gibi safsata hayalin  gerçekleşmesiydi. 

Kemalizm’in ve Cumhuriyetin artık yok edilmesi gerektiğinden tutun, “bu ülkenin demokrasiye de fazla ihtiyacı olmadığı” gibi sözleri bile dile getirdiler

ABD/Batı’nın bu politikasının gerçek yüzünde ise Erdoğan’ın da sonradan anladığı gibi ‘ülkenin iyice karışması’ vardı. 

Laikliğin yıkılıp gitmesi demek, yarım yamalak demokrasinin de kazılan kuyuya gömülmesi demekti. FETÖ yapılanması ve kargaşa bu tezin ispatıdır. 

Bunun için neler yapmadılar ki?

Onlara göre TSK, şüphesiz ki yıkılmalı, çökertilmeliydi. 

“Vesayetçi Ordu” gibi, gerçekliği zor tartışılabilecek bir etiket altında, önce 2003’te ordunun başına çuval geçirdiler. 

Arkasından asılsız suçlamalara ve iftiralara dayanan Ergenekon ve Balyoz ve Casusluk davaları geldi. 

Aslında ABD bu “vesayetçi yapıyı  kendi yaratmıştı daha çok. Tüm politikalarını kestirmeden ordu üzerinden gerçekleştiriyordu çünkü. Darbeyse darbe muhtıraysa muhtıra... 

ABD bu kez de yine Ordu üzerinde Cemaat vesayeti ile amacına ulaşmak istedi. Bu kez tutmadı. 

İktidar kadroları şaşkın. Başka gidebilecekleri hiçbir yer olmadığı ve kalmadığı için-“mikro milliyetçiliğe” soyunmuş ve sığınmış durumda. İktidar ile ordu arasında kurulan temel köprü de budur.

Düzeltmesi gereken en yeni yanlış da budur.

İktidarın esas sınavını vereceği konunun ise demokrasi, insan hak ve özgürlükleridir.

İktidar, bu berbat karnesi ile bu en zayıf olduğu noktada ayakta duramazsa, iktidar olamaz. Elindeki “Dincilikle” de gidebileceği bir yer yok. 

Farkında değiller.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.