Ve Türkiye 9 Temmuz adalet yürüyüşünden sonra 15 Temmuz’u yaşadı. Bu iki tarih birbiri ile çelişmiyor, tam tersi tamamlıyor.

Her ne kadar iktidar mensuplarınca zaman zaman birbirinin alternatifi hatta rakibi gösterilmek istense de, 9 Temmuz’da milyonlar adalet kavramında birleşti.

Kim karşı çıkabilir ki, daha çok adalet isteğine. Iktidar mı, partinin adı adalet...

Ama işin kolayına kaçıldı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nu liderliğe taşıyan adalet yürüyüşü ardından üç milyon katılımlı adalet mitingi iktidar tarafından önce küçümsenmek istendi, ardından da karalanmaya baş andı.

Neymiş bu yürüyüşün zamanlaması FETÖ’ye hizmet ediyormuş..

Ya da bu söylem ve eylem türü Soros tarzıymış...

Kontrollü Darbe Söylemi ilk olarak Fethullah Gülen tarafından ifade edilmiş...

Deli saçması...

Meşhur hikayedir.

Erzurumlu vatandaş kahveye girmiş. Kahvede oturan kabadayıyı göstererek, "Bu gahvede iki yiğit var, birisi ağabeyim, öbirini demirem" diye konuşunca kabadayı bıyık altından gülümsemiş.

Bundan cesaret alan bizimki, "Ağebecime bak, yiğit yiğidi gözünden tanir" diye taşı gediğine koymuş...

Yoksa yiğit yiğidi gözünden mi tanıyor?

Boşuna uğraşmayın.

Bırakın adalet yürüyüşündeki sayıyı, zamanlamasını.

Türkiye’de adalet tam işliyor mu?

Adalet ve hukuk alanında Türkiye son 20 yılda ileri mi gitti, geri mi?

Buna cevap verin...

Bu kötü tablodan Erdoğan’ın da iktidarın da zaman zaman rahatsız olduğunu biliyoruz.

Ama bu kötü tablonun tek mimarı iktidar ve yönetenlerdir.

Bu kara ne CHP’ye ne de Kılıçdaroğlu’na yapışmaz.

Biliyorum, zaten söylüyorsunuz da.

Araştırma ve soruşturmalarınız sürüyor.

Enis Berberoğlu üzerinden gitmeye çalıştınız, olmadı.

Olmayacak da.

Yok efendim, o aracıymış.

Anlamadınız mı hala ortada bir devlet sırrı yok.

Siyasi casusluk da ne demek?

Yüksek Yargı bu haksızlıkları düzeltecektir.

Adalet er geç tecelli edecektir.

Ortada 328. Maddeden kaldırılmış bir dokunulmazlık dosyasından doğan, yargılama buna karşılık 330’dan verilmiş bir karar var.

Ağır ve haksız.

Tersten bakarsanız Tayyip Erdoğan’ı ve Türkiye aleyhine kullanılabilecek, iktidara yönelik suçlamalara temel teşkil edecek insafsız bir karar var.

Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler 15 Temmuz’da yürüdü

Gelelim 15 Temmuz’a.

İster kontrollü, ister kontrolsüz bu bir darbe teşebbüsüdür.

FETÖ’nün iğrenç bir darbe çabasıdır.

Bu iğrenç hareket 80 milyon yurttaşın göğsünde patlamıştır.

Bu çirkin darbeye Türkiye karşı çıkmıştır.

Şehitlerimizin ruhu şad olsun, Gazi’lerimize Allah şifa ve sağlık versin.

Iktidar 15 Temmuz anmalarında iktidar CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu’nu dışlamaya çalışmıştır.

Bu gerçektir.

Sanırım bu çabadan başta Başbakan Binali Yıldırım olmak üzere iktidar mensupları da rahatsızdır.

FETÖ çökertilmelidir.

Ama bu örgüt öncelikle AKP içinde yuvalanmıştır.

Erdoğan ve arkadaşları bundan sorumludur.

Hatadan dönme gayreti içindedir, bunu anlayışla karşılıyoruz.

Ama bu CHP ve Liderini suçlayarak olmaz.

Hele hele AKP içinde darbeye katılmayan Gülencilerin affı yüksek sesle konuşulmaya çalışılırken Ecevit de, Özal da Fathullah Gülen’e kucak açtı diye kimse işin içinden sıyrılamaz.

Ecevit ve Özal hiçbir zaman Fethullah Gülen ile bu devleti yönetmedi.

Yönettirmedi, görüşmedi bile. 15 Temmuz tö- renlerinde yanınıza aldığınız Tansu Çiller Başbakanalık resmi konutunda Gülen ile 1994 yılında baş başa görüştü. İlla ki birini örnek alacaksanız, iktidarınız dö- neminde ayağına kelepçe takılan Erbakan’ı örnek alsaydınız ya. 15 Temmuz anmaları parlaktı. Ama hep bana hep banaydı. Algı kaygısı her zamanki gibi tavan yaptı. Erdoğan Nazım Hikmet’in 1959 yılında Menderes’i eleştirmek için yazdığı söylenen, "Bu Vatana Nasıl kıydılar?" şiirini okurken bile şairin dediği gibi sözleriyle Nazım ustayı bilerek pas geçti. Bitmedi. Bir taraftan hamaset yapacaksınız, MHP’yi milliyetçilik dersinde geride bırakacaksınız, diğer yandan da yıllardır millet diyeceksiniz. Yoksa Ümmet mi? Bu da olmadı. Hangi Millet? Nitekim bu durum MHP İstanbul Milletvekili Atilla Kaya’nın da gözlerinden kaçmamış. Sosyal medya hesabından, "milletten, devletten, vatandan, tarihten, gelenekten söz edip de bir kez Türk dememek ne tür zihniyetin göstergesidir" diye eleştirdi.

Kısaca 9 Temmuz da bizim. 15 Temmuz direnişi de. Unutmayın farklılıklarımızı muhafaza ederek, birlikte yaşama iradesi bizi kurtaracak. Erdoğan bu konuda yanlış yoldadır. Çare Atatürk’ün Yurt ve Yurttaş kavramı ile cumhuriyetçi, demokrat, laik sistemdedir. Atatürk’e alternatif aramasın kimse, feyz almaya çalışsın.

CHP ve Kılıçdaroğlu da bu kavramların bekçisidir. Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğ- lu’nun evindeki ve teknedeki görüntüleri hangi lüzumsuz servis etti bilemem, ama bu ev muhabbeti sürerse daha çok kimsenin 15 Temmuz gecesi nerede olduğu irdelenecektir. Malum o gece Süleyman Soylu ve Başbakan Binali Yıldırım dışında pek ortalarda görünen yoktu da..

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.