banner87

Korkarım ki dış kaynaklı terör, ekonomik zorluklar yetmiyormuş gibi Cumhurbaşkanı yetkilerini tek adamlığa taşımaya çalışan kısır iç çekişmelerle uğraştırılırken, dış politikada Enver Paşa misali  yedi düvele karşı durmak zorunda kalacağız. 


ABD ise Rusya ile Ortadoğu'da Rusya ile karşı karşıya gelmek istemiyor. 
Rusya'nın da kafası karışık!
Suriye'de çok kalıcı olmak istemiyor.
Ama eli mecbur…
Dün de söyledim.
Oysa ABD zaten Mısır, Suudi ve Katar ile bölgede tam  işbirliği içinde.
ABD Rusya ile Orta Doğu'da değil, "ikiz kardeşi" Doğu yani Orta Avrupa'da karşı karşıya gelmeye hazırlanıyor.
ABD, Rusya ile Orta Avrupa'da kapışacak.
Ama sesi Türkiye'de yankılanacak.
Ve sonuçta Türkiye iki devlet arasında seçim yapmak zorunda kalacak. 
ABD daha geçtiğimiz günlerde  Hamburg Askeri Limanı üzerinden NATO üssüne 4 bin kişilik bir silahlı gücü sevk etti.
Hem de uzun menzilli 50 kundaklı obüs topu, 50 tank ve 150 adet zırhlı araç taşıyan dev nakliye araçları ile. 
Peki, hedefi  neresi? 
Ukrayna mı?
Bulgaristan mı?
Polonya mı?
Estonya ya da Litvanya mı? 
Şu anda bilmek zor…
Hedefin daha dün Sovyetler Birliği işgalindeki
Orta Avrupa olduğu kesin.
Peki, bu durumda Türkiye ne yapacak?
Kimin tarafında olacak.
Özetle Türkiye bu sertliği her cephede sürdüremez. 
Ya Almanya ile İngiltere anlaşırsa? 
Bu bize ABD-Almanya-İngiltere anlaşması olarak yansırsa, sadece İsrail ile müttefik olmak bize yeter mi? 
Yetmez.
AKP içindeki bazı kurmayların da özellikle Ali  Babacan da batıdan kopulmaması gerektiğinin altını her zeminde çiziyor.
Uzun süreden beri köşesine çekildiği gözlenen Ali Babacan son olarak Başbakan Binali Yıldırım'ın
da katıldığı Keçiören  Metrosu açılış törenine davetli olarak katılmıştı.
Babacan, daha sonra da TBMM'ye giderek bir kaç özel görüşme yaptığı belirtilmişti.
Dış politikada Kıbrıs asla göz ardı edilemez.
Kıbrıs Suriye ve Irak politikasıyla aynı çerçevede ele alınmalıdır. 
AB'ye kafa tutan ve ilişkileri sorgulayan, hatta anlaşmaları iptal etmeyi göze alan Türkiye'nin
Kıbrıs konusunda AB formülüne sıkı sıkı sarılması da anlaşılır gibi değil.
Sonuç olarak Türkiye yakında Orta Avrupa uzlaşmazlığında NATO'nun "bizimle misiniz, Rusya ile mi?" sorusu daha doğrusu tercihi ile karşı karşıya gelebilir.
Kuzey Kore ve Güney Kore sıcak temas ile karşı karşıya. 
ABD şu anda Pasifik ile meşgul. 
Çin ile kapışması ise Tayvan üzerinden.
Türkiye NATO’yu mu, Rusya’yı mı seçecek?
Türkiye'nin önündeki soru ise şu.
İncirlik'te görünürde NATO yok, resmen ABD var.
Sık sık da sizi atarız diye onları korkutuyoruz. 
Ya Rusya'yı Ortadoğu'da dinleyebilen Batman Pirinçlik'teki dinleme tesisleri için ne diyeceğiz.
Rusya'ya ne diyeceğiz?
NATO'ya ne diyeceğiz? 
Trump'un sadece İsrail hayranlığına mı sığınacağız efendim? 
Yoksa Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana hep Türkiye'nin yanında yer almasına karşılık Mavi Marmara ile farş ettiğimiz İsrail bunu unutacak mı?
Bu sebeple diyorum ki. 
Gelin etmeyin, eylemeyin.
Bu anayasa değişikliğini geri çekin.
İç ittifak olmadan referanduma gitmeyelim.
Yedi düvele karşı durmanın anlamı yok.
Duracaksak da önce iç gerginliği ortadan kaldıralım.

Türkiye, yamalı bohça haline dönen AKP heybesine sığmayacak kadar büyüktür!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.