AKP iktidarının temel özelliği herkese acı çektirmek.

Derecesi, derinliği ve şiddeti önemli değil.

Öncesi var ama hikâye Ergenekon, Balyoz, Casusluk ve benzeri kumpaslarla başladı.

2008-2012 dönemi.

AKP iktidarının orduyu 'perişan etme' operasyonu adı altında Fetö’cülerle işbirliği yaptığı dönem.

Bu dönemde binlerce insan acı çekti.

Generaller korkudan general arkadaşlarına selam veremez oldu.

Aileleri de öyle.

Yalnızca askerler değil. 

Sol, liberal, demokrat ve bilumum laikler perişan edildi.

Ölenler, yaralanalar, zindana atılanlar.

Gezi olaylarında olduğu gibi.

17-25 kavgasıyla kumpas ortaya çıktı ama AKP FETÖ’yle kavga eder gibi göründü ama hedefinde yine klasik düşmanlar vardı.

Bu kadar acı AKP'ye yetmedi.

Haziran 2015 seçim yenilgisinden sonra AKP bu kez Güneydoğu'ya yüklendi.

Terör bahanesiyle.

Şehirler yıkıldı, binlerce asker, polis, korucu, PKK'lı ve sivil insan yaşamını yitirdi.

600 binden fazla insan göçe zorlandı.

Acı giderek büyüyor.

IŞİD'in intihar eylemleri başka hikâye.

Anlaşılan içteki kan, gözyaşı ve acı AKP'ye yetmemişti.

'Arap Baharı' imdada yetişti.

Dinsel ve mezhepsel karakterini kanıtlamak için.

İçte olduğu gibi.

Tunus, Mısır ve Libya Sünni'ydi.

Esas sevinç Suriye'de yaşandı.

Esad Alevi idi ve AKP'nin arkasına 'en hakiki Sünni' Vahabi Suudiler ve Katarlılar vardı.

Adamlar verdikçe veriyordu dolarları.

CIA, MOSSAD, MI6 ve bilumum istihbarat örgütleri de 'Sünnileşmişti'.

Sonrası malum: 

Acı var mı acı?

On binlerce ruh hastası dünyanın dört bir yanından Türkiye'ye taşındı ve buradan Suriye'ye sokuldu.

'Demokrasi ve özgürlük için'!

Gerçeği ise: Alevi ve Şiileri kesmek için.

İnsanlara acı vermek AKP'yi mutlu ediyor.

Beddualar onu etkilemiyor.

Ne Alevi ve Şiilerin ne de Sünnilerin.

Ezidi, Süryani, Hıristiyan, Dürzi ve diğerlerin lafı mı olur!

Suriye, Irak, Yemen ve Lübnan'da Alevi ve Şii'ler var.

Libya, Tunus ve Mısır'da birbirini boğazlayanların tümü Sünni.

Tıpkı AKP ve Fetö’cüler gibi.

Onlar da kanka ve müttefiki.

Hepimize acı çektirirken.

Şimdi birbirilerine acı çektiriyor.

Bu hiç bir zaman bitmeyecek.

AKP'li akrabası, dostu ya da ortağı olan birçok Fetö'cu 'normal yaşamını' sürdürüyor.

Fetö’cülerden boşalan on binlerce yere başka tarikat ve cemaatten 'din ve mezhepdaşları' yerleşiyor.

Siyasal İslamın özünde ve karakterinde hep bu var.

Maddi ve manevi avanta için IŞİD, Nusra, ÖSO ve bildik tüm gruplar birbirini boğazlıyor.

Hepsi de 'En hakiki Sünni benim' diyor, hepsi kafa kesici ciğer sökücü ve  hepsi 'Tekbir'ci.

56 Müslüman ülkesinin tümünde durum bundan farklı değil.

Başkalarına acı vermek onlar için haz veriyor.

Genetik bir sapıklık.

Vahabi mezhebinin İslam coğrafyasına armağanı.

İki hafta önce Çeçenistan'ın başkenti Grozni'de toplanan ve aralarında El-Ezher Şeyhi'nin de bulunduğu yüzlerce önemli din adamı 'Vahabiliği sapık bir mezhep' ilan etti.

Buna sinirlenen AKP'nin has muhlis müttefiki Vahabi Suudilerin Baş Müftüsü 'Şiiler Kâfirdir' dedi.

Daha önce de Alevileri kâfir ilan etmiş ve öldürülmelerini istemişti.

Birçok lider, din adamı ve gazeteci ona destek vermişti.

Oysa hiç bir Alevi ya da Şii din adamı, lideri ya da medyası 'Sünniler kâfirdir gidin öldürün' fetvasını vermemiştir.

Oysa hiç bir zaman Aleviler ve Şiiler intihar eylemi yapmamıştır.

Oysa hiç bir zaman Şiiler ve Aleviler birbirlerini boğazlamamıştır.

Hep dindaşlarından acı çektiler ama hiç kimseye acı çektirmediler.

AKP'nin içte ve dışta herkese yaptığı gibi.

Alevi, Şii, Hıristiyan, Ezidi, Süryani, Kürt, Arap ve Sünni.

Ayrım yapmaksızın.

'Acı var mı acı' sormaksızın.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.