banner87

CHP Genel Başkan'ı Kemal Kılıçdaroğlu'nun liderliğini pekiştirdiği adalet yürüyüşü ile "adalet kavramı" demokrasi arayışlarının zaman zaman önüne konulmaya başlandı.

Hem de 80 milyonun tamamında.

Adalet arayışı dünden daha fazla Dünya'da da Türkiye'de de taraf buldu, zemin buldu.

Bunun üzerine CHP Ağustos ayı içinde "adalet kongresi" yapma kararı aldı.

Kendisini haksızlığa uğramış sayan 80 milyonun temsilcilerini de parti ve görüş farkı gözetmeksizin adalet kongresine davet etti.

Doğru da yaptı. Kılıçdaroğlu ve arkadaşlarını kutluyorum.

Keşke bu kongrede medyadaki tarafsızlık ve adalet kavramları da cevap Hakkı'nı kullandırma da ele alınsa.

Bu konuda sadece "yandaş" medyaya değil, fotoğrafın tamamına bakmakta fayda var.

Gazetecilik mutlak anlamda cevap hakkı kullandırmaktır.

Cevap hakkının temeli de önce okuyucusunun haber ve yorum alma hakkına, tarafları dinlemek yoluyla okuyucunun kanaat geliştirme hakkına saygı duymaktır.

Ana aksını da adalet ve empati oluşturur.

Gazetecinin taraf olduğu noktalar bellidir.

Demokrasi, cumhuriyet, laiklik ve Atatürk gibi. En azından bizim için…

Buna karşılık cevap hakkı kutsal, yorum hür olmalıdır.

Bunca gazeteci zindanlarda iken, haber siyasi casusluk gerekçesi sayılırken nasıl olacak?

Olacak da, olmasın diyenler bu ihlallere ister istemez sebep oluyorsa ne olacak?

Tuz koktu mu olacak? Uzatmayayım...

Bir örnekle yürüyelim.

Yusuf Ziya Özcan, Yılmaz Özdil’den adalet ve cevap hakkı istiyor Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ı bilmem hatırladınız mı? Eski YÖK Başkanı. Varşova eski Büyükelçisi. O da Adalet istiyor... Ve de empati… Kimden mi? Yılmaz Özdil'den.

Yeni Asır ve Sabah'tan yetişen, Cem Uzan'ın Star Gazetesini kuran, Hürriyet ve Sabah'ta yazan, medyada takdir edilecek büyük mü- cadeleler veren, bu arada da çokça taraf değiştiren Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'den. Köşesinde kendisini hedef alan Özdil'den var olduğunu savunduğu maddi hataları düzeltmesini sosyal medya aracılığı ile istiyor?

"Sayın Özdil, yazınızda, pek çok yazınızda olduğu gibi ciddi bilgi yanlışlıkları var" dedikten sonra önce kendisinden bahsediyor… Bütün akademik hayatım ODTÜ'de geçti. Bölüm Başkanlığı yaptım. Malezya'da iki yıl misafir öğretim üyesi olarak çalıştım. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Türkiye'nin de dâhil olduğu altı ülke tarafından kurulmuştur. Bir ülkenin kurucusu olduğu üniversiteyi tanımaması çok gariptir. Ayrıca zahmet edip bakmadığınız için söyleyeyim yüksek lisansımı ve doktoramı sosyolojide dünyanın en önde gelen üniversitesi olan Şikago Üniversitesinde yaptım

ODTÜ'den özel sektöre transfer oldum. Büyük bir şirketler grubunun bir şirketinde önce genel müdür yardımcısı sonrada üst yönetici olarak 2,5 yıl çalıştım. 200 işçisi olan ve bir fabrikaya sahip bu şirketten ayrılıp kendi bilgisayar şirketimi kurdum. 2 yıl çalışmadan sonra ODTÜ'ye döndüm. Merhum Ekrem Pakdemirli'nin teklifi ile Ulaştırma Bakanlığında bakan danışmanı olarak çalıştım…”

Özcan daha uzun olan bu listeyi "idari tecrübesi yok" değerlendirmesi için yaptığını belirterek, bu suçlamanın, "havada kalan ve gerçeği yansıtmayan sözler" olarak değerlendiriyor. AKP ile ilişkilerini anlatırken de YÖK Başkan'ı olana kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı da Abdullah Gül'ü de tanımadığını, elini bile sıkmadığını söylüyor. YÖK Başkan'ı olarak da yaptığı hizmetleri kendince şöyle sıralıyor:

Katsayı sorununu çözdüm. Başörtüsü yasağını kaldırdım. Üniversite sınavlarını iki ayaklı hale getirdim. Farabi ve Mevlana Programlarını yarattım. ÖYP Programını canlandırdım. Öğretim üyelerine yurt dışına çıkıp 3 ay ila 1 yıl arası bilimsel çalışma imkânı sağladım. Üniversiteden atılmayı ve bütünleme sınavlarını kaldırdım. Ülkemizin çok ihtiyacı olan akreditasyon kurulunun alt yapı çalışmalarını yaptırdım.

Özcan bu faaliyetlerini AKP'ye değil, 80 milyonun faydalanacağı icraatlar olarak tanımlayarak Türkiye'ye hizmet olarak sayıyor. Yusuf Ziya Özcan, diplomatlığı ile ilgili yorumlara karşılık da Yılmaz Özdil'i hedef alan cevabında şu savunmayı sorularla sıralıyor.

“Sizin tanıdığınız hangi büyükelçi dört yılda bulunduğu ülke ile ticaret hacmini 1 milyar dolar arttırmıştır? Hangi büyükelçi Türk öğrenci sayısını 930’lardan 3350’ye çıkarmıştır? Hangi büyükelçi ülkemize gelen sayısını 430 binden 510 bine çıkarabilmiştir. El insaf. Konuşma daveti alma meselesine gelince; Allah hamdolsun beraber çalıştığımız rektörlerin hemen hepsiyle ilişkim devam etmektedir. Bırakın konuşma teklifi almayı çok çekici iş teklifleri hala gelmektedir. Bir özel sektör kuruluşunda çalışmaktayım ve genelde gördüğüm ilgiden son derece memnunum. Müsaade ederseniz daha sakin bir hayat yaşamak ve anılarımı yazmak istiyorum. Sayın Özdil, bir kimse hakkında söz söylerken biraz adaletli olmak gerekir!”

Bence de...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Salih zeki şenkaya 2017-08-04 08:43:03

Yusuf Ziya hocamızı hep tskdir edib diğer akademislenlerimizin de onun gibi ülkesinin yükslmesi yücelmesi için gayret göstermelerini arzuluyoruz. Sayın Özdil'in dedikodu kıylukaal tarzı ve uslubuyla hayat felsefesiyle ülkenin imarı için hangi çiviyi çaktığını bilen varsa söylesin. Yusuf Ziya hocama hürmelerimle.

Avatar
Kaan Karacaalp 2017-08-05 17:52:06

"İstersen boynumuzu vur peşinizi bırakacağımızı mı sanıyorsunuz""Yeni CHP"liler Yılmaz Özdil'i hapse attırmaya çalışıyor, Yılmaz Özdil geri adım atmıyor

Sözcü gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, Atatürk’e hakaret eden Mustafa Armağan’ın çıkardığı “Derin Tarih”dergisinin 17 kişilik danışma kurulu üyeleri arasında MHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu'nun yer aldığını kaleme aldı.

Yılmaz Özdil’in “Tescilli Atatürk Düşmanı” başlıklı bu yazısıyla ilgili tekzip kararı çıktı ve Özdil bugünkü köşesine“Tekzip metni” başlığıyla bu tekzip metnini taşıdı.

Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu'nun tekzip metninde “09.05.2017 tarihinde Yılmaz ÖZDİL imzasıyla yayımlanan ‘Tescilli Atatürk Düşmanı’ başlıklı köşe yazısında yer alan hususlara ilişkin olarak, kamuoyunun doğru bilgilendirmesini sağlamak üzere, aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur. Bahse konu köşe yazısında, MHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Ekmeleddin Mehmet İHSANOĞLU'nun şahsı hakkında birtakım temelsiz iddialara dayanılarak yapılan yorum gerçeği yansıtmadığı gibi halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmektedir” ifadeleri yer aldı.

“AL SANA TEKZİP!”

Yılmaz Özdil yazısında, “Al sana tekzip” ara başlığıyla Ekmeleddin Mehmet İhsanoğlu'nun tekzibine derginin danışma kurulunun fotoğrafını yayımlayarak yanıt verdi.

“Tescilli Atatürk düşmanı, feto tetikçisi Mustafa Armağan'ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı Derin Tarih dergisinin ‘danışma kurulu üyesi’ olduğunu… Bu danışmanlık görevini 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar sürdürdüğünü yazmıştım” diyen Özdil şöyle devam etti:

“Somut gerçek mi bu bilgi? Somut gerçek. Belgeli mi? Belgeli. Derginin künyesinde ‘danışma kurulu üyeleri’ arasında ismi var. Zaten tekzip metnini okuduğunuzda, inkar etmiyor, aynen kabul ediyor. Bizzat kendi ağzıyla ‘haziran 2014'te cumhurbaşkanı adayı olana kadar bu derginin danışma kurulunda yeraldığını’ söylüyor. E ben ne yazmışım? Tescilli Atatürk düşmanı, feto tetikçisi Mustafa Armağan'ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı Derin Tarih dergisinin ‘danışma kurulu üyesi’ olduğunu… Bu danışmanlık görevini 2014'teki cumhurbaşkanlığı seçimine kadar sürdürdüğünü yazmışım. Buna rağmen, tekzip göndermiş. Tescilli Atatürk düşmanı, feto tetikçisinin dergisinde ‘danışma kurulu üyesi’ olduğunu afişe ettiğim için, bana hakaretler sıralamış. ‘İftira’ attığımı söylemiş. ‘Yalan’ söylediğimi söylemiş. Kendisini ‘kasıtlı’ şekilde hedef gösterdiğimi söylemiş. ‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiğimi’ söylemiş.”

“DEĞİL SUÇ DUYURUSU, DEĞİL TEKZİP, İSTERSEN BOYNUMUZU VUR…”

Yılmaz Özdil, “Kendisi, tescilli Atatürk düşmanı, feto tetikçisi Mustafa Armağan'ın genel yayın yönetmenliğini yaptığı dergide ‘danışma kurulu üyesi’ olunca sorun olmayacak, ben bu kepazeliği halka anlatınca ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiş’ olacağım öyle mi?” diye sorarak yazısını şöyle sonlandırdı:

Yeni Chp'nin genel başkan yardımcısı ‘hapse tıkılmam’ için savcılığa suç duyurusunda bulunmuştu, Yeni Chp'nin iki milletvekili ‘hapse tıkılmam’ için yalancı şahitlik yapmıştı, şimdi de, Yeni Chp'nin cumhurbaşkanı adayı ‘halk düşmanlığı’ndan tekzip gönderdi. Yeni Chp'nin beni şu ana kadar mahkemeye vermeyen TBMM başkan adaylarını kınıyorum… Bi dahaki ‘adalet’ yürüyüşüne kadar bu vahim eksikliğin tamamlanmasını temenni ediyorum!

Ve, bu vesileyle bir kez daha soruyorum… Partide kimsenin haberi yokken, adı bile geçmiyorken, bu Ekmeleddin efendi kimin talimatıyla zart diye cumhurbaşkanı adayı yapıldı?

Seçime beş gün kala Pensilvanya'da vaaz veren feto, açık açık ‘her tavrımızda iman-ı ekmel, İslam-ı ekmel, ihsan-ı ekmel, ihlas-ı ekmel, rıza-yı ekmel, yakin-i ekmel demeliyiz, düşsek, sürçsek bile, kalktığımızda el-ihsan demeliyiz’ derken… Atatürk için canını bile vermeye hazır olan gerçek CHP'liler, Mustafa Kemal'in askerleri, kimin kumpasıyla Ekmeleddin İhsanoğlu'na mecbur bırakıldı?

Değil suç duyurusu, değil tekzip, istersen boynumuzu vur…

Peşini bırakacağımızı mı sanıyorsunuz?”

Odatv.com

04.08.2017

Avatar
Kaan Karacaalp 2017-08-05 17:57:01

Sorum şu sayın vekıl. Partınızde her fırsatta one çıkarılan Atatürk düşmanları ve bızzat kndı Atatürk'ü soykırımla suçlayan bır parti baskanıbasahıp YeniChpye neden ve nasıl guvenmemıızı ıstıyorsunuz? Gırdgı her seçimi kaybetmiş bır parti baskanını ölümüne savunmakacaba tukarıda ıfade ettığınız gazetecılık etığınene kadar yakışıyor sızce?
Saygılarımla