banner87
   Memleket değil, üçüncü mevki bekleme salonu, sürekli bir bekleme halindeyiz.Etrafımızda kan gövdeyi götürüyor, biz sakince istasyonda oturup bekliyoruz. Neyi bekliyoruz derseniz, adaletin yerine gelmesini bekliyoruz ama bu gidişle daha çok bekleyeceğiz…     Neden mi? memlekette adaletin terazisini ellerinde tutan yüksek mahkeme üyelerinin başkanları, iktidarı tek elde toplayıp otoriter bir yönetim kurmakla suçlanan Cumhurbaşkanı’nın davetiyle çay toplamaya gitmiş de ondan…     Şaka canım… Gitsinler, yesinler, içsinler, ne olmuş yani? Sanki mahkemelerde karar veren hâkimler onlar mı?     Nasıl ki ilk seferini yapan hızlı trenin raydan çıktığı kazada 36 kişinin ölmesi üzerine, istifa edip etmeyeceği sorulan ulaştırma bakanının ‘Neden edeyim ki? Treni ben mi kullanıyordum?” demesi gibi.     Hem böyle soru sorulur mu ya, ayıp ayıp…     Ne sorumlulukları var ki? Niye üzerlerine alınsınlar ki?     Hem yargıçlar ne yapsın? Davete icabet etmemek ayıp değil mi?     Ama yasama, yürütme, yargı organlarının bağımsızlığı ilkesi, ama hukuk?     Aman boş ver işte gak guk…                                                                              ***          Peki, boş verelim…      Gelelim dokunulmazlıkları kaldırıldığı için yargılanmayı bekleyen, aralarında parti genel başkanlarının da olduğu milletvekilleri...      Bunlarının bir kısmı iktidar partisinin milletvekili, bir şekilde yırtarlar diyelim. Zaten asıl yargılanması beklenen ve adı yolsuzluk skandallarına karışan malum dört bakanın dosyası bulunmuyor bu fezlekeler arasında.      Hakkında fezleke olan MHP’li sayısı da çok az.      Hem mecliste dokunulmazlıkların kaldırılması için verilen destekten sonra lafı mı olur, ayrısı gayrısı yok artık, ha AKP ha MHP…      Olan CHP ve HDP milletvekillerine olacak.      Ben değil, CHP’li Muharrem İnce söyledi geçen gün. Meclis bahçesinde karşılaştığı HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve gazetecilere ‘Amaann, boş verin nasılsa aynı koğuşta yatacağız’ diye espri yaptı.       Espri bir yana tutuklanacağı konuşulan birçok milletvekili var.      HDP’liler ifade vermeye mahkemelere gitmeyeceklerini söyledikleri için büyük ihtimalle TBMM’de gözaltına alınacaklar, beklenti bu yönde. Neredeyse hepsi hakkında fezleke bulunan HDP Milletvekillerini Meclis dışına atmaya meraklı çok insan var.        Son 30 yılımıza damga vuran hareketler bunlar… Meclis çatısı altında siyaset yapmaya çalışan legal insanları tutuklayıp Meclis’ten atmaya çalış, sonra gidip Güneydoğu’da Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı şehirleri bombala… Ki bugüne kadar bir faydası olduğu görülmedi.        HDP’de en çok fezlekeye sahip Selahattin Demirtaş’tan sonra Figen Yüksekdağ, İdris Baluken, Nursel Aydoğan, Pervin Buldan, Selma Irmak, Sırrı Süreyya Önder, Tuğba Hezer Öztürk gibi isimler önde geliyor.                                                                                                                  ***         CHP’de hakkında fezleke olan milletvekili sayısı 51. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile aralarında Sezgin Tanrıkulu, Akif Hamzaçebi ve Barış Yarkadaş’ın da bulunduğu 11 CHP’li hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” dosyası var. 4 yıl hapis istemli bu davalarda, Kılıçdaroğlu ve 11 CHP’li milletvekilinin tutuklanabileceği iddia ediliyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bu ihtimali uzak görmediği son zamanlardaki konuşmalarından anlaşılıyor. CHP lideri sık sık demokrasi için bedel ödemek gerektiğinden, gerekirse cezaevinde de yatabileceğinden bahsediyor. Bu tavrı ‘Teslimiyetçi bir yaklaşım’ olarak pasif görenler de var, ‘Kardeşim adam diktaya karşı direniyor’ diyen de…         Bana kalırsa Kemal Abi yoruldu, biraz cezaevinde yatıp dinlenmek, yıllardır fırsat bulup okuyamadığı kitapları okumak istiyor. Hatta belki Can Dündar gibi cezaevinde kitap yazma projesi de olabilir… Dokunulmazlıklarla ilgili kendisinin bireysel olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurmayacağını açıklaması da bunu gösteriyor.          Hadi diyelim kendi gitti yattı Kemal Abi, peki genç CHP’lileri nasıl kurtaracak? Çünkü Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın avukatı Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, Kılıçdaroğlu'nun Salı günkü konuşması sırasında bir grup CHP'linin alkışlar eşliğinde slogan atıp, Erdoğan'a hakaret ettiklerini belirterek suç duyurusunda bulundu ve bu kişilerin 1yıldan 4 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istedi.          Siyasetin dili giderek şiddetleniyor… Bu süreçte CHP’de bir kopuş da yaşanabilir.          Biz ise hâlâ adalet bekliyoruz…          Kartopu oynarken bıçaklanarak öldürülen gazeteci Nuh Köklü’nün Avukatı Mehmet Ümit Erdem hakkında da Cumhurbaşkanı’na hakaretten dava açıldı. Sebep, duruşma sırasında Nuh Köklü’nün katili baharatçı Serkan Azizoğlu’na sorduğu soru… Avukat Erdem, katile “Madem dükkânınızın camına kartopu atıldı, neden polis çağırmadınız? Neden elinizde bıçakla dükkândan çıktınız? Sorunu kendiniz çözmeye kalktınız? Esnaf gerektiğinde askerdir, polistir, alperendir saikiyle mi hareket ettiniz?” diye sorunca hakkında soruşturma başlatıldı. Avukat Mehmet Ümit Erdem, Cumhurbaşkanı’na hakaretten 4 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak.          Ama ondan önce, 27 Mayıs Cuma günü Kartopu Davası’nın karar duruşması görülecek. Yarın, kartopu oynarken bıçaklanarak öldürülen gazeteci Nuh Köklü için mahkemeden adaletli bir kararın çıkmasını, katilin hak ettiği cezayı almasını  istiyoruz.          Adaletin gelmesini bekliyoruz…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.