banner87

Hep söylüyorum. 15 Temmuz darbesi kanlı ve iğrenç bir teşebbüstür. Affedilemez, sorumluları hesap vermeli. Bu darbe teşebbüsü affedilemez bir suçtur.
Ancak, bu darbe teşebbüsünü gerekçe göstererek dar alanda dar kadrolaşma çabası da iğrençtir.
Bu badireyi kişisel ve yandaş çıkarına dönüştürmeye çalışanlara da vah vah. Yeni sorunların kaynağını yaratanlara da yazıklar olsun.
Oysa hepimiz samimi duygularla olayların peşinden gitmeye değil, çözümüne ısrarla devam etmeliyiz.  Kısa sürede dediklerimiz yine çıktı işin kaytarmasına kapılmadan. Siyasette ve toplumda milli mutabakat kisvesiyle kutuplaşmayı kaldırmaya çabalamak, muhalefetin muhalefet etmesinden vazgeçirmek, tek yapılı muhalefetsiz bir ortama sürüklemek anlamına da gelmektedir.
Hep söylüyorum, uzlaşmak asla aynileşmek değildir.
Farklılığı muhafaza ederek, birlikte yaşama iradesini ortaya koymaktır.
Etnik ve inanç farklılığa bakmadan, barış içinde bölünme çabalarına Karşılık canımızı ortaya koymamız gereken Yurt kavgasıdır.
Bu kavramda birleşenlerle mutabıkız.
Atatürk İlke ve İnkılapları, laiklik ve cumhuriyetçi demokrat kavramda birleşenlerle de mutabıkız.
Bunlara karşı olanlar hasmımızdır.
Hangi etnik ve inançtan olurlarsa olsunlar!
Hangi siyasi partiden ya da meslek grubundan olurlarsa olsunlar bu tavrımız değişmez.
Devlet yapısının dağıtılmak istendiği günümüzde birlik ihtiyacı hayatidir.
The Cemaatten korkanlar, diğer cemaatlerde lirim vererek öteki cemaatleri  meşrulaştıramaz.
Faşizmin yeni hallerine ihtiyaç da tahammül de yoktur.
Çünkü dinci faşizmde iyi niyetli hamlelerle mutabakat beklemek saflık olur.
Ortadoğu haritada gördüğümüz sadece o coğrafya da değil artık,  Emperyalizm  orayı karıştırdıkça, fitilini ateşlediği bombalar canlı canlı ABD’de ve Avrupa’da patlıyor. Nitekim küreselleşme dediler ve Ortadoğu’yu da kendi bünyelerine taşıdılar.
20. yüzyılın ulusal kurtuluş savaşları bile bu kadar korkutmamıştı ABD-AB Emperyalizmini. Onlar maalesef şimdi canlı bombalardan ve canını kurtarmak isteyen mülteci akınlarından dehşete kapılıyor. AB ülkelerinde faşist partiler güçleniyor. ABD ise Cumhuriyetçi Başkan Baba Bush'un, 'Oyumu Demokrat Clinton'a vereceğim' diyecek kadar karmakarışık.
Atatürk, "Ekonomik bağımsızlığını kazanmayan uluslar köle olurlar. Bunun için de, 'fabrikalarımız kalelerimiz' diyordu. Rahmi Koç'un dediği gibi çimento ve binalarla değil.
Üretimle, ancak üretimle!
Deniz Gezmiş , 'emperyalizmin kucağında bağımsızlık savaşı verilmez' diye sorunu haklı cepheden siyasallaştırmıştı.
Bu sözleri 15 Temmuz'dan önce söyleseydim, birçok insan klişeleşmiş sözler olarak değerlendirilebilirdi. Oysa şimdi o kadar anlamlı ki. Bugün bağımsızlık ve ulus devletin önemi apaçık, ayna gibi ortadadır. Ekmek su kadar da elzem.
İktidar her rejimde vardır.
Merhum İsmet İnönü'nün dediği gibi aslolan muhalefettir. Demokrasilerde iktidarlar, muhalefetin izinden yürür. CHP ve Lideri Kılıçdaroğlu'nun istismar edilmemesi bu anlamda çok önemlidir. FETÖ suçlaması CHP'ye yapışmaz. Akıllı olun, kıymetini bilin.
Günümüzde TBMM Yapılanması içinde parlamenter muhalefet düzleminde iki odak var. CHP ve MHP… HDP  ise, 'çözüm sürecinde’ ince siyasetler peşindeydi, darbe girişimi sonrası durumu ortada.
HDP zaten şu sıralar Kandil siyaseti, Rojava siyaseti derken neredeyse siyasetsiz, devre dışı gibi. Kürt sorunu bakımından tespitlerimiz ve tercihlerimiz geçerli: Çözersen bağ olur ve hatta iki halk arasında kopmaz bağ olur, çözmezsen dağ olur! Ama artık Kürt hareketinin ısrar ettiği siyaset yüzünden Kürtler olumsuz  şanslarını yenemiyorlar, sadece ABD kazığı yiyorlar.  
HDP yine görece özerk muhalif söylemiyle devreye girmediği, CHP milli mutabakat söylemiyle AKP tarafından kandırılmaktan kurtulmadığı sürece mevcut parlamenter sistemin bekleme odasında kalacağı açıktır. Muhalefetin kısmen bile işe yarayacağını sanmak toplumda hayal kırıklığına yol açar buda toplumlarda güce tapınmayı sağlar veya yeni arayışları başlatır.
Bu konuların bileşkesi şöyledir: FETÖ tasfiye edilse de, cihatçı resmi, gayri-resmi çeteler kol gezerken, devlete cihat ilan etmişken alınacak başka ders yok. Parlamento var olduğu kadarıyla bile mecliste bulunan milletvekilleri akıllarını başlarına toplayıp bu durumu değerlendirirler  bundan sonra da Allah korusun parlamento kalmaz.
Kargaşa tamtamları çalıyor. Yoksa bizleri kıtır kıtır kesecekler mi? Yaşasın ölüm  diye hamaset kesmenin faydası yok, toplumsal direnme tecrübesi ve bilincinin  örgütlenmesi şart. Bu şartların gereği ise ABD-AB emperyalizmi karşıtlığıyla  faşizmin ve faşizm karşıtlığıyla   emperyalizmin yanına geçmeyen tam bağımsız bir siyaseti örgütlemeliyiz.
Madem devrimciler olarak sıradan ve gerçekçi insanlarız, mevcut koşullarda ancak  küçücük mutluluklarımız ve azıcık  çarelerimiz olabilir, bunun artık farkında olmalıyız! Az ve küçücük mutluluklarımızı çoğaltarak upuzun ve kocaman umutlarımız ve çarelerimiz peşinde koşabilmek için hayatta kalacağız. O halde yapacaklarımız, az ve küçücük de olsa, hayatta kalabilmek uğruna, olumsuzluklar  karşısında  direnmek tek çaremiz. Neden? Elbette her direniş sonucu  kazanacaksın diye bir şey de yok, ama direnmezsen her zaman kaybedersin…
Bakın halkın, Tarık Akan sevgisi, sevgimiz neden? Direnişten yana olmasından ötürü değil mi?

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.