banner87
Günler ölüm haberleriyle geçiyor nicedir, şu kadar çocuk, şu kadar kadın, genç yaşlı, asker polis… Günün sonunda bilanço çıkıyor, kimisi çatışmada ölmüş oluyor ama kimisi de evinde otururken içeriye roket düştüğü için hayatını kaybediyor, kimi damda sigara içerken vuruluyor, kimi patlayan bombalardan korkup kalp krizi geçirip ölüyor. Hamile bir kadın vuruluyor, sekiz aylık bebeği karnında ölüyor, kendi hayata zor tutunuyor… Yaralı çocuklar battaniyeye sarılı kucakta koşarak hastaneye götürülmeye çalışılıyor, yanlarında beyaz bayrak sallanıyor ki ateş açılmasın… Sanki savaşta düşmandan mola isteniyor, beyaz bayraksız sokağa çıkılamıyor çünkü sokağa çıkmak yasak… Cenazeler de dışarı çıkarılamadığı için evlerde bozulmadan saklanmaya çalışılıyor. Çoğu zaman elektrikler kesik. Bazen çocuklarını derin dondurucuda saklıyor anneler, bazen buz kalıplarıyla sarıyor soğumuş bedenlerini… Her ölüm erken şüphesiz ama bu kadar ölüm, bu derece ölüm hak mı?

Bu ölme, öldürme kararlarını kim veriyor? Kim kendinde bu hakkı görüyor? Ülkeyi başka türlü yönetebilmek ellerindeyken, bu savaş, kan ve gözyaşını kim tercih ediyor? Ölen güvenlik görevlilerinin ardından kader diyen, bu işin fıtratında ölüm var deyip geçen, üzerinde bile durmayan insanlar, masum sivillerin, kadınların çocukların, gençlerin yaşlıların ölmesinden üzüntü duyar mı? Duymuyorlar, önemli olan bu çarkın dönmesi çünkü ne pahasına olursa olsun…

Peki doğuda bunlar olurken batıda güllük gülistanlık mı her şey? Gencecik bir kız, Dilek Doğan evinde öldürülmedi mi? Evinde hem de annesinin, babasının, abilerinin gözü önünde polis tarafından vuruldu. Dilek Doğan’ın vurulduğu anın görüntüleri ortaya çıktı ya, günlerdir gözümün önünden gitmiyor… Bu kadar vicdansızlık, bu kadar yok yere ölüm, bu kadar insan hayatını hiçe saymak olamaz… Ama oluyor işte insan hayatı sudan ucuz… O anda polise yumruk atan abiye laf söylüyor insanlar, o anda ne yapsan hırsını alamazsın…

Dört çocuğundan en küçüğü, tek kızı gözünün önünde vurulmuş anne polise terlik fırlattı diye eleştiriliyor ya, şaşırıyor insan… Kimsede vicdan kalmamış, terazinin ayarı bozulmuş. En çok da o anneye şaşırıyorum, bu olanlara rağmen yaşamaya devam edebilen o anne, ne mübarek kadın… İnsan akıl sağlığını yitirebilir çünkü bu yaşananlar delirtir insanı. Bu çok mümkün…

Dilek Doğan’la ilgili olarak ilk günlerde canlı bomba operasyonu yapıldığı, oturdukları gecekondunun sabıkalı olduğu, bütün ailesinin örgüt üyesi olduğu iddiaları ortaya atılmıştı. Dilek’in masum olduğu ve bir hiç uğruna öldürüldüğü ortaya çıktı.

Devlet bazı insanlarını gözden çıkarmış demek ki, olsa da olur olmasa da…

Önceki gece Gaziosmanpaşa’da yapılan bir operasyonda yine iki genç kadın evlerinde vuruldu. Olaydan sonra soruşturma dosyasına hemen gizlilik kararı getirildiği için avukatlar bile konuyla ilgili bilgi alamadı. İddialar muhtelif, iki genç kadının bombacı oldukları, polise ve bazı yandaş gazetelere bomba ile saldırdıkları öne sürülüyor. Kim bilir altından ne çıkacak? Devlete olan güvenimizi kaybetmiştik, daha fenası adalete olan inancımız da kalmadı.

Cezaevlerinden mektup yağıyor, çeşitli gerekçelerle haksız yere dört duvar arasına konulmuş insanlar adalet aramak, seslerini duyurmak için gazetelere gönderdikleri mektuplara içini döküyor. Gençler cezaevinde hayata tutunmanın bir yolu olarak şenlik düzenliyor, biz dışarıdakileri “Umuda Davet” şenliğine katkıda bulunmaya çağırıyor.

Bugünlerin bünyede yarattığı ağır hasarı onarmanın bir yolu müzik sanki… Müziğin o ruhu okşayan, yaraları iyileştiren mucizevi gücünden yararlanmaya bıraksak kendimizi. Batıda ‘güvenli’ şehirlerimizde bilgisayar başında otururken duyduğumuz azabı dindirebilsek. Ama öyle her müzik iyi gelmez, örneğin bir dönemin başucu albümlerinden ‘Ada’yı bulsak, Livaneli’nin o eski tanıdık bildik sesinden ‘Akıp Giden Günlerimiz’ şarkısını dinlesek… Bu şarkı Yağmur Atsız’ın ‘Günlerimiz’ şiirinden uyarlamadır ki şiirin de mutlaka tedaviye dahil edilmesi, okunması gerekir.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.