Yazıcıoğlu 'Kaza'sı 'Derin NATO'nun işi mi?..
Efendim; son yıllarda birçok şüpheli ölüm olayı yaşandı. Ancak bunların en ilginci ve tam anlamıyla bir muammaya dönüşeni Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve arkadaşlarının içinde bulunduğu helikopterin esrarengiz düşüşüydü. O günden beri bu kaza (?) tüm netliğiyle halen aydınlanabilmiş değil. Hakkındaki soru ve kuşkular ise bitmek bilmiyor.
Nitekim, olay daha ilk andan benimde dikkatimi çekecekti. Hatta kendimce bir komplo teorisi bile geliştirdim (İşin komiği; buna önce dudak bükenler sonra olabilir demeye ve hatta savunmaya başladılar). Bence bu kaza, Elektro-Manyetik Silahlar kategorisindeki yeni nesil silahlar kullanılarak gerçekleştirilmiş bir sabotaja daha çok benziyordu. Merak edenler, internette eski yazılarımı ya da ilgili kitabımı bulup bakabilirler.
Muhsin Yazıcıoğlu ve onun temsil ettiği gelenekle, hem geçmişte hem de bugün, hiçbir siyasi-ideolojik yakınlığım yoktur. Hatta, karşıt saflarda yer almıştık. Ancak bu ülkede, bir siyasi parti liderinin ölümüne dair böylesi iddialar öne sürülebiliyorsa, olay artık herkesin sorunuydu. Sağ-sol ayrımı yapmadan bunu talep etmek herkesin göreviydi. Bugün bunu sağcı bir lidere yapanların yarın solcu bir lidere yapmayacaklarının hiçbir garantisi yoktur!
Neyse, bugünlerde konu yeni ve ilginç iddialarla tekrar gündemde. Daha çok Kurtlar Vadisi dizi senaryosunu andırsa da, bazı açılardan düşündürücü. Basında yer aldığı kadarıyla, Malatya Cumhuriyet Savcılığı’na BBP kurucularından Emrullah Önalan tarafından bir ifade verilmiş bulunuyor.
Bu ifadede “Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölmeden önceki infaz görüntülerini izlediği, görüntülerde Yazıcıoğlu’nun başında üç kişinin olduğunu, Yazıcıoğlu’nun elleri havada sanki dua eder gibi durduğunu, görüntünün uzun bir görüntü olduğu ve sadece 15 saniyelik bir bölümünün izlettirildiğini; ekibin NATO kaynaklı olduğunu, orada olup, görüntüyü sızdıran şahsın ‘Burada görevliydim ama biz ne yaptığımızı bilmiyorduk. Bize bir görev verdiler, görev yapıldı. Ama daha sonradan vicdanen rahatsızlık duyuyorum, bu yüzden bu işin açığa çıkmasını istiyorum’ dediği” belirtiliyordu.
Bilemiyorum; bu çapta gizli bir operasyonun görüntüleri çekilir mi, çekilse bile başkalarıyla paylaşılır mı, izlettirilirse niye sadece 15 saniyelik bölüm izlettirilir, görüntülerin üretilmiş görüntüler olma ihtimali nedir, Muhsin Yazıcıoğlu’nu bile öldürmeyi göze alanlar bu kişileri sağ bırakır mı? İlginç!..
Ancak ilkin “Muhsin Yazıcıoğlu’nun sağ olduğu” bilgisinin resmi kanallarca ortaya atılması, sonradan ölen gazeteci İsmail Güneş’in telefon verileri, kırıklarının durumundan yola çıkılarak, dövülerek öldürüldüğü tespiti ve gene kazada ölen BBP’li Murat Çetinkaya’nın cesedinin silahı elinde vaziyette bulunması gibi gariplikleri birleştirdiğimizde, olay hepten tuhaflık kazanıyor.
Aynı iddiayı Gazeteci Abdurrahman Dilipak da dile getirdi. Dilipak “Malatya'dan iki helikopter kalktı. Ardından da Akdeniz'de bulunan bir Amerikan gemisinden helikopter kalktı, geldi ve ondan sonra o da Ağrotur Üssü’ne döndü. Bu işin içinde Amerika, İngiltere ve siviller var.” demekteydi.
Bu olayda, bugüne kadar herkes topu birbirine attı. Hiçbir yere varılamadı. Son iddialarla birlikte ise akla şu soru geliyor: acaba olay bir uluslararası derin yapının operasyonu olabilir mi? Eğer öyleyse, o yüzden mi açığa çıkarılamıyor?
O zaman ayrıca bir egemenlik sorunu doğmaz mı? Senin hakimiyet alanında, gene senin bir siyasi parti liderini öldürebilecek kadar güçlü kimler olabilir? Şayet, gene birileri olayı hazır adreslere yıkmak için yönlendirme yapmıyorsa, hayli düşündürücü iddialar bunlar…