Kim ne derse desin, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Davutoğlu arasındaki, "yetki kullanımı ihtilafı" başka bir deyimle "yetki kargaşası" su yüzüne çıktı.

Tıpkı Bayar-Menderes, Özal-Mesut Yılmaz, Demirel-Çiller arasında olduğu gibi.

AKP'nin yapısı ve ilişkilerin farklılığı, bu ihtilafın kamuoyunda yansımasını geciktiriyor. Kol kırılır yen içinde kalır misali. Ama Erdoğan'ın açık açık, "Umarım AB'den para ile gelir" sözü bile Davutoğlu açısından kol kırılmaktan öte kalp ve kafa kırıyor...

Başbakan Davutoğlu açısından çok ama çok "rencide edici" bir tavır olduğunu kimse inkâr edemez.

Cumhurbaşkanı Erdoğan kesinlikle Başkan olmak istiyor. Kol ve kalp kırılmasa bile  Başbakan Davutoğlu ve AKP'nin TBMM Grubu bu yok sayılmayı hatta "yok olmayı" asla kabullenemez. Bu eşyanın tabiatına aykırıdır.

Peki, ne olacak?


Erdoğan AKP'nin hazırladığı, ‘Yeni Anayasa’ önerisini mutlaka TBMM onayına ve oylamasına sunacak.

AKP Grubu gizli oylamada oy vermez de Başkanlık sistemine hayır derse ya da bölünürse erken seçimi dayatacak. Bu kesin.

Yok, eğer AKP Grubu fire verirse MHP ile birlikte hareket ederek ‘Yeni Anayasa ve Başkanlık’ sistemini referanduma götürecek. Oylama sona erip, sandıklar açılmadan da erken seçim kararını açıklayacak.

Her şartta erken seçim Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın gündeminin birinci maddesi olacak.

Aslında AKP içinde üç güç odağı var: Gül-Arınç, Davutoğlu ve Erdoğan taraftarları.

Davutoğlu, Arınç'ı reddetmiyor ama mesafeli de.

Erdoğan, Abdullah Gül'e, "Hareketi bölme" diyor. “Bülent Arınç da bölmesin” diye mesaj veriyor.

Mesaj Boydak Ailesi üzerinden geldi: Ankara Cebeci-Kurtuluş'ta yeni parti binası satın alan Boydak'ların tutuklanmasıyla…

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Bülent Arınç'ın kendisine ilk muhalefet bayrağını açan Abdüllatif Şener gibi davranmasını istemiyor. Kendi bakışları ile "Abdüllatif Şener sendromu".

ABD’nin Erdoğan'ı istediği pek söylenemez. Gerekçesi de gayet basit. Tepkilerinin ve kararlarının ön görülememesi…

TSK üzerinden Suriye ve PKK terörüne bakmaktan yana. AB ve ABD Sur, Şırnak ve benzeri PKK militanlarının eylemlerine karşı suskun. İnsan hakları ihlali olarak da görmüyor.

Ama batı medyası farklı. Eskiden “Rebel Kürt” yani Kürt ayrılıkçılar deyimini kullanan batı medyası artık Kürtler diyor. PKK ise kanlı eylemlerini Türkiye'ye, "gel gel etmek için" yapıyor.

PKK'nin eylemleri, Suriye'de yaşananlar, Kürt devleti iddiasının Türkiye kadar İran 'ı da rahatsız etmemesi mümkün mü? İran buna asla razı olamaz.

Bu da; “İran’ın Suriye politikasında Rusya ve ABD ile uzun süre paralel davranması söz konusu olamaz” demek.

Çünkü biliyor ki, ABD  bölgede konfederasyonlar oluşmasını da olası ihtimaller arasında tutuyor.

Küçük devletlere bölünen coğrafyayı, devletler topluluğu ile konfederasyonlar çatısı altında toplanması hayata geçerse en zararlı devletlerden birisi İran olur. Buna da asla  izin veremez.

Bu politikanın anlamı şu, Esed ya da Esat ile diyalog süreci İran üzerinden başlayabilir mi? Ne dersiniz?

Bu da benim komplo teorim.

Ya CHP, komplo teorisi bile yok! Her kademede kafaları hala çok karışık.

Son aldığım habere göre erken seçimi dikkate alarak Haziran'daki tüzük kurultayının seçimli olmasından vazgeçmeyi tartışıyor. MYK üyelerinin, PM dışından atanması yönündeki değişiklikten de...

Kemal Kılıçdaroğlu da erken seçim diyecek anlaşılan.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.