banner87

Önce büyük fotoğrafa bakalım;
Ülkemiz bugün görünmez bir holdingin kuşatması altında. 
Siyaset rantı holdinginin. 
FETÖ terör örgütü ile mücadele sürüyor ama içinde her kesimden cemaat yapılanmasının da olduğu ve iktidar yanlılarının da bulunduğu siyaset holdingi hala etkisiz hale getirilemedi. 
Devreden çıkarılmadı. 
Çıkarılmaya da pek niyetleri yok.
Rantın ve çıkarın olduğu her alanda iktidara yakın şirketler ön planda.
Özelleştirmelerden, belediye ihalelerine, enerjiden, köprü, otoyol, altyapı projelerine kadar paranın, ihalenin olduğu hemen her iş iktidardan ve siyasetçilerden geçiyor.
İnsaf ile şöyle düşünelim mi? Elimizi vicdanımız koyarak...
Bugün ülkemizin içinde bulunduğu durumla 2002 yılını kıyaslayalım.
Dünün yırtık ayakkabısıyla  gecekondularda siyasete girenler bugün hangi holdinglerin  sahipleri acaba?
Ticaret sicil kayıtlarına Google amcanın yardımıyla  girdiğinizde karşınıza çıkacaktır. Sadece son 14 yılda bazı kamu kaynakları; TOKİ, özelleştirmeler, imar rantı, TMSF üzerinden iktidar partisine yakın iş adamlarına aktarılmadı mı?
Milyar dolarlık zenginlikler yaratıldı. 
Kamudan yandaş özel sektöre servet ve mülkiyet transferi yapıldı!
AKP' iktidarını, siyasetini ekonomik temeli bu sisteme dayandırıyor. Muhalefet partilerinin karşısında yalnızca bir siyasi parti yok, yeni zenginleri ile milyarlarca dolara hükmeden, bu paralarla yandaş radyo, televizyon, gazete, internet siteleri kurduran, kamu kaynakları ile bu medya kuruluşlarını destekleyen, ihaleler yolu ile medya patronlarına "yaptıkları hizmetin karşılığını veren" devasa bir ekonomik çarktan söz ediyorum.
Bir holding yapılanmasından…
Hazine yardımları hariç siyasi partilerin finansmanının neredeyse tamamı  kayıt dışıdır ve defterin kâğıdın olmadığı, kaydın tutulmadığı bir sistemdir. Özellikle yerel yönetimler aracılığıyla rant üreten ve bu rantı şeffaf olmayan koşullarda dağıtan, hukukun güçlüden ve paradan yana çalıştığı, eşit koşulların ortadan kaldırıldığı bir sistemdir. Bu nedenle de yolsuzluk üretmeye mahkûmdur.
AKP iktidarının yolsuzluk ekonomisini taçlandıran, adeta kurumsallaştıran düzeni ile siyasi tarihimizde ayrı bir yeri vardır. Yolsuzluklar, yoksulluğa neden oluyor, yoksullaşan vatandaş iktidarın gıda ve para yardımına muhtaç hale geliyor. Birbirini besleyen çağ dışı bir sarmal!
Türkiye'yi dönüştüren, teslim alan yolsuzluk ekonomisine isyan etmek için  temiz olmak gerek. Başta siyasi parti liderleri, milletvekilleri ve bilhassa belediye başkanları!
Ancak siyaset bataklıkta beyaz takım elbiseyle dolaşmaya benziyor. Çamur bir şekilde gelip üstünüze yapışıyor. Bir örümcek ağı gibi Türkiye'yi saran yolsuzluk haritasında maalesef CHP'li bazı belediyeler de tartışılıyor. Belediye başkanlığı seçimlerinde adaylar belirlenirken öncelikle yolsuzluğa bulaşmayacak, aynı zamanda iş yapacak isimler arandı.
Ama evdeki hesap bazı belediyelerde şaştı! Siyasetin iç dinamikleri, parti içi güç dengeleri, liyakat yerine benim adamım olsun dayatmaları bu sonucu hazırladı! Kemal Kılıçdaroğlu üzerinde yolsuzluk çamuru tutmaz ama izi de kalmamalı! Siyasi liderlerin kurdukları ekibe ilişkin sorumluluğu unutulmamalı.
İnanıyorum ki siyasi kariyerini temiz siyaset üzerine inşa eden Kemal Kılıçdaroğlu önünde sonunda kirlenmiş belediyelerle ilgili gereğini yapacaktır. 
CHP, Kılıçdaroğlu'nun yolsuzluklara karşı net duruşu ve mücadelesi nedeniyle iddialara karşı her zamankinden daha hassas. Kılıçdaroğlu'nun kamuoyunda kabul gören bu "yolsuzlukla mücadele misyonu, AKP’nin kolay kolay yıkamayacağı kadar güçlü bir algı! Hiçbir belediye başkanının bu algıyı lekeleme hakkı yok!
Memleketin her yerinden yolsuzluk çamuru akıyorken, yolsuzluk yapan bir bürokratını mahkemeye vermekten zerre çekinmeyen dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen üzerinden, 23 yıl önceki İSKİ skandalı ile CHP vurulmaya çalışılıyor.
CHP’liler ev sahibini bastırmaya çalışan “yavuz hırsıza” aman vermemeli!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.