banner87

Ağustos ayına girerken, siyaset ile ilgili zeminler sık sık 'ne olacak?' diye soruyor.

Biz de bu soruyu 'tarafsız mahallelerde' dolaşan siyaset 'yaratıklarına' sorduk. İlginç cevaplar aldık.

Bir kısmına katıldık, bir kısmına da katılmadık. Öncelikle dış politikada görüş birliği içinde olması gerekiyor.

ABD'nin ne yapmak istediği ortada! Türkiye’yi de 100 yıl meşgul edecek yeni bir İsrail kurmak istiyor.

Doğru ya da yanlış; Türkiye bu sıkıntıdan 'tek parti' hatta ve hatta 'tek adam' yöntemi ile kurulmaya çalışıyor.

Zaman zaman Almanya ile geriyor, sonra geri adım atıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı diplomatik teamülleri de hiçe sayarak direk konuya dalıyor.

Türkiye işi güçlü Liderlik ile götürmeye çalışıyor. Bu doğru mu? Güçlü Liderlik 'adaletli' olmadığı için 'mağdurlar' hatta 'mağdur milyonlar' ortaya çıkıyor.

Bu eleştirimizi ve tespitimizi bir yana koyarak yapılan değerlendirmeyi 'karşı cepheden' yapmaya çalışıyorum.

Kim ne derse desin Türkiye'de ekonomi körtopal yürüyor.

TÜSİAD bile şikâyetçi değil. Sızlanmalarına bakmayın.

Onlar kapı arasında. Sıkıntı büyük, ama Türkiye yavaş da olsa yol alıyor.

Türkiye'nin etrafı ateş içinde!

Erdoğan'dan da kaynaklanan 'bir yalnızlık yaşıyor' Türkiye.

İşin özeti Türkiye riskleri iyi yönetirse bu ateşten çıkar.

Siyasi akıl bu riski yönetebiliyor mu?

İş ortada. Ama kim ne derse desin devlet mekanizması gerek bilimsel, gerek sosyolojik noktalarda parametreleri eskisinden daha iyi okuyor.

Daha çok kaynak harcıyor, yetişmiş elemanı da az değil. Siyasete gelince Erdoğan’a ve AKP'ye ayar verecek olan aslında yüzde 49 ve başını çeken CHP. Daha önce de söyledim.

Erdoğan da Kılıçdaroğlu da daha sonra aynı konuya değindi.

Yüzde 51 alan iktidar olacak. Tayyip Erdoğan ve AKP, MHP ya da HDP'nin baraj altına düşmesi halinde yüzde 30 ile bile cumhurbaşkanı seçecekken çıta yüzde 51'e yükseldi.

Erdoğan'ın riski de yüzde 2 gibi bir orana sıkıştı.

Cumhurbaşkanlığı seçimi yüzde 2 en fazla yüzde 5'e düştü.

Yüzde 25'e çakılan CHP için bu şans olabilir. Parlamenter sistem güçlü olmalı.

Tabii ABD Modeli Başkanlık olursa! Zaten şu anda yeni sistem vestiyerde tamire edilmek için yeni sahiplerini bekliyor.

Mevcut sistemin temel sorunu demokrasinin asli unsuru olan 'iktidar değiştirme' rolünü oynayamaması değil miydi?

Diğer sorunu da HDP ve MHP'yi bir araya getirebilecek koalisyon olgunluğuna henüz varmayışımız değil mi?

Seçimle iktidar değiştirilmedi. AKP yerleşti. Asıl sorun bu. Demokrasinin değiştirme kabiliyeti yok olmuştu.

Ve beğenelim beğenmeyelim yeni sistem geldi. Muhalefeti temsilen CHP, yeni bir program, kadro ortaya koyabildi mi? Cumhurbaşkanlığı için içinden yeni bir isim.

AKP ve MHP'nin yeni bir isim arayışı yok.

Erdoğan orada duruyor.

Ortada Meral Akşener isminden başka bir isim var mı?  Yok.  Zaten olmaz.

Kemal Bey aday değil.  Ortak aday, yani ortak lider! Olur mu?  Sanmam.  Olmaz da...

Gelelim 15 Temmuz'a.  Unutmayın FETÖ Darbesi Türkiye için gün geçtikçe büyüyen bir travmadır.

Kanserli hücredir. Halkın yüzde 92'si bu kanlı ve çirkin kalkışmaya 'darbe' derken, hiç kimse bu darbeye 'kontrollü' diyemez.

Kusura bakmasın. Milletvekilimiz ve arkadaşımız Tuncay Özkan elinde var olan FETÖ listesini niye darbe komisyonuna vermedi? Haklı olabilir. Ama bunu izah etmek zorunda! Niye Genel Başkanımız Kılıçdaroğlu 'haberim yok' dedi?

Bu tutarsızlık değil mi? Kırılganlık yaratmaz mı? Asla zan altında bırakmak istemem. Ama merak ediyorum. Ve cevap bekliyoruz. Memnuniyetle de yayınlarız. Unutmayın ki CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu adalet yürüyüşü ile dayanıklılık ve liderlik sınavını başarı ile verdi.

Adalet Yürüyüşü ile CHP'nin önünde hedef yenilemesi için referandum ve 15 Temmuz'dan sonra üçüncü fırsat da çıktı.

FETÖ Darbesinden sonra AKP de MHP de 'duruş ve politika' değişikliğine gitti. Türkiye 100 yıllık tarihinin en çalkantılı dönemini yaşıyor. Türkiye tarihinin en çalkantılı dış güvenlik sorununu yaşarken kurucu partisi CHP ne yapıyor? Devlet ile iktidarı ayırmak zorundayız.

Adalet Yürüyüşü ile CHP ve Kılıçdaroğlu muhalefeti rasyonelleştirdi. Başta da söyledim.

CHP bu üç gelişmenin yanına parlak bir program koymalı. Ekonomik ve güvenlik anlamında da... 2020 de, 2025 de. Ne dersen de. Yapmazsa ne olur?

Adalet Yürüyüşünden aklınızda ne kalırsa o. Yüzde on. Yüzde yüz çabala, yüzde doksan heba olsun, on kazan. Olmaz bu. Üçüncü tren kaçarsa ne olur? Haberiniz olsun; CHP referandum, 15 Temmuz gibi adalet yürüyüşünü de ıskalarsa Meral Akşener parti kuruluşunu Kasım'dan Eylül'e hatta Ağustos'a çekebilir.

Özet şu. CHP, devletin iç ve dış güvenliği konusunda gerekirse Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı sı- fatıyla aynı masaya oturacak. AKP ile dövüşecek. Tabii ki CHP'ye yakışır şeffaflıkta ve ağırlıkta.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.