banner87

Yalan insana ait bir söylem…

Komik gelmesin. Hayal gücünü de içine alır.

Erzurumlu Gullebi Turan ve Teyo ağa bunlara en büyük örnektir. 

Halkımız ‘palavracı’ diye adlandırdığı, ‘yalancıları’ aslında sever de! 
Ama palavra da yalan da zekâ ürünü olmalı. Karşısındakinin ‘duymak istediklerini’ üslubunca söyler yalancı, palavracı. Ama o palavra ve yalanların içinde ‘yağcılık’ yoktur. Hiciv vardır. 
Muhatabına ‘ince dokundurma’ ile eleştiri de vardır. 
Şahsen ben bu insanları dinlemeyi severim. Onlar aslında olamadıklarını, olmak istediklerini olmuş gibi anlatırlar. 
Erdoğan uçaktan ne zaman indi? 
15 Temmuz bir milattır. 
15 Temmuz gecesi  Cumhurbaşkanı Erdoğan ne zaman uçaktan indi. 
CHP Genel Başkanı ve Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ‘darbeye sonuna kadar karşıyım’ diyene kadar. 
Gazeteci Talat Atilla da sordu. Kim vardı Allah aşkına Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, uçaktan ininceye kadar sokakta. 
Sahi, AKP’de ‘darbe gecesi hangi bakanlar sokaktaydı?’  
AKP bu soruyu  kendisine sormalı ve ‘yoklama’ yapmalıdır.   
Her şey 75 milyonun gözü önünde oldu. 
Başbakan Binali Yıldırım ve mesai arkadaşları hemen sokaktaydı.  
Başka mı? İki kişi. 
Süleyman Soylu ve İzmir Milletvekili Hüseyin Kocabıyık. TRT’yi geri aldılar. 
Cesaretleriyle. 
Melih Gökçek neredeydi? 
Bir gecekondudaydı. 
Kadir Topbaş ise ABD’de hem de FETÖ karargâhının ana üssünün bulunduğu eyalette.   
Oysa 15 Temmuz sonrası Türkiye’yi yönetenler darbeye gerçekten karşı dursaydı, farklı davranırlardı. 
Olmak istedikleri ama olamadıkları gibi davranmaz, Erdoğan’ın karşısında Teyo Ağa ve Gullebi rahmetliklerin ‘kötü birer kopyası’ gibi durmazlardı. 
Onlar ne yapıyor? 
CHP düşmanlığı. 
Kılıçdaroğlu ile ilişkileri bozmak. 
Niye mi? 
Kavga çıkacak, Erdoğan’a CHP ile mücadele ediyor görünüp, siyasi parsayı toplayacaklar. 
O gece hiçbiriniz sokakta değildiniz ulan. 
Unutmadık. 
Ama Kılıçdaroğlu sokaktaydı. 
Kavga mı? 
Kavgadan dönenin kaşığı kırılsın be. 
Karşımızda olmak istediği ve olmadığı için yalan söylemeye mecbur bir iktidar gerçeği varken. Öyle durduğu yerde durmayan yalanları ama. Siyasal iktidar sonuçta, yaşamı kendi yalanlarına göre düzenlemeye  çalışan  dev bir çark... 
Yalanı  düzenleyen onu dayatan  iktidar şiddetiyle birleştiğinde artık o doğrudan  siyasetin ve iktidarın konusu oluyor.  Ne yaratıcılığı kalıyor ne de inandırıcılığı. Bu tür yalancıları dinlemek Gullebi Turan için bile katlanılmaz hale gelebilirdi herhalde! 

15 Temmuzdaki başarısız askeri darbenin yarattığı toplumsal yaşamda, “darbeyle mücadele eden siyasi iktidar” yalanını yasallaştırma arayışını fütursuzca  kullanıldı. Bir darbenin yapabileceği her hukuksuzluğu darbeyle mücadele edenlere,  darbeyle mücadele adına onlara yapıyor. Artık bu gerçeğin aksine, darbe karşıtı olmadığı ve aslında ‘darbeci’ olduğu için darbeyle mücadele ediyoruz” yalanına dayanan bir yalancılık ortada. 

Yalan söylenmesin de ne yapsın artık! 
Başka olanağı ve şansı var mı? 
15 Temmuz demokrasi ve özgürlükler günü olarak anılsın denmese miydi yani. 
Hemen aynı gün karartılan ekranlar, kapatılan radyolar... 
YÖN radyo gibi… 
Hiçbir bir mahkeme kararı olmaksızın işlerinden el çektirilen on binlerce çalışanlar gibi... 
Her şey demokrasi ve özgürlüklerin korunması için mi? 
Üstümüze söyledikleri her türlü yalanlarıyla kuşatıldığımız, bu ‘yalanlar dünya’sına razı olmamız  isteniyor. Hayatımızı kendi dünyalarındaki yalanlarına göre yaşayalım istiyorlar... 
Onların yalanları üstümüze, gerçeğimize yabancılaşalım istiyorlar... 
Sesimize ayar verelim, ‘mırıldanalım’ sadece, iyisi mi susalım istiyorlar. 
Soruyorum  mümkün mü? 
Zorlamayla karartmayla nereye kadar? 
Bu yalan söyleminin zifiri karanlığın en dibindeki yerini boylayacak, orada  çivilenip kalacak. 
Hayatın ve insanlığın tutunduğu, direndiği mevziler olacak ama her şeye rağmen olacak. Bütün karartmalara karşın gecenin ışıldayan yıldızı gibi, batan bir iğnenin ucu hep olacak. 
“Hayat sadece hayatta kalmanın bir aracı değil  öğrenmenin ta kendisi. 
Tüm halk öğrenecek. 
Tüm yalancılar da dâhil!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.