Katar krizi ile körfez sermayesi  tartışmalar iyice su yüzüne çıktı.  

Bu sefer tartışılan petrol değil, petrol gelirinden elde edilen zenginliklerin paylaşımıdır.

ABD, İngiltere ‘hakemliğinde’ arasında yıllardır yağmalanan  zenginliklerin bölüşülmesinde Almanya ve Rusya da pay istiyor. Bu sebeple AB’yi temsil eden Almanya İncirlik’i bahane göstererek, Ürdün’e oturmaya çalışıyor.

Yoksa koskoca ABD Başkanı Trump, eşinin ve kameraların önünde kılıç dansı niye yapsın ki?   

ABD’nin izin verdiği oranda, Türkiye çanağa, torbaya  el uzatıyor. Hem de kendi ‘çanağının’ altını delme pahasına.

En kötüsü de Türkiye’yi milyonlarla ifade edilen fakir göçmen ülkesi yapma pahasına.

Türkiye’nin bu bölgeye bakışı değil, duruşu yanlıştır. Katar sorunu ile bu çelişki bir kez daha su yü- züne çıkmıştır.

AKP iktidarı ve Erdoğan Sünni İslam dünyasının Liderliğine oynamıştır. Körfez troykası da dağılmıştır.

ABD ve İngiltere destekli Mısır ve Suudi Arabistan bunu asla kabul edemez.

Etmedi de.

Arap dünyası Trump ile kılıç gösterisi yapar, 350 milyar doları paşa paşa verir ama Türkiye’yi asla kabullenemez.

Hep söylüyoruz ya, Osmanlı Osmanlı dedikleri Türkleri Avrupa ve Ortadoğu’dan atmak için 600 sene süren bir mücadele verdiler, iki dünya savaşı çıkardılar.

Tasfiye olan Katar değildir, Katar şeyhi de. Müslüman Kardeşler, yani İhvan-ı Müslimdir. İşin sonuna gelinmiştir.

Bu Ilımlı İslam Projesi’nin de sonudur.

Türkiye Müslüman Kardeşler ile  bağı varsa, hangi noktada ise kesmelidir.

Erbakan’ın da çok önem verdiği Tunus Lideri Gannuşi’yi örnek almalıdır.

CHP de Katar ile askeri işbirliği anlaşmasına peşinen karşı çıkmamalıdır.

ABD Irak’ta, Suriye’de ne geziyorsa Türk Askeri de Katar’da olabilir.

Tek şartla; Türkiye’nin hakkını korumak ko- şuluyla.

Türkiye’nin menfaatlerini korumak adına…

CHP, ‘Türkiye’nin Katar’da ne işi var?’ sorusu yerine, ‘Türkiye Katar’dan niye az kaynak alıyor?’ demelidir.

Bu prensip dış politikanın tamamı için geçerlidir.

Peki, Türkiye İran ile niye kötü olsun, ya da Rusya ile?

Türkiye uluslararası ittifaklarına sadık kalarak kendi dış politikasını oluştursun.

Bölgede denge ve güç  olsun, taraf olmasın.

Kavgaların tarafı olmak zorunda değil ki. Söyler misiniz, Türkiye Suriye ve Başer Esad ile papaz oldu da ne kazandı?

  Katar Emiri ABD’nin ‘oluru’ olmadan Türkiye’ye tek dolar aktarabilir mi?

Anadolu coğrafyasından ortalama devlet çıkmaz.

Terörist devlet yaftası da yapıştırılamaz.

Kimsenin haddi değil. Uluslararası alanda yapılmak istenen de budur.

Bu kötü fotoğrafta, AKP iktidarı da Erdoğan da maalesef tek sorumlusudur.

Her geçen gün yalnızlaşacaklar. Kendileri de Türkiye de…

İç barışı sağlayamayan, dış politikada da güçlü olamaz.

Türkiye AŞ değil ki, ABD ve AB başta olmak üzere dünyaya yüzde 51 çoğunluk havası atasın. Üstelik tartışmalı ve şaibeli bir yüzde 51…

Çare kolay!

Tekrar ediyorum; iç barışı ve birliği sağlamak. Kim sağlayacak?

Partili Cumhurbaşkanı mı?

Türkiye’nin en büyük gazetesinde yıllarca genel yayın yönetmenliği yapan, ana muhalefet partisi genel başkan yardımcısı bir milletvekilini, casusluk gibi önemli bir suçlamayla yargılayarak mı?

Her muhalifi önce Ergenekon, ardından FETÖ gibi pis bir torbaya doldurarak mı?

Çoğunu Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatıyla uçağına aldığın, genel yayın yönetmenliği için patronlara olumlu bakış verdiğin yüzlerce gazeteciyi yargılayıp, yıllarca hapishaneye atarak mı?

Mesela, Nazlı Ilıcak’a gazete kurunca kim destek verdi?

Allah aşkına söyleyin bana. 80 Milyonluk bu ülkede her kesimin, her siyasi görüşün tartışmasız ‘evet sözü dinlenir’ diyeceği üç isim söyleyin bana.

Bir İsmet İnönü, Süleyman Demirel, Vehbi Koç, Sakıp Sabancı, Abdi İpekçi gösterebilir misiniz?

Sadece siyasette değil, her alanda.

Partili Cumhurbaşkanı sıfatıyla Sayın Erdoğan siz bu boşluğu dolduracak konumda mısınız?  

  Yoksa bu ülkede sözü dinlenebilir ‘aksakallara’ ihtiyaç yok mu?

Sizi bilemem ama bence var!

Abdullah Gül ve Ahmet Necdet Sezer bu konuda bir araya gelir mi?

Niye gelmesin ki?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.