banner87
Son seçimde AKP’ye oy vererek bu partiyi tekrar iktidar yapan vatandaşlar bu aralar bana çok kızıyor. En adi küfürler, hedef göstermeler ve tehditler.
Korkacağımı sananlar yanılır.

Talimatla mı yoksa kendi iradeleriyle mi davranıyorlar merak ediyorum.
AKP’ye neden ve nasıl oy verdiklerini merak ettiğim gibi. Ben onları onlar da beni anlamıyor ya da anlamak işlerine gelmiyor.

Oysa onların çoğu  2011 öncesinde en çok beni anlıyordu. Çünkü 2002 öncesinde ve sonrasında onlara Ortadoğu’yu en doğru ve samimi bir şekilde anlatan bendim.

Çünkü 2002 öncesinde ve sonrasında Filistin davasını onlara tanıtan  bendim.
Çünkü onlar haksızlığa uğradığında onları savunan yine bendim. Arap, Türk ve dünya gazete ve televizyon arşivleri ile en üst düzeyde özel sohbetlerin hatıraları henüz unutulmadı.
Başbakan Gül’ün 3 Ocak 2003'te ilk Şam ve Başbakan Erdoğan’ın 6 Şubat 2011’de son Halep ziyaretleri arasında geçen süre içinde AKP'nin yalnız Suriye değil tüm Arap politikalarını içten ve inanarak savunan yine ben. Çünkü Erdoğan ve Gül Alevi Esad, Şii Ahmedinecat, Şii Maliki, Şii Hizbullah ve bölgenin tüm Sünni liderleri ile kişisel dostluklar kurmuş AKP ise bölgede herkes için model olmuştu.

Hiç kimse başkasına “Sen Alevisin”, “Sen Şiisin”, “Sen Hıristiyansın”, Sen Ermeni'sin, Sen Sünni'sin, Sen Arap'sın, “Sen Kürtsün”, “Sen Farisî ya da Türksün” demiyordu. Bölgede müthiş bir dostluk ve kardeşlik rüzgarı esiyordu. Bölgede herkes kazanıyordu.
Bölge insanları mutlu oldukça ortak düşman ya da düşmanlar çıldırıyordu.
Belki tarihte ilk kez bölge halklarının ortak iradesi onları yeniyordu.
Ve bu sürecin tümünde ben vardım.
Ben hiç değişmedim ve değişmem.
AKP’li dostlar, “Hayır bu doğru değil” diyecekseniz, o zaman gerçekten sizde bir sorun var.
Peki sonra ne oldu ?

‘Arap Baharı’ oldu ve her şey tersine döndü.
AKP Esad’a Alevi, Maliki’ye Şii ve Hizbullah'a Hizbulşeytan' dedi ve herkesle düşman oldu.
AKP  yalnızca ‘Sünni Müslüman Kardeşler’in sözcüsü ve hamisi oldu. AKP bölgede yalnızca Körfez'in kral, emir ve şeyhlerinin dostu oldu.
Onların dostu ABD ve İsrail.

El ele verip halklarımızın düşmanı Batı ülkeleriyle Suriye, Irak, Libya, Yemen, Mısır, Tunus ve Lübnan’ı yıkmak için her yola başvurdular. Çaresiz kalınca dünyanın dört bir tarafından on binlerce ruh hastası katili Türkiye üzerinde Suriye’ye taşıdılar.
Sonrası bildiğiniz hikâye: IŞİD, Nusra ve benzeri onlarca hatta yüzlerce ruh hastası katil.
Sonrası bildiğiniz hikâye: Yüz binlerce ölü, çok daha fazlası yaralı ve sonsuz acılar.
Sakın ‘demokrasi adına' demeyin.
Sakın ' Bunlar olmadı' demeyin.
Olmadı derseniz o zaman sizde bir sorun var.
Demek ki bu coğrafyada ölen, yaralanan ve acı çeken insanlarımız sizi ilgilendirmiyor.
İnsani ve İslami olarak.
Gelelim iç politikaya.
AKP 2008’den itibaren kendi planlarını uygulamaya başladı. Ergenekon, Balyoz ve benzeri hikayeler... Askerleri bertaraf etmek ve muhalefetin sesini kısmak. Dışarıda yanlışlıklar yaptıkça içerde düşman kazanmaya başladı.
İçte ve dışta bunun doğru olmadığını söyledim.
Dürüstçe ve dostça.

17-25 Aralık sizin için dönüm noktası oldu.
Stratejik müttefiğiniz Gülen Cemaati ile kavgaya tutuştunuz.
Yolsuzlukların hiç birine inanmadınız.
TIR’lar için “Yalan” dediniz.
Suriye’ye yönelik o korkunç saldırı planlarını görüşen ‘Sayın Yetkililerin’ gizli görüşmelerini duymamazlıktan geldiniz. Din ve imanı hatırlamadınız.
Hatırlatmaya kalkışınca bana kızdınız.
AKP yanlış yaptıkça gidip oy verdiniz.
Bir gazeteci olarak nedenini araştırıp öğrenmek benim en doğal hakkım.
İstediğiniz kadar kızın.

Çünkü başından beri yanlışı ben değil siz yaptınız ve ısrarla yapıyorsunuz.
Oy vererek AKP’nin içte ve dışta tüm kötülüklerine  ortak olmak istiyorsanız o sizin sorununuz.

Ama ben haksızlığa uğradığı zaman rahmetli Erbakan, Erdoğan, Gül ve tüm arkadaşlarını savunduğum zaman çoğunuz saklanacak delik arıyordu.
Şimdi savunan gibi görünenlerin çoğu o zamanlar size küfredip sizden nefret ediyordu.
Döneklik, yalakalık ve satılmışlık piyasası henüz  kızışmamıştı. Ben o zamanlar sizi savunduğum gibi ve kadar şimdi de haksızlık yapanlara yani size karşı da mücadele ederim. Emperyalizme, siyonizme ve onların işbirlikçileri ile bunun için kavga ediyorum.
Çok eskilerde kaldı ama bir zamanlar sizin kavga ettiğiniz gibi. Bana bunu rahmetli babam öğretmişti.

Çünkü bende vicdan var.
Çünkü bende Allah korkusu var.
Çünkü Sevgili Peygamberimiz, “Biriniz bir kötülüğü gördüğü zaman eli ile değiştirsin, gücü yetmezse dili ile değiştirsin. Buna da gücü yetmezse yüreği ile yapsın. Bu da imanın en zayifıdır” buyurmuş.

İmanımın zayif olmasına izin vermeyeceğim.

Hazreti Ali, “Haksızlık karşısında eğilmeyiniz çünkü hakkınızla birlikte onurunuzu da kaybedersiniz” demiş. Hak hukuk önemli olmayabilir ama onur insanın var olma nedenidir.
AKP'ye oy verirken, kaçınızın bunları düşünüp düşünmediğini bilemem ama aranızda benim gibi düşünen bir çok insanın var olduğunu biliyorum.
Vicdana bir çare bulunur ama Allahu Teala’ya ne denir onu bilemem.
Unutmayın orada oy pusulası ve ‘evet’ mührü yok.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.