Uyum içerisinde

Sabahın köründe öğreniyorsunuz ki, çalışma arkadaşlarınızla çocukları hakkında polis operasyon başlatmış.
İşin ucunun nereye varacağını da Allah bilir!
Zamana karşı bir yarışa başlıyorsunuz.
Soruşturmayı yürüten savcılarla polisleri ve onların amiri konumundaki sorumluları görevden almak, yerlerine yenilerini atamak zorundasınız.
İlgili bakanlıklara emirler veriyor, söz konusu savcılarla polisleri görevden aldırmaya başlıyorsunuz. İşlemler, yazışmalar hızla yapılıyor.
Müsteşarınıza da emir veriyor, uçağınızla onu derhal küçük bir şehre gönderiyor, oranın valisini alıp size getirmesini istiyorsunuz. Hiç hata olmamalı.
Bunlarla uğraştığınız yetmiyormuş gibi, kendi çocuklarınızı da ne yapmaları konusunda örgütlüyor ve yaptıklarını uzaktan adım adım izliyorsunuz. Hayat memat meselesi bu.
Ve zaman daralıyor.
Panikledi görüntüsü vermemek için o günkü programınıza da devam etmeniz lazım. Devlet çarkı durmaz. Bulunduğunuz şehirden bir başka şehre uçuyorsunuz.
İstediğiniz vali yanınıza getiriliyor. Yapması gerekenleri iyice tembih edip onu operasyondan habersiz il emniyet müdürünün yerine tayin ederek gönderiyorsunuz.
Zaman giderek daralıyor.
Birileri devlet kurumlarının kapısından çıkarken, diğerleri giriyor.
Devlette her şey, Allah’a şükür, tıkır tıkır işliyor.
Şu anda geldiğiniz şehirdeki programı izliyorsunuz. “Kim olursan ol yine gel” diyen düşünürün hoşgörü kapsamına hırsızlar da giriyor mu diye bir an aklınızdan geçiyor.
Ne yaptılar diye yeniden çocuklarınızı arıyor, müsteşarınıza her şey yolunda gidiyor mu diye soruyorsunuz. Evet!
Görevden alınanlar alındı, yerlerine yenileri başladı. Operasyon durduruldu. Devlet çalışmaya devam ediyor.
Tebrikler, her şeyi yarım günde başardınız.
Üstelik devlet kurumlarını uyum içinde çalıştırarak…
O halde niye cumhurbaşkanlığına aday olmayasınız ki?
Ne diyor Anayasa?
“Cumhurbaşkanının görevi, devlet organlarının uyum içerisinde çalışmasını sağlamaktır.”

***

Haklı mıymış Evren?
Erdoğan aday olur da Çankaya’ya çıkarsa, 12 Eylül diktatörü Kenan Evren için hazırlanmış mevcut 82 Anayasası ile yetinecekmiş şimdilik. O Anayasaya Evren için konulan geniş yetkilerle idare edecekmiş…
Sözde 12 Eylül yargılaması için mahkemeye verdiğiniz Evren’e mahcup oldunuz mu şimdi? Savunmasında ‘sizi ben yarattım’ derken haksız mıymış Evren? 12 Eylül’ün ürünü, devamı olduğunuzu söyleyenler doğru demiş mi?

***

Erdoğan’ın ad varlığı (53)
1222-30 Mart Seçiminin Gerçek Kahramanı (Melih Gökçek)
1223-Orhan Övet’in Antrenörü (Karşı)
1224-Bay Öfke (Can Dündar-Cumhuriyet)
1225- 17 Aralık’tan Beri Kendisini Eleştiren Herkese, “Vatan Haini” Yaftasını Takmaktan Çekinmeyen Başbakan (C. Dündar)
1226-Gezi’yi Ateşe Veren Başbakan (C. Dündar)
1227-Gerginliği Siyasal Rant Konusu Yapan Başbakan (C. Arcayürek-Cumhuriyet)
1228-Sıradan Bir Diktatör (Robert Fisk-The Independent)
1229-Türkiye’nin Otoriter Başbakanı (Time)
1230-Halkın Gönlündeki Cumhurbaşkanı (Cengiz Özdemir-Akşam)
1231-Davanın Sembolü (A. Selvi-Yeni Şafak)
1232-Samimiyetsiz ve Şaibeli Bir Kişilik (Bahçeli)
1233-Ülkesinde Güvenliği Sağlayamayan Bir Başbakan (C. Arcayürek)
1234-Fevri ve Sürprizlerle Dolu Bir Siyasetçi (Utku Çakırözer-Cumhuriyet)
1235-Başörtülü Milletvekillerini Parlamentoya Sokan Erdoğan (A. Selvi)
1236-İnsanlığa Karşı Suçlu (Sol)
1237-Cumhurbaşkanı Olmaması Gereken Tek Kişi (Bahçeli)

***

Başbakan adayları
Bülent Arınç… Ali Babacan… Numan Kurtulmuş… Hakan Fidan… Ahmet Davutoğlu…
Erdoğan’dan sonra başbakan olabilir diye bugüne dek adı anılan AKP’lilerden bazıları…
Bence başkalarına da şans verilebilir. AKP’de yetenekli çok şahsiyet var. Mehmet Metiner, Şamil Tayyar, Zeyid Aslan gibi…

***

“Çok çektim”
Erdoğan, 10. Cumhurbaşkanı Sezer’den “çok çektiğini” söylemiş… Çankaya’ya çıkabilirse, bakalım acısını kimden çıkaracak?

***

Buzlu tweet
Ulaştırma Bakanı Elvan, “Twitter’daki zararlı içeriklerin artık buzlanacağını” açıkladı.
İnternet kafede…
-Ne alırdınız?
-Bir buzlu tweet lütfen.

***

Avcı eri
Bomba spor spikerlerinden İlker Yasin bir anısını anlatmış Giresun Üniversitesi’nde öğrencilere…
1981’de Tuzla Piyade Okulu’nda askerlik yapmış Yasin. Abdullah Gül de askerlik arkadaşıymış o zaman. Kısa dönem askerlere ‘avcı eri’ denirmiş.
Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu nedeniyle Yasin de Köşk’e davet edilmiş geçende. Ve 33 yıl sonra karşılaştığı ‘asker arkadaşı’ Gül’e, “Merhaba avcı eri” demiş.
Gül mü ne yapmış? “Tebessümle karşıladı ve elini omzuma koydu” diyor Yasin. Ne yapsın?

***




Önceki ve Sonraki Yazılar