Galatasaray'a vuranlar bindikleri dalı keser

Beklenen oldu, Galatasaray'da İtalyan hoca Mancini ile yollar ayrıldı.
Geriye dönüp "Neden-niçin?" gibi sorular sormak pek işe yaramaz.
Mancini camianın yarısına göre "Gitmeliydi"...
Diğer yarısına göre de "Kalmalıydı"...
Son sözü söyleyen reis, yani başkan Ünal Aysal, hocanın gitmesine karar verdi ve Mancini gönderildi.
Belki hoca da gitmek istiyordu ve gitti.
Görünen o ki, bu gidiş iki tarafı üzmemiş, aksine çok mutlu etmiş.
Bu ayrılığın Galatasaray'ın ne kadar lehine, ya da aleyhine olduğunu zaman gösterecek.
Şurası kesin ki, istikrar ve süreklilik gerçeği adına her yıl bir hoca değiştirme hadisesi hiç doğru değil.
Ancak bazen şartlar camiaları böylesine riskli kararlar almaya zorluyor.
Eğer Fatih Terim, dalga dümenci tezgahçıların, Galatasaray düşmanlarının ve de TFF ile onun başının ve yandaşlarının tuzağına düşmeseydi, bugün yaşanan olumsuzlukların hiç biri olmazdı.
Sürekli "Aslolan Galatadaray'dır" diyerek 'imparatorluk' makamına oturtulan Fatih Terim, ansızın bir sabah soluğu bay Yıldırım Demirören'in yalısında kahvaltı için de olsa(!) almasaydı, ne Mancini gelirdi, ne de bugün Galatasaray hoca arıyor olurdu.
Neyse olan oldu, yaşananları biliyorsunuz, şimdi herkes yeni mevsimde Galatasaray'ın başında kimin olacağını merak ediyor.
Bu satırların yazıldığı sıralarda sadece adaylar vardı!.. Belki de şimdi bu satırları okuduğunuz anda yeni hoca açıklanmış olacak.
Ne bileyim, belki de belirsizlik ve arayışlar devam ediyor olacak.
Mevcut adaylar arasında Lucescu, Mustafa Denizli, Gerets, Hagi, Hollandalı var, Alman var... Var da var!..
Önce şunu söyleyeyim; Allah, Galatasaray'a hoca olacak kişiye yardım etsin, güç versin, kuvvet versin, sabırlar versin, şans versin... Versin de versin!..
Çünkü yeni hocanın bütün bunlara çok ama çok ihtiyacı olacak!..
"Neden?" derseniz durum gayet açık; Bu medya, spor programları, yazar ve yorumcular, bu TFF ve onun başı, kurulları, hakemler, yancılar, yağcılar kısaca iç ve dış bozguncu ve hainler varken Galatasaray'ın ayakta durması, başarılı olması, belirlenen hedeflere varabilmesi hiç kolay olmayacak!..
Diyelim ki, Lucescu hoca oldu, eminim kıyametler kopacak!..
Hatırlayın Lucescu bu ülkeden nasıl gönderildi!.. Galatasaray'ı ve Beşiktaş'ı şampiyon yapan Lucescu, Türk futbolunda son dönemlerde yaşanan başta 'şike' olmak üzere bütün rezilliklere çarpıcı örnekler vererek ve benzetmeler yaparak isyan ettiği için yerden yere vuruldu, malum kişi ve çevrelerce hakaretlere maruz kaldığı için de soluğu Ukrayna'da aldı.
Lucescu geri dönerse maksatlı olarak, yıpratma ve başarısız yapma adına bu defterler açılacak ve yaylım ateşi başlayacak!..
Adamın ne yaşı, ne başı, ne bunaklığı, ne korkaklığı, ne kılık kıyafeti, ne saçı başı kalacak.
Diyelim "Mustafa Denizli geldi";
Aynı tarife ona da uygulanacak. Her türlü iftira ve çamurlar atılacak, yakıştırmalar yapılacak, amaç Galatasaray'ın hocasını başarısız duruma düşürmek olduğu için ellerinden geleni ardlarına koymayacaklar.
Gerets'i, Hagi'yi muhtemel bir Hollandalı ya da Alman hocayı söylemiyorum bile, çünkü onun da hemen hesabını görüp ipini çekerler, kellesini alırlar!..
Diyeceksiniz ki, "Galatasaray yönetimi ne güne duruyor, bunlara müsade etmez. Hocasını bu azgınlara yedirmez!.."
O zaman soruyorum sizlere; "Yönetim Mancini gibi bir dünya markası olan hocanın arkasında durabildi mi? Daha doğrusu durmaya güçleri yetti mi?"
Yetmedi ve Galatasaray düşmanları Mancini'nin kellesini aldı!..
Bu rezil, kokuşmuş, taraflı, korumalı, kollamalı hukukun, adaletin, mahkemelerin, kuralların yok sayıldığı düzen devam ettiği sürece, kim gelirse gelsin bir şey değişmez!..
Günlük, anlık, geçici, kısa süreli başarılar ile kendimizi avutmaktan öteye gidemeyiz!..
Sonuçta belli ki, kaybeden Galatasaray olacağı için, birileri ve bazı çevreler çok memnun olacaklar.
Ama asıl kaybedenin Türk futbolu olduğunu, yani bindikleri ana dalı kestiklerini anladıkları zaman ise her şey bitmiş olacak!..

Önceki ve Sonraki Yazılar