banner87

Anayasa değişikliği için TBMM’de son dönemeçteyiz.

Başbakan Binali Yıldırım’ın daveti ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli dün bir araya geldi. Bu zirvede teknik detaylar konuşuldu. Yazımı yazdığım sırada zirve henüz başlamamıştı. Ancak görünen şuydu. Bahçeli’nin ‘masadan kalkma planı’ yok.

Ama Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yedek milletvekilliği ve seçilme yaşının 18’e düşürülmesinde ısrar ederse o başka.

Yıldırım da Bahçeli de bakanların milletvekili zırhı ile donatılmasına sıcak bakmıyor. Daha doğrusu dünkü toplantı Binali Yıldırım’ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli üzerinden konuşma çabasıydı diyebiliriz. Akıllı bir davranış kendi açısından.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘çekilelim’ önerine karşı ‘direnelim, tarihe not düşelim’ stratejisini benimseme kararı aldı.

Kılıçdaroğlu bir yandan DYP, MHP, ANAP kökenli milletvekili ve politikacıları da referandum kampanyasına katılmaya ve TBMM’ye sahip çıkmaya çalışacak.

Bizim de sık sık vurguladığımız gibi, ‘cumhuriyetçi demokrat cephe’ siyasetini deneyecek.

Bu cepheye AKP kurucularını da katarsa çok güzel olacak. Bülent Arınç, Ertuğrul Yalçınbayır, Hüseyin Çelik benzeri isimler olabilir.

Türkiye Büyük Millet Meclisime dokunma gibi.

Ama daha önce TBMM’de referandum sayısını bulunmaması için formül geliştirecek. TBMM’nin 1 Mart tezkeresindeki performansını yakalamasına çalışılacak.

Bu amaçla eski Genel Başkan Deniz Baykal’ın TBMM’de grup konuşması yapmasına karar verildi.

Bu arada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu aralarında YURT Gazetesi Temsilcisi Sedat Yazıcıoğlu’nun da olduğu  bir grup Ankara Temsilcisi ile buluşarak CHP’nin stratejisini anlatacak.

 

Türkiye Kürt politikasını değiştirecek mi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım Suriye ve Irak politikasında radikal değişiklikler eşiğinde.  Erdoğan Suriye’de ‘parçalı devlet’ modeline karşı çıkarak, aracılı da olsa Esad’ı YURT adına ziyaret eden  Başbakan Eski Yardımcısı Şükrü Sina Gürel ve bana dediği ‘kardeş olmaya mecburuz’ siyaseti noktasına hızla gidiyor. Hatadan dönecek inşallah.

Başbakan Yıldırım da bir yandan ekonominin rayına oturması için ‘üç aylık’ süre ile akıllı bir hedef koydu. PKK’ya iki ayda üç kişinin katıldığı ve PKK’nın tabanını kaybettiği açıklaması bizler için son derece sevindiriciydi. İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da PKK’ya dört aylık bir ömür biçmesi bu açıklamaları besleyen ana unsur oldu.

Ülkemizin doğusun da Irak’ın kuzeyinde AB-ABD'nin  oluşturduğu, Peşmerge devletçiği, gerek terörist örgütleriyle, Kürt oluşumlar, bölgedeki yangını sürekli alevlendiriyor. Gerçi Sözcü’den Zeynep Gürcanlı Türkiye’de Irak bağlantılı Kürt temsilciliği açacağını yazdı, ama sanmıyorum.

ABD özellikle Irak’ta, Avrupa Birliği ve İsrail bu yüzden, Kürtçüleri çeşitli şekillerde ve zeminlerde destekliyor.

Zaten, Emperyalist, küresel güç ve sermayenin, Ortadoğu'dan beklentisi ve istemi, enerji kaynakları ve enerji yollarının güveni ile özetleniyor.

Tabii ki enerji denirken, öncelikle petrol ve türevleri ile su akıllara  geliyor.

Enerjinin Ortadoğu'dan AB'ye ABD'ye götürülmesinde, ‘köprü görevi’ yapan  ülkemiz, dünyada stratejik ve  önemli bir rol oynuyor. Bu da egemen güçlerin, kriz yöntemini baltalıyor.  Petrol, su ve doğalgazda  büyük paylaşım sorununun çıkmaması için, "güven" önlemleri hayati bir değer taşıyor.

Cem TV’de Prof. Tolga Yarman enerji savaşlarını ülkemizin gündemine ilk taşıyan isim oldu. Böylelikle, ülkemizin konumu, ülkemizi çok stratejik bir hale getiriyor.

Yine PKK kozunu masaya sürerek elini güçlendireceğini uman ABD-AB, Irak’ta iç politikada Goran sorunu ile yıpranan Barzani eliyle, Suriye'nin kıyılarından denize açılmak için bir koridor elde etme hülyasını taşıyor.

Barzani ile PKK'nın karşı karşıya gelme ihtimali de yabana atılacak gibi değil. Özellikle, ABD-AB ve İsrail'in bu tehlikeli projenin yanında olduğu uluslararası politik arenada  hemen fark ediliyor.

Bir bakıma; denize açılan koridor İsrail için bir güvenlik kuşağı konumunu da bölgenin coğrafyasına kazandırıyor.

Orta Doğu'da yaptığımız ilk ve tek olumlu hamlemiz, "Rusya ile masaya oturmamız"ın önemini kavramamız gerekiyor.

Unutmayın, AB-ABD yine "Kürt kozunu" kullanabilmenin telaşını yaşıyor.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.