Ankara zaten garipti, daha da garip oldu. İçimiz yanıyor. Ama sormadan da edemiyoruz.
   TBMM’ye 300, Maliye Bakanlığı’na 50, Başbakanlık’a 300, Genelkurmay, Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri komutanlıklarının ortasında bombalı kamyon patlıyor.
   Konuşması gerekenler konuşmuyor. Konuşmaması gerekenler konuşuyor.
İsterseniz konuşanlarla başlayalım. TBMM Eski Başkanı Bülent Arınç ‘sorumluları istifaya’ çağırdı.
Hem de açıkça.
   Sorumlu kim? Tabii ki Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan.
  Arınç açıkça şu mesajı veriyor: Açılım dediniz böyle oldu. Dolmabahçe mutabakatını anlatmıyorsun. Şimdi de güvenlikten sorumlusun. O zaman gereğini yap, istifa et.
   Soru şu? Dünya’nın her yerinde yüz okuma sistemi var. Bizde de var. Peki, bu terörist niye tespit edilemedi.
  Edilemedi mi? Yoksa bu sistemin başındakiler, ‘Yüz okumadılar mı? Sistem mi kapalıydı? Sistem çalışmıyor mu?’ Analiz yapması gereken insanlar niye bu bilgileri okumadı, okuyamadı?
   Bu sistem bir şekilde işlemiyorsa, o zaman patlamadan sadece bir saat sonra elindeki dosyada çok detaylı bilgilerle  güvenlik toplantısına giren Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu kim enforme etti?
  Parmak izi bilgisi demeyin?
  Terör kurbanı canlarımızın kimliklerini bile DNA testi ile günler sonra ancak tespit eden sistem, hemen bu bilgilere nasıl ulaştı? İnsanlar cenazesini alamıyor. Siz bu bilgileri hemen  nereden aldınız?  Sizdeyse niye önlemediniz? Bu bilgileri size kim verdi. Hangi uluslararası yapı ile işbirliği yaptınız?
  O adrese iyi bakın.
  O adrese iyi bakın. Sahi o teröriste hemen YPG’li damgası nasıl vurdunuz? YPG’li oluşu caninin Suriyeli, Esad ile aynı coğrafi bölgeden gelişi gerçeğini örtmez ki? İşbirliği yapabileceğini de. Baba Esad Türkiye’nin Ehvan’ı Müslim’i desteklediği için PKK’yı ve Apo’yu başımıza bela ettiğini ne çabuk unuttunuz?
  Bu arada Murat Yetkin’i de tebrik ediyorum. Bravo. Ankara’da ‘deve dişi’  gibi gazetecileri bir kez daha atlattı. İstanbul’dan haberi patlattı. Hem de çok kısa sürede. Ankara gazetecilerini de kınıyorum. Hepiniz çok beceriksiz çıktınız. Kusura bakmayın. Sinirli bürokratlarla yemek yeme dâhil, İstanbul’da yaşamanın faydaları bunlar. Gerçekten tebrikler…
  Yoksa bu hain saldırı, yakıt ikmali yaptıktan sonra Konya’dan havalanan Suudi uçakları ile ilişkili olmasın. Misilleme falan. Yok, ihtimal vermiyorum.
  Peki, Türkiye’de ne oluyor?  Sisteme egemen olanlar ‘aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor’ türküsünü mü söylüyor. NATO, BM, ABD, İngiltere ve Rusya ‘sinirlenmeyen’ muhataplar mı istiyor? Konuşma ve müzakere sürerken, sandalye bile bulamadığı masayı devirmeye kalkan acelecilere Menderes gülüşlü, deneyimli, munis ve üzerinde mutabakata varılan isimlerin yolu mu açılmak isteniyor.
  CHP ne mi yapıyor?
  Deniz Baykal’ı eleştiriyor. CHP içinde tepki var. Ama unutmayın ki Baykal 1974 savaş kabinesinin bir üyesi. Dışişleri Bakanı ve CHP Genel Başkanı kimliği ile bir telefonla her bilgiye ulaşabilecek bir çevreye ve öngörüye sahip.
  Sadece iyi yönetilmediği için CHP içinde bir genel başkan arayışlarını seslendirmiyor. Kamuoyunda İnönü, Demirel gibi üzerinde mutabakata varılan devlet adamı rolünü iyi oynuyor. CHP’deki boş makam koltuklarını izliyor.
   En ilginci de tabii ki Dış Politikadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz. Hele Ahmet Hakan’ın programında Genelkurmay, bakanlıklar ve TBMM’nin bir birine yakın olmalarını eleştirmesi yok mu? Çok eğlenceli. CHP iktidar olsa Baykal’ın bıraktığı Dışişleri Bakanlığı koltuğunu dolduracak belki de.
   Öztürk Yılmaz’ın, Kemal Sunal filminden fırlamış repliklerle stratejik mekânların taşınmasını çözüm önerisi olarak sunması beni kendimden koparttı. CHP politika üretemiyor. Gel de Gürsel Tekin’i arama. Murat Özçelik’i bile. Onur Öymen, Şükrü Elekdağ, Şükrü Sina Gürel, Osman Korutürk’ün boşalttığı koltuklar hâlâ boş değil mi?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.