banner87
14 Şubat 1999'da Öcalan'ı Kenya'dan kaçıran CIA getirip Ankara'ya teslim etti.
Dönemin Başbakanı Rahmetli Ecevit 'Amerikalıların durduk yerde Apo'yu neden getirip bize verdiğini bir türlü anlamadım' demişti.
Ecevit'in anlamadığı gerçek tam 38 gün sonra anlaşılacaktı.
Apo'yu Ankara'ya teslim eden CIA uzun süredir önemli görevler için hazırladığı Fethullah Gülen'i  22 Mart 1999'da alıp götürdü ABD'ye.
Öncesini unutsak bile o günden sonra FETÖ’cüler devletin her tarafında örgütlenmeye başladı.
2002 sonrasında AKP iktidarı onlar için “Altın Çağ” oldu.
'İslam kardeşliği’ ile birlikte mücadele.
Kime karşı?
Kendilerine karşı olan tüm 'İslam düşmanları’na…
Her AKP'linin mutlaka bir ya da birden fazla FETÖ’cü eşi, dostu, arkadaşı, namaz yoldaşı ve ortağı vardır.
Gülen herkes için 'hayır duası alınması gereken Hoca Efendi'dir.
AKP-Fetö İttifakı Türkiye'yi perişan etti.
Ordu, toplum, emniyet, istihbarat ve devlet darmadağın...
Bu İttifak ve CIA destekli mezhepçi ortak ideoloji başta Suriye ve Irak olmak üzere coğrafyamızı kan ve gözyaşına boğdu.
17-25 bu süreci durdurmadı.
Müttefikinin kazığına rağmen AKP tek başına demokrasi düşmanı politikalarını sürdürdü.
FETÖ’cüler de devlet içinde devlet olmaya devam ettiler.
AKP onlara dokunmadı.
Bu işte bir gariplik var.
Belki  de AKP diğer cemaat ve tarikatları ürkütmek istemiyordu.
29 Haziran 2016'da bakın Cumhurbaşkanı Erdoğan ne diyordu:
'Cumhurbaşkanlığına da girmişlerdi. Belki de hala varlar. Onlar üzerinde çalışıyoruz. Ya kendileri istifa eder giderler ya da biz gereğini yaparız. Nereye giderlerse gitsinler ama burayı lekeleyemezler'.
15 Temmuz'da FETÖ’cüler Cumhurbaşkanlığında değil  devlet ve toplumun her yerinde olduklarını kanıtladılar.
Hala da vardırlar.
Belki de Cumhurbaşkanlığında bile.
CıA bu konularda çok deneyimli.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bakın 3 Ağustos’ta ne dedi:
'Rahmetli Özal, Ecevit ve hatta biz de bu yapıya zamanında  iyi niyetle destek sağladık. Ben de katılmadığım pek çok yönleri olmasına rağmen herkes gibi yardımcı oldum. Bu kesimin istifade etmesini sağladık. Allah dedikleri için müsamaha gösterdik. 'Bir ortak yanımız var' dedik. Bu yapının bambaşka niyetleri olduğunu uzun süre görmedik göremedik. Bu hain yapının gerçek yüzünü ortaya dökememenin üzüntüsü içindeyim. Hem Rabbime hem de milletimize verecek hesabımız olduğunu biliyoruz. Rabbim de milletimiz de bizi affetsin'.
Rabbimi bilemem ama 17-25 Aralık'ı affeden millet bu hatayı da affeder.
Peki, sonrası ne olacak?
Herşey Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu söylemindeki iyi niyet ve samimiyetine bağlı.
Bunun 3 koşulu var:
1- 2011 sonrasındaki anti-demokratik ve baskıcı tüm politikalardan vazgeçmek.
2- IŞİD yandaş ve sempatizanları başta olmak üzere ülke içindeki tüm dinci tarikat, cemaat ve gruplarla arasındaki ilişkiye mesafe koymak ve toplumun tüm kesimlerine uzlaşı ve barış elini uzatmak.
3- Bu iki koşulun ön koşulu ise başta Suriye olmak üzere bölgedeki  İslamcı silahlı-silahsız tüm gruplardan uzak durmak.
Bunu yapmayan AKP asla değişmez.
AKP değişmediği sürece  Türkiye çok daha kanlı tehlikelerle karşı karşıya kalacaktır.
Ordusu dağıtılmış, devlet kurumları darmadağın edilmiş ve toplumu medyanın kölesi haline getirilmiş bir Türkiye.
Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan'a düşen görev bu gerçekleri son yıllardan farklı bir bakış açısıyla değerlendirmek ve gereğini yapmaktır.
Bunun da en önemli koşulu dönek, yalaka ve FETÖ artığı yandaşlara değil bu ülkeyi ve coğrafyayı yürekten seven 'vicdanı ve beyni hür' insanları dinlemektir.
Ve acilen Putin ile anlaşmaktır.
Çünkü Rusya ile anlaşan bir Erdoğan çok kısa süre içinde Suriye sorunun çözümüne katkı sağlar, Irak'ı parçalanmaktan kurtarır, Mısır ile barışır ve 2011 öncesinde olduğu bölgede herkesin sevdiği lider olur.
Yemin billah bunun başka bir çaresi yok ve olamaz.
Sayın Cumhurbaşkanım; kesin siz de biliyorsunuz ama ben de söyleyeyim:
Tehlike çok ama çok çok çok büyük ve devam ediyor.
Yakınınızda bile olabilir.
Bu CIA'nin hiç şakası yok.
Memleketin ve coğrafyanın hali ortada.


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.