Günce tutanlar anılarını ve olanları bir anlamda kayıt altına alırlar. Günceler uzun ya da kısa olabilir. Yazana ayrı ve farklı bir özgürlük alanı verir günceler. Günce, insanın kendisi için yazdığı bir eylemdir. Bu nedenle içten yazılır ve başkası ile paylaşılmaz.

Mektuplar da öyle değil midir? Yazdıkça güzel duygular, düşünceler yanınızda beliriverir. Mektup yazarken de içten olunur.  Günceler gibi mektubu da insan kendisi için yazar. Mektup yazmak insanın biraz da kendi kendisiyle konuşmasıdır. Ne zaman sığınacak bir boşluk aransa ya da içinizde beliren anlık boşluklar doldurulmak istense günce ya da mektup eylemi kendiliğinden başlar.

Sevin Okyay, ON8 yayınevi tarafından yayınlanan “Ara Sıra ve Daima” kitabında yer verdiği 72 portreyi bu kişilere sonradan gönderilecek bir mektuba dönüştürmüş. Mektup yeniliktir. Merak, sabır, sevgi, içtenlik, size özgülük barındırır. Sizin adınıza yazılır. Özel bir kutsallık içerir. Mektup aldığınızda zarfını ancak siz açabilirsiniz. Ancak siz okursunuz ve büyük bir çoğunlukla da size ait olarak kalır. Geriye dönüp okuduğunuzda geldiği günün sıcaklığını bulmaya, hissetmeye çalışırsınız. Zaman geçtikçe tazelenecek ilişkilerin peşinden koşmaya niyetlenirsiniz. Fark edersiniz ki koşmaya niyetlendiğiniz parkur çoktan uzaklaşmıştır sizden. Zemin çok uzaklara ötelenmiştir. Dün ile bugün arasında kurulmuş bir salıncakta gibi olursunuz. Aynı zaman diliminde bir geride bir de ileride bulursunuz kendinizi. Kaç kişi arasında geçerse geçsin rollerden biri size aittir ve herkes gibi siz de rolünüzün hakkını vermeye çalışırsınız.  Yakın geçmişinizin yakın tanıklarıdır portreler ve bunlar ancak bir günce ya da mektup tadında yazılır.  Günce ve mektup yazmak ya da okumak tadına doyulmaz mutluluklardandır. Sevin Okyay’ın kitabında yer alan her bir portresinde onun mutluluğu da okunur. 

Bu portreleri okuyan Sevin Okyay’ın bir dönem sadece kendine dönük yazdığı güncelerini görüyor ya da bu kişilere ayrı ayrı yazılan mektuplara tanık oluyor. Okuyanın mutlaka kendinden de bir parça bulduğu Ara Sıra ve Daima portrelerinde Sevin Okyay’ın tümceleri bir yandan kişi ve kimlikleri anlatırken, diğer yandan da karakterleri de betimliyor. Okyay, bu betimlemelerde hem öznel hem de nesnel ölçütlere başvuruyor. Bu nedenle metinlerde yazar kendini yer yer geri çekerken bazen de portrenin odağına yaşantıları yerleştiriyor.  

Mina Urgan’dan Haluk Bilginer’e, Meral Okyay’dan Murathan Mungan’a, Enis Batur’dan Şakir Eczacıbaşı’na, patronlarından evde çalışanlarına, oğlundan kendine kadar yaşamının ucuna bir biçimde dokunmuş insanlar Sevin Okyay’ın kendi gözlemleriyle kitapta ayrı bir anlama kavuşuyorlar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.