Türkiye gerçekten zor ve sıkıntılı günlerden geçiyor.
Kritik bir noktada.  
Arafta duruyor.
Hep söylüyorum. Başbakan Binali Yıldırım, çok iyi niyetli.
Yetenekli, yıllardır devlet işleyişinin içinde.
Atatürk diyor.
Türk Milleti diyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisine kürsüde, ‘kardeşim’ diyeceği kadar samimi ve yakın duruyor.
Ancak bu iktidarın yanlışlarını ortadan kaldırmıyor. Bu gidişe ‘dur’ diyecek olan kendisidir.
En büyük avantajı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile arasında ‘güven sorununun’ olmamasıdır.
Bu avantajı Türkiye lehine kullanmalı.
Türkiye’yi ‘birleştirici’ cephe siyaseti kurtaracaktır.
Yenikapı Ruhu nane ruhu olmadan önce beklenen şuydu: Türkiye, iktidarı ve muhalefeti ile kol kola verecek. Belki bir milli mutabakat hükümetine dönüşecek. En azından bürokratik koalisyon kurulacak.
Yani bir dış politikaya yönelik ‘iç cephe’…
Adına ne derseniz deyin.
Peki, bu gerçekleşti mi?
Tabii ki hayır! Bunun sorumlusu kim? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mu?
Kim söyleyebilir ki bunu?
Hiç kimse?
Türkiye’yi 14-15 yıldır CHP mi yönetiyor?
Ya da MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli mi?
İktidar şeffaf değil.
Şeffaf olmadığı kadar da önyargılı.
FETÖ mağduru yok.
Peki, o zaman Erdoğan’a ağlayan Rizeli genç kızın durumunu niye incelediniz ki?
FETÖ/PDY örgütü vardır. 15 Temmuz da kanlı bir askeri darbe teşebbüsünde bulunarak beddualarımızı almış, nefretimizi kazanmıştır. Peki, bu noktaya işi kim getirdi? Kim önlerini açtı?
Ya da bu davanın mağdurları olamaz mı?
Medya mensupları.
CHP’ye sövme korosu vardı. Şimdi dağıldı.
Kılıçdaroğlu gibi itirazımız şuna: Gazeteci, bürokrat, iş adamı ‘muhalif’ sayılan herkesi neden FETÖ torbasına dolduruyorsunuz. Bu kargaşadan başkanlık çıkmaz.
Ve işin üzücü bir tarafı da şu: Bu kargaşadan faydalanmak isteyen zeminler de var. İktidar içinde yuvalanmış, ama iktidarı da FETÖ gibi by-pas eden yapılar palazlanıyor.
İslam’la da ilgisi olmayan dinciliğin, gericiliğin karanlığın yer yer çöktüğü ülkemizde hiçbir şey eskisi gibi değil. Hepimiz adına değil. İktidarı-muhalefeti, Alevisi-Sünni’si, Türk’ü-Kürdü hepsi.
Genci çocuğu, kadını-erkeği…
İktidar ve içindeki bazı odaklar kendisinden olmayan herkesi mezhepçi, bölücü ilan etmeye meraklı, tetikte duruyor. Tek adamlı başkanlık sistemi önünde diz çöktürmeye, ön iliklemeye, teslim olmaya ve biat etmeye.
Bir görünmez ‘susturun muhalifleri’ diyor adeta.
Hedefleri de devlet ve toplum yapısını teslim almak mı?
Bu çatışmalarda çatlamış toplumsal yapımıza bakan vicdanımız köreldikçe, savaş ve ölümler artmaya başladı. Canlı bombalar Diyarbakır’da, Suruç’ta, Ankara’da, İstanbul’da, Gaziantep’te patlayınca, 'can tatlı diyerek' muhalefetin kalabalıklarına katılmayıp” oraları zayıf bıraktık.
Korktuk ve sıramızı bekledik.
Sustuk ve sıramızı bekledik.
OHAL’in gerekçesine ve Anayasa’ya aykırı KHK’lere karşı etkisiz kaldık. Sesimiz kısıktı, yetersizdi.
15 Temmuz Darbe Girişimi’ni, muhalefeti bastırmak ve etkisizleştirmek için fırsata çeviren AKP’nin “Milli Birlik” arayışındaki “Yenikapı” aslında korkuyu örgütlemeye ve başkanlık rejimine açılan karanlık kapıydı.
Şiddet, karanlık ve korku örgütlenerek, muhalefet dinamiklerine saldırılıyor. Bu kapıya karşı kapılarımızı ortaklaştırılamadı.                          
Bazıların ise hem kafası hem de kapısı karıştı.
Ne Darbe, Ne Dikta' diyerek, yeni bir ortak mücadele kapısını açıp seslerimizi, güçlerimizi ve öfkelerimizi ortaklaştırılamadı.
Türkiye’de çare bellidir. İktidar aklını başına alacak barış içinde kol kola başkanlık gibi tek adam rüyalarını bir kenara atacak. Dış politikada demokrat cumhuriyetçi cephe oluşturacak. Demokrasiden korkmayacak.
Muhalefet de iktidarın bu tek adam siyasetine demokrat cumhuriyetçi cephe oluşturacak.
Bölmemek için, böldürmemek için güç birliği ile iktidara alternatif oluşturacak.
Demokrat cumhuriyetin adresi de bizce bellidir.
Cumhuriyet Halk Partisi.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.