banner87
İstiklal Caddesi'ndeki alçakça yapılan terörist saldırı canımızı bir kez daha yaktı, canımızdan canlar kopardı.
Yurt dışında seyahatteydim.
Şam ve Beyrut’ta…
Bu sebeple yazılarıma iki gün ara vermek zorunda kaldım.
Bu Şam’a üçüncü gidişim. İlk defa Cem TV adına gitmiştim.
Dört gündür de Başbakan eski yardımcısı ve  dış işleri eski bakanlarından Şükrü Sina Gürel ile birlikte YURT okurları için Şam ve Beyrut’ta nabız yokladık.
İzlenimlerimizi  size kısa sürede aktaracağız.
Sayın, Şükrü Sina Gürel’in  yorumları ve görüşmeleriyle zenginleştirerek.
Peki, neden Suriye?
Suriye sadece Esad ve Erdoğan yani siyasetin söylemleri ile tarif edilemez.
Suriye’deki bugünkü rejim ile de değerlendirilemez.
Her şeyden önce Avrupa ülkeleri için Türkiye coğrafyası ‘köprü sıfatıyla’ zaman zaman avantaj, zaman zaman da ‘bela’ derecesinde ne kadar sorunsa Suriye coğrafyası da bizim için odur.
Suriye sadece bir Ortadoğu Ülkesi değildir. Afrika’yı bir şişeye benzetirsek, dünyaya açılan kapısıdır, tıpasıdır Suriye.
Mustafa  Kemal Atatürk’ün, Süleyman Demirel’in, Turgut Özal’ın ve de, ‘ne sınırı kapıları açalım’ sözüyle tarihe geçecek olan Necmettin Erbakan’ın bakışı ile de böyledir.
Mustafa Kemal Atatürk hasta yatağından kalkarak, gizlice trenle boşuna mı Hatay’daki halk oylamasına gidip, Tayfur Sökmen ile buluştu? Tarihçiler de ifade eder ki; ‘Çok hayati bir geziydi. Eğer Atatürk Hatay’a gitmeseydi. Belki de üç beş yıl daha fazla yaşardı. Oturduğu koltuğun altı terden bir göl olmuştu. O halde gitti’…
Giderken kafamda Esad’ın 2004 yılında verdiği bu demeçten sonra Şam ve Suriye’de ‘nelerin değiştiği’ soruları vardı. Esad,  eski ağabeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir kez sitem ettikten sonra ‘sınırımızda patlayan bombalar’ ile ilgili özetle şu mesajları vermişti:
‘Türkiye ile Suriye halkı arasında sorun yoktur. Sorun hükümetler arasındadır. Türkiye ile Suriye arasında bir savaşa inanmıyorum.
Bombaları kim patlatıyor? Sorusuna cevap vermek için Türk ve Suriye Orduları ortaklaşma çalışma yapmalı. Sınırda her türlü terörist grup vardır. Biz birlikte çalışmayı teklif ettik, Türk hükümeti reddetti.  Suriye Ordusunun Türk halkını bombalamak gibi bir niyeti yoktur.  Biz Türk halkına düşmanlık beslemiyor, onları kardeş olarak görüyoruz. Neden böyle bir eylem yapalım. Suçlular ancak ortak kurul oluşturularak oluşturulabilir.’
Bu mesajlardan da anlaşıldığı gibi 2014 yılında Esad, iktidar ile olmasa da   TSK ile bir, ‘ortak çalışma içinde olmaya’ hazır durumdaydı.
Yani Ruslar ile iş birliği yapmadan önce.
Peki, Türkiye ne yaptı? Ya da yapıyor?
Türkiye’yi yönetenlerin ‘iyi niyetinden’ şüphemiz yok. Samimiyetinden de.
ABD ve Rusya’nın nasıl abandığını da görüyoruz.
Ancak, ‘beceri’ ve ‘bakış’ açısından büyük eksiklikler var.
İspatı mı? Tablo ortada.
Türkiye için Afrika ve Ortadoğu’ya açılan pencere olan Suriye ‘üçe bölünüyor’
3 milyona yakın Suriyeli mülteci 5 yıldır içimizde.
Ve Yunanistan’da birisi bağırıyor: Ölürüm de Türkiye’ye dönmem...
Niye? Önce şunu söyle.
Suriye’den niye kaçtın? Esad rejiminden mi, savaştan mı?
Türkiye kimseye yaranamıyor. Ne İsa’ya ne Musa’ya..
Maalesef Arafta siyaset, dış politikada da işliyor.
Süleyman Demirel’in bir sözü var: Barışmayı bilmeyen, kavga etmesin.
Türkiye’nin derhal fabrika ayarlarına dönmesinde fayda var.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.