Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, günümüzün Ana Muhalefet Partisi CHP, 31 Mart yerel yönetim seçimleri için -en nihayet- belediye başkan adaylarını belirleyebildi.

Bu adaylar belirlenirken, bir kaç yer hariç, üyelerin düşüncesi sorulmadı, ön seçim yapılmadı.

Genel Başkan Kemal Bey ve dar çevresi, kendi görüşlerine, kendi değer yargılarına, kendi öngörülerine uygun olarak adayları belirlediler.

Bana göre bu belirlemede kullandıkları en önemli ölçü "seçim kazanacak aday" ölçüsüydü. Görülüyor ve biliniyor ki, Kemal Bey ve arkadaşlarının kafalarındaki ön yargı "Türkiye'de sağ seçmenin bariz bir çoğunluğu vardır; bu nedenle biz de sağdan adaylar göstermeliyiz" şeklindedir. Bundan ötürü Kemal Bey ve arkadaşları, bir yere bir aday göstermek gerektiğinde, başka hiç bir ölçüte yer vermeden, kazanacağını düşündükleri sağdan adayları listelerine yerleştirmektedirler. Gerçi şimdiye kadar bu yöntemle kazanılan bir başarı olmamıştır ama aynı düşüncenin başatlığı hâlâ sürmektedir. Geçmişte bunun yaşanan en çarpıcı örneği, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ekmeleddin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesidir. Aynı şekilde, geçen yerel yönetim seçimlerinde ve gene bu seçimlerde Ankara'da MHP'li Mansur Bey'in adaylığı da bu düşüncenin ürünüdür. Bu iki çok belirgin tercih, CHP'yi, ilerici, çağdaş, yenilikçi hüviyeti için benimseyen seçmende büyük bir hayal kırıklığı ve "eziklik duygusu" yaratmıştır.

Sırf seçim kazanılsın, AKP dış görünüş itibar ile bile olsa geriletilmiş görünsün diye yapılan tercihlerin pek de istenilen sonucu vermediği gibi, partinin tarihinden gelen ilerici, devrimci pusulasının şaşmasına da yol açtığı ortadadır. En son, Şanlıurfa'nın Siverek içesinde, MHP'nin aday adayı iken diğer adaylara tehditler savuran bir aşiret reisinin aday gösterilmesi, CHP'de ayarların ne ölçüde kaçtığının delilidir.

Bu düşüncelerle saptanmış adaylarla seçim kazanılabilir mi, AKP iktidarı geriletilmiş olabilir mi? Belki olur. Ama şimdi bir "kıssayı" görelim:

"Büyük İskender Pers Kralı Dara'yı yenerek Hindistan'a doğru ilerler. Dara’nın, İskender’e âşık kızı "Rukzan", Pencap Hükümdarı Eşber'e sığınır. Eşber'in kız kardeşi "Sumru" da İskender'e âşıktır. İskender Sumru'nun yalvarmalarına karşı Pencap' a yürür. Sumru bu kez savaşı önlemek için ağabeyi Eşber'i etkilemeye çalışır. Eşber bunu ihanet sayar ve kız kardeşini öldürür. Bunu duyan İskender çılgına döner ve bu kez kendisine engel olmaya çalışan Rukzan'ı atıyla çiğneyerek öldürür. Pencap'ı fetheden İskender, cengâverliğini beğendiği Eşber'e kılıcını iade eder ama Eşber bu kılıçla kendisini öldürür. Eşber'in, Rukzan'ın ve Sumru'nun cesetleri arasında duran İskender, Hocası Aristo'ya sorar: "Aristo bu nedir?" Filozof Yanıtlar: "Zafer yahut hiç"

Kıssadan hisse: 31 Mart'ta bu adaylarla seçimler kazanılsa da kaybedilse de sorulacak soru ortadadır.

"Kemal Bey bu nedir?"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.