Darbe mi, demokrasi mi?

Hepimizin tercihi hiç tartışmasız tabii ki demokrasi.

Elbette DEMOKRASİ! Önceki gün naklen bir darbe hedeflenen silahlı bir kalkışma yaşadık.

Direndik! Parlamentodaki tüm partiler açıkça darbeye karşı açıklama yaptı, birlikte dik durdu...

Hatta parlamentoda birlikte nöbet tuttular.

Seçimle gelen, seçimle gider ilkesine sahip çıktılar ve aslında birlikte TBMM’yi korudular.

Bu darbe girişiminin en kötü olayı kuşkusuz TBMM ‘ye yapılan bombalamadır. “Madem hepiniz bize karşısınız, alın tepenize bombaları” dediler ve Atatürk’ün kurduğu yüce meclisi bombaladılar.

İktidar partisinin darbeye karşı çıkması doğaldır.

Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar direndiler elbette!

Ancak bu darbe girişiminin engellenmesindeki en büyük kahramanlar kuşkusuz CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli başta olmak üzere muhalefet liderleri, milletvekilleri ve CE HA PE diye yıllardır yıpratılmak istenen Cumhuriyet Halk Partisi’nin kıymetli mensupları, Atatürkçüler ve Cumhuriyetçi Demokratlar…

CNNTürk ve NTV başta olmak üzere medya…

Ve elbette sokağa çıkma yasağını delen, tankların önüne dikilen, üstüne çıkan ülkem yurttaşıdır.

Bunlar olmasaydı, darbe girişiminin sonucu farklı olurdu muhtemelen.

Demek ki muhalif medya tu kaka olmamalıymış! Demek ki kitlelerin sokağa, meydana çıkması çok kötü olmazmış!

Umarım bu acı tecrübeden herkes kendi payına bir şeyler öğrenir.

Hiç kimse kendisine olduğundan fazla kıymet biçmesin. Bu darbe girişimini engelleyen en büyük faktörleri yukarıda saydık.

Bu darbe girişimini ve kalkışmaya karşı fitili yine bir ATATÜRKÇÜ komutan 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ateşledi...

İşaret fişeğini attı, direndi...

Yani kalkışmayı ilk önce TSK önledi.

TBMM ve özgür medya özellikle Doğan Grubu medyası önledi. Artık meclisin, muhalefetin, özgür medyanın ve nihayet sokağa çıkmasını bilen yurttaşın değerini bilelim.

15 Temmuz darbe girişiminin kuşkusuz çakma kahramanları da olacaktır.

Köşe bucak saklanan, yeri tespit edilmesin diye konumunu kapatıp saklananlar gibi.

Tüm halk meydanları doldururken, onları orada yalnız bırakan, medyadaki telefon bağlantılarıyla yönlendiren bazı siyasiler gibi.

Boris Yeltsin aklıma geldi.

Kendisi çıkmıştı tankın üstüne Kızıl Meydan’da!

Melih Gökçek gibi cep telefonunun içine ve halkın arkasına sığınmamıştı.

Silahlı kalkışma bastırıldı. Bu sivil darbe goygoycularına da ders olsun.

Uyarıyorum.

Heyecanı kullanarak halkın omuzundan siyaset yapmayı bırakın.

Tekbirlerin arkasına sığınmayın, camilerden yapılan anonsların da… Darbe yapmak suçtur.

Darbede yer alan emir kulu bir erin de teslim olduktan sonra sivil bazı kişilerce linç edilmesi ve başı kesilerek öldürülmesi de suçtur. Darbeciler soruşturulurken bu kişiler de umarım unutulmaz.

Allah ile aldatmayın. Demokrasi ve adalet esastır.

Darbeye hayır!

Ama Buradan Tahrir çıkmaz… Zorlamayın! Asker-polis zıtlaşmasına yol açmayın.

Halkı partizan yöntemlerle, algı uğruna sokağa dökmeyin.

Bu yöntem gelir bir gün bu yapanları vurur.

Bu arada İzmir’de halk sokaklara çıktı.

Her zamanki gibi barışçıl ve kararlıydı.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.