Benim soy köküm de tıpkı Ata gibi Selanikli, Selanik Osmanlının eğitim başkentiydi.
İhsan dedem de Siyasal Bilimler Fakültesini (Mülkiye Mektebi) orada bitirmiş, Çeşme’ye atanmıştı.
Yine Selanikli olan anneannem Ayşe (Macır Ayşe Hanım-D.1902) 17 yaşındayken Balkan Savaşıyla birlikte gemiyle İzmir’e gelip Kordon Boyuna yerleşen, Yunan’ın kutlamalar, kutsamalar ile 15 Mayıs 1919’da Alsancak’a (Punta’ya) ayak basışını gören göçmenlerdendi (Muhacır).
Selanik, 1912 yılında Osmanlı Paşaların aldığı gevik-rüşvet ile Yunan’a vagonlar dolusu, depolar dolusu savutlarla bırakılmış bir kentti.
Oysa buradaki Osmanlı ordusu gerek sayı, gerekse donanım olarak Yunan Ordusundan daha güçlüydü.
Ata, 1911’de Enver Paşa ile Trablusgarb’ı İtalyanlardan kurtarmak için savaşırken, 72 gün içinde tüm Balkanlar Balkan bozgunuyla elden çıkmıştı.
Çatalca’ya dek gelen Bulgarları, İngiliz ile Fransızlar durdurmuştu.
Ata, annesi Zübeyde Hanım ile kardeşi Makbule’yi Anadolu’ya aldırmıştı.
Annesi, Ata’ya Selanik’i geri alması için ısrar ediyordu.
‘Mustafa şunu bilesin ki, Selanik geri alınıncaya kadar yeni bir giysi giymeyeceğim.
Ona göre düşün’ diye dikleşiyor, direniyordu.
Ata, ‘Annem çok savaşkan, çok direngen, çok yılmaz, güç bir kadındır.
Ancak, ben savaşı Ege’nin diğer yakasına taşımak istemiyorum’ dediğinde, yıl henüz 1921’idi.
BJK de Zübeyde Hanım gibiydi.
‘Balkanlar yeniden alınıncaya dek, kırmızı - beyaz olan rengimizi, matem reni olan siyahbeyaza çeviriyoruz’ kararını almışlar.
Balkanlar alınamadığında siyah-beyaz kalıcı olmuştur.
Balkanlar, Ata’nın ereğinden çoktan çıkmıştı.
Ancak Ege’yi kuzeyden güneye bölüp, Doğu Ege Adaları Türkiye’ye katman istiyordu.
Kaldı ki, onları Yunan uluslararası onaysız ele geçirmişti.
Kaldı ki öyle de oldu.
Trakya tümen erbayı (komutanı) General Hacianistis, Edirne’den başlayıp, Çatalca’ya dek tüm Trakya’yı savaşsız almış, İstanbul’a girmesini İngilizler engellemişti.
Sakarya yenilgisinden sonra, General Populas’ın görevden çekilmesinden sonra, Küçük
Asya Orduları (1 ile 2) başkanlığına Hacianistis getirilmişti.
1. Yunan ordusu başkanı Trikupis Afyonkarahisar,
2. Yunan Ordusu Kütahya’da idi.
İki ordu erbayları birbirleriyle anlaşamıyorlardı.
O yıllarda, Trikupis’in eşi İstanbul, Prinkipo’da (Büyükada’da) oturuyordu.
Ata, Mudanya Savut Bırakışmasının(mütarekesinin) imzalanmasının ön koşulu olarak,
‘Yunan ordusu ivedilikle Trakya’dan çekilecek koşulunu koymuştu’.
Kaldı ki, öyle de oldu.
Bir kurşun atmadan tüm Trakya, Türkiye sınırları içine katıldı.
Ancak, savaşarak girebilecek Selanik için ordunun durumu uygun değildi.
‘Erlerin, ne ayaklarını sokacakları çarık, ne ağızlarına atacak azıkları, ne de tüfeklerine sürecekleri mermileri vardı’
Akıllı kişi, içgüdüsüyle, telkinle, duyguyla, coşkuyla iş yapan değil, usunu-mantığını kullanan kişidir.
Kişi, dorukta olduğunda düşmeye en yakın yerdedir demektir.
Bunu görmek gerekir.
Birçok savaş daha çok yer kazanma güdüsüyle yitirilmiştir.
Bir ilteriş, nerede yürüyüp, nerede koşacağını, nerede duracağını bilen kişidir.
O da, Atatürk’tür.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.