banner87
Türkiye’nin hızla değişen gündemini takip etmek
zor… Bir Avrupa ülkesinde olsa günlerce
konuşulacak, manşetlerden inmeyecek haberler
bizde aynı gün içinde eskiyor, akşama kadar neredeyse
haber değeri bile kalmıyor… Dün akşamdan
bugüne kadar gördüğümüz akıl almaz haberlerin
çokluğu ise şaşırtıcı derecede artıyor. Sadece alt alta
yazıldığında bile hiçbir yoruma gerek kalmadan
yaşadığımız kabusu gözler önüne seriyor…
Misal, Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin 26
kamu görevlisi hakkında açılan davada, soruşturma
aşamasında savcılık Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’ndan
cinayet gününde bölgedeki cep telefonu
kayıtlarını istemiş. Çıkan sonuca göre cinayetin
işlendiği gün bölgeden sinyal veren altı numaranın
Jandarma İstihbarat üzerine kayıtlı olduğu tespit
edilmiş. Öte yandan cinayetin tetikçisi Ogün Samast,
o gün kendisini takip edenler olduğunu söylemiş
ve kamera görüntülerinden kendisini takip eden
üç kişiyi teşhis etmiş. Cumhuriyet’in Al Jazeera
Türk'ü kaynak göstererek yazdığına göre olay anında
etrafı kontrol eden, sık sık telefonla konuşan bu
kişilerin cinayet sırasında Ogün Samast’ı takip ve
kontrol eden jandarma İstihbarat görevlileri olduğu
ihtimali üzerinde duruluyormuş. Bütün bunlar ne
demek derseniz, şu ki eğer bu iddialar doğruysa
Hrant Dink jandarma gözetiminde öldürülmüş…
Akıl almaz haberlere devam edersek… İddialara
göre önceki gece Silopi’de 3 kadın siyasetçi yaylım
ateşine tutularak öldürülmüş. Öldürülmüş diyoruz
çünkü bölgeden sağlıklı haber alınamıyor ve
her şey iddia düzeyinde kalıyor, ispatlanamıyor.
Ama gerçek olan şu ki önceki gece Silopi Devlet
Hastanesi Morgu’na kaldırılan 3 cenazenin Silopi
Halk Meclisi Eş başkanı Pakize Nayır, DBP PM
üyesi Seve Demir ve Özgür Kadın Komitesi üyesi
Fatma Uyar olduğu ortaya çıkmış. 20’li yaşlarda bir
erkeğe ait cesedin ise kimliği belirlenememiş, çünkü
yüzü parçalanmış…
DİHA Silopi Muhabiri Nedim Oruç, Şehit Harun
Mahallesi'ndeki bir evden diğer mahalle sakinleri
ile birlikte silah zoru ile çıkarılarak Yenişehir
Mahallesi Kapalı Spor Salonu'na götürülmüş. Dİ-
HA’nın ve ailenin avukatlarının defalarca aradığı
Silopi Polis Müdürlüğü, Oruç'un gözaltına alınmasına
ilişkin bilgi vermemiş. Ancak Oruç'un işkence
edilerek kaçırıldığına ilişkin oluşan yoğun kamuoyu
baskısı sonrası, gözaltına alındığını kabul etmek zorunda
kalmış. Polis yetkilileri gazetecinin gözaltında
olduğunu ve kuzeni ile birlikte ifadelerinin alındığını
açıklamış. Çözülmesi belki de yıllar alacak Tahir Elçi
cinayetinde de yeni bir gelişme olmuş. Diyarbakır’da
iki polisin öldürülmesi ile başlayan ve Tahir
Elçi’nin vurulmasıyla devam eden olayların yaşandığı
sokaklarda yapılan incelemede bulunan 108 boş
kovanın, 28 ayrı silahtan sıkıldığı tespit edilmiş. Al
sana bir muamma daha…
Diyarbakır'da şehit olan Uzman Çavuş Nuh Özdemir'in
ailesine acı haberi vermek üzere köyüne
giden yetkililer, yürek burkan bir manzara ile karşılaşmış…
İki yıldır TSK'de görev yapan ve 1,5 yıllık
evli olan 26 yaşındaki Nuh Özdemir'in annesinin
yaşadığı Ordu'nun Akkuş ilçesine bağlı Salman köyüne
giden yetkililer, gördükleri yoksulluk karşısında
dehşete düşmüş. Nuh’un annesi elinde oğlunun
çorapları, çaresizce ağlıyormuş…
Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Yeni
Akit Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Hasan
Karakaya'nın tabutu için Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın ilginç bir dilekte bulunduğu iddia
edilmiş. İddia sahibi Haber 7 Genel Yayın Yönetmeni
İbrahim Erdoğan, katıldığı bir televizyon
programında Cumhurbaşkanlığı uçağıyla dönüş yolundayken
yaşadıkları bir hatırayı paylaşmış.
İbrahim Erdoğan paylaştığı anıda, Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın "Hasan abinin tabutunu getirseydik,
masaya koysaydık ve sohbeti öyle yapsaydık diye
düşündüm. Ama cenaze kargo bölümünde geldiği
için uçağın yeniden inmesi ve kalkış yapması gerekiyordu,
o yüzden yapamadık" dediğini aktarmış. Şaka
gibi ama değil… Ciddi ciddi bir tabutu masanın
üzerine koyup sohbet etmekten bahsediyorlar.
Türkan Saylan öldüğü zaman “Ölünün arkasından
konuşulmaz diye bir kural yok” diyen ve belki
de bu sayede kendi ölümüyle Viagralı muhabbetlerin
yolunu açan Hasan Karakaya meğer yüksek dozda
küfür ve hakaret içeren yazılarıyla tanınıyormuş.
Edirnekapı Şehitliği’ne gömülürken – geçen hafta
hatırlayacaksınız- devlet erkanı tam kadro mezarının
başında yerini almıştı, hatta Cumhurbaşkanı eline
mikrofonu alıp arkasından dua bile okumuştu.
İktidarın kıymetlisi Hasan Karakaya acaba Nuh
Köklü’nün arkasından bir şey yazmış mı diye baktım…
Olaydan birkaç gün sonra Nuh Köklü’nün
ölümünü küçümseyen ve aklı sıra buradan yola çıkarak
basın özgürlüğüne değinerek ‘Paralel Yapı’ya
çakan bir yazı yazmış.
Şöyle demiş yazısında; “Daha birkaç gün önce,
‘Paralel Taraf’ta yer alan ‘tetikçi’ gazeteler; ‘Bir esnaf,
bir gazeteciyi bıçaklayıp, öldürdü’ diye, ‘Saray’ın
esnafı’ başlığı atıp, hem Erdoğan’ı, hem de
‘esnafın tamamı’nı hedef aldı, onlara ‘katil’ dedi
ama, kimseden ses yok! Demek oluyor ki; ‘Bu ülkede
herkes özgür’dür. Ama, ‘Paralelciler daha özgür!’
Dolayısıyla, ‘özgür medyaya darbe’ diye, boşuna ağlaşmasınlar!...
Onlardan özgür, kim var ki?”…
Siz varsınız mesela…
Siz ve sizin gibiler o kadar özgürsünüz ki memleketi
adeta rehin aldınız… Bu dünyada adaleti arayıp
bulamayanlar için ilahi adalet tesellidir ya…
Madem ölünün arkasından konuşmak da serbest,
bu dünyada hakaret ettiğiniz, küfür ettiğiniz
insanların ahı tutsun sizi, ateşiniz bol olsun!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.