banner87

Avea’nın alacaklarını toplayan ASD Hukuk Bürosu’ndan arandığımda günün en yoğun saatlerinde, gazete sayfalarını matbaaya gönderme telaşı içindeydim. Telefon acı acı çaldı ve ASD Hukuk Bürosu’ndan aradığını söyleyen bir kadın, benim evimde benden 5 sene önce oturan kiracının borcu nedeniyle yarın sabah evime haciz göndereceğini söyledi. Olayın akıl ve mantık dışı olduğu açık ama karşındaki seni dinlemiyor, dinlese de anlamıyor ki… Beni çıldırtma noktasına getirmeden önce dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım. Bu adam 5 yıl önce taşınmış ama kaydını bu adresten almamış. Ben saygıdeğer mahalle muhtarına, nüfus müdürlüğüne, emniyet müdürlüğüne, ilçe seçim kuruluna bu adamın burada oturmadığını defalarca bildirmeme rağmen kaydını sildiremedim. Çünkü MERNİS nüfus kayıt sistemi sadece kişinin kendi beyanını esas alıyordu. Kişi ‘ben buradan şuraya taşındım’ demeden, o kişinin kaydını sildirmek mümkün değildi. Anlatmaya çalışırken, avukat taklidi yapan ama muhtemelen çağrı merkezi elemanı olan kadın, aynı adreste göründüğüme göre bu kişiyi mutlaka tanıyor olacağımı ve neden arayıp bulmadığımı sordu. Bu adamı alacaklıların yıllardır aradığını, polisin bile bulamadığını, benim nereden bulacağımı sordum ama karşıdaki bunu anlayabilecek kapasitede değildi. Arada ağzından kaçırdı, beni aramadan önce annemi babamı ve ablamı aramış. Benim anamı babamı arayacağına, borçlu olan kişinin anasını babasını neden aramadığını sordum, cevap alamadım. Son derece çirkin ve tehditkar bir şekilde konuşup, yarın sabah icrayı evine göndereceğim deyip telefonu suratıma kapattı. Aradığı sabit numaradan tekrar geri aradım, birkaç kişiyle konuştuktan sonra Avea grubuna bakan tahsilatçılar tarafından arandığımı öğrendim ve nihayet beni arayan kadına bağlandım. Adını sordum, küstah bir şekilde Elif Durmaz olduğunu söyledi. Siz gazeteciyseniz bize ne, biz de burada iş yapıyoruz dedi. Gazetecilere böyle davranılıyorsa, vatandaşa neler yapılıyordur acaba? Telefonu kapattıktan sonra bu ASD Hukuk Bürosu neymiş, sahipleri kimlermiş diye internetten baktım, kurucu ortakları Avukat Birol Soyuer ve Avukat Seyit Ali Atasayar. İcra ve iflas hukukundan kaynaklı işleri ayrı uzman bir kadro ile yürütüyorlarmış. Uzman kadroları buysa bravo, tebrik ediyorum. Hem onlardan hem de Avea’dan bir özür bekliyorum. Ha unutmadan, yarın sabah gelirlerse onları ben değil Pronet karşılayacak. Kapı zorla açılırsa alarm devreye girecek, Pronet muhtemelen hırsızlık olduğunu düşünüp kapıya bir polis ekibi gönderecek. O zaman görüşürüz…

Girişimci annelere destek

1 milyon üye ve aylık 40 bin ürün satışına ulaşan Unnado.com, kendi el emeği ürünlerinin satışını yapan veya anne olduktan sonra bebek-çocuk ürünleri alanında kariyer yapmayı seçen 16 girişimci anneyi destekliyor. Temmuz ayından bu yana 20’ye yakın online butik açıldığını söyleyen Unnado.com Genel Müdürü Yonca Eldener, iş hayatında kadın kimliği ile var olmanın zorluklarını bildiklerini, annelik ile kariyeri bir arada yürütme mücadelesini desteklediklerini söylüyor. 

Papaya yemiyorsanız sorun yok!

Son 20 yıla damgasını vuran Genetiği Değiştirilmiş – GD ürünler artık dünya tarımının göz ardı edilemez bir gerçeği. GD ürünlere ayrılan araziler günden güne genişliyor. Aylık Tarım ve Kültür Dergisi tarlasera, farklı ülkelerin GDO’ya olan bakış açılarını incelemiş. Dergiye göre tüm dünyada GD ürün yetiştirilen arazilerin yüzde 40’ı ABD topraklarında bulunuyor. ABD’de üretilen soyanın yüzde 93’ü, mısır ve pamuğun yüzde 90’ı GDO. Hawaii adasında üretilen ve Amerika kıtasında tüketilen papaya meyvesinin yüzde 80’i GDO ürünü. Öte yandan Almanya GDO’lu tarım üretimine izin vermeyeceğini duyurdu. Bu karar üye ülkelerin, AB’nin ekimine onay verdiği GD ürünlerin kendi sınırlarında yasaklamalarına olanak tanıyor. Zaten AB’nin en büyük tahıl üreticisi Fransa da GDO’lu mısır için aynı hakkı kullanacağını açıkladı. İskoçya, Yunanistan ve Bulgaristan’ın tutumu da bu yönde. Peki Türkiye nerede duruyor? 2010 yılında kabul edilen Biyogüvenlik Kanunu’na göre Türkiye’de GD tarım ürünlerinin üretimi yasak. GD ithalatında ise yalnızca yem amaçlı ürünlere izin var. Bugün itibariyle Türkiye’de ithalatı serbest olan 22 adet GD hayvan yemi çeşidi bulunuyor. Bunların 17’si mısır, 5’i ise soya çeşitleri. Yani direk biz yemiyoruz ama et tüketimi aracılığıyla dolaylı yoldan GD almış oluyoruz. 

Dikkatinden dolayı TÜİK’i tebrik ediyorum

Geçen hafta yazdığımız bir haberde, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun hane halkı yurtiçi turizm verilerine göre, Nisan-Haziran döneminde yerli turistlerin toplam seyahat sayısı yüzde 17’ye düştü” demişiz. Doğrusu “Seyahate çıkanların yurtiçinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 17 azalmış” olacaktı. Bu yanlışımızı gözden kaçırmayan ve bizi uyaran TÜİK’i tebrik ediyorum. Sayılarla uğraşan bir kuruma da bu yakışırdı.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.