Bu soru sadece Türkiye değil, tüm Avrupa için geçerli.


Dünyayı sarsan yıllar yaşıyoruz. Tüm taşlar yerinden oynuyor. Dünya, özellikle Amerikan emperyalizminin yeni KAOS POLİTİKASI ile sarsılıyor. Buna önümüzdeki günlerde değineceğim. Avrupa Birliği, ama özellikle Almanya ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki ilişki 2. Dünya savaşından beri en çelişkili dönemini yaşıyor.


İkinci Dünya savaşı, soğuk savaş ve sonraki gelişmeler neticesinde, Avrupa ülkelerindeki medyanın ve siyasetçilerin, ama bürokrasi ve üst düzey beyaz yakalıların da hatırı sayılır kısmı doğrudan veya dolaylı olarak ABD’nin etkisi altında. Bu durum, AB ‘nin iç sıkıntılarını büyütüyor ve karar mekanizmalarını tıkıyor. 

 

Ama Avrupa Birliği, eninde sonunda bu kimlik oluşturma sürecini, belki İngiltere gibi, Amerikanımsı ve düşen zayıf yapraklardan arınarak, ama sonuçta güçlenerek, gelişecektir. Ancak, AB ‘nin tek başına Amerika’nın ekonomik ve askeri gücüne karşı dayanabilmesi mümkün değildir.


AB, ancak Rusya, Çin, İran, Irak ve Hindistan ve diğer Asya ülkeleriyle ekonomik ve güvenlik
işbirliği Paktı kurabilirse, barış, huzur ve özgürlük içinde varlığını sürdürebilir. Aksi takdirde askeri açıdan Amerika’nın öncü kuvveti olarak görülür ki, bu da AB için büyük güvenlik riski oluşturur. Türkiye ise, AB ile bugünlerdeki sarsıntıları atlatıp, başı dik, eşit ve güçlü bir AB üyesi olarak bu tabloda yerini almalıdır.

 


Türkiye, genç ve dinamik nüfus yapısı ve Avrupa’daki mevcut 5-6 milyon mevcut yurttaşlarıyla tam demokrasi içinde AB’nin en önemli karar vericilerinden biri olabilir. Bu süreçte özellikle Rusya ile yeniden geliştirilmeye çalışılan güven ve işbirliği süreci çok, ama çok değerli ve önemlidir. Yeni bir dünya kuruluyor. Ve biz de, kendimize göre yerimizi alıyoruz.


Mademki, yeni bir yer, bari en çağdaş, modern, refah ve huzur içinde muasır medeniyetler arasında bir yer kapmalıyız. Kısacası, AVRASYA’nın AV- bacağında yer almalıyız. Futbol örneğiyle bakarsak, süper ligden aşağı düşmemeliyiz!


Büyük Ortadoğu politikası iflas etmiştir! BOP’un en önemli saklanmış hedeflerinden biri, Türkiye’nin bölünüp parçalanmasıydı. Ama en azından bu bölümü boşa çıkmıştır.
BOP, savaş ve kandır. KAOS SÖMÜRGECİLİĞİ ve sefalettir, esarettir! Bu arada FETÖ’nün de BOP’un çok önemli parçası olduğunu gördük. ABD, en azından 50 yıldan beri gittiği her ülkeyi kana boğmuş, iç savaş kışkırtıcılığı yapmış ve kısmen de sözde müttefiklerini suç ortağı yapmıştır.


ABD, kendi amaçları uğruna NATO’yu da kendi ordusu gibi kullanmaktadır. Özellikle, sözde “Arap Baharı’ında” bu açıkça görülmektedir.


Batı toplumlarındaki, NATO’nun demokrasi ordusu olduğuna ilişkin algısı, en azından sözde “Arap Baharı” teröründen sonra yerle bir olmuştur. Özellikle Suriye fiyaskosundan sonra! Bunun için Avrupa Birliği ülkelerinin, Türkiye’yi de kapsayacak ve hızlı bir şekilde NATO’dan çıkıp, kendi güvenlik sistemini Avrasya Birliği kapsamında oluşturması gerekmektedir. Yani, NATO’ daki çakma ortaklık son bulmalıdır. Avrasya’nın bir ayağı Atlantik etkisinden kurtulan Türkiye dâhil Avrupa Birliği’dir. Diğer ayağı da başta Rusya ve Çin olmak üzere Asya ülkeleridir. Bir bacak olmazsa, Avrasya Paktı kurulamaz! Topal olur!

 

Son zamanlarda binlerce insana mezar olan Akdeniz, ancak ABD askeri güçleri Cebelitarık boğazından Atlantik okyanusuna çıkarıldıktan sonra, Avrasya kapsamında barış ve ekonomik işbirliği gölü haline gelebilir. ABD de bu barış gölüne ancak ekonomik anlamda girebilmelidir. Yoksa AB ülkeleri dâhil tüm Akdeniz’in kan gölüne dönüşeceğini görmeyecek kadar körleşti mi bütün dünya?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.