Baştan beri söylüyorum. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan iç siyaseti bilinçli olarak sertleştiriyor.

Birincisi, başarısızlıklarını aynanın arkasına saklayarak gölgelemek için varını yoğunu ortaya koyuyor.

Dış politikada kendisine CHP tarafından yöneltilecek haklı eleştirileri sanki CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun kendisinin iktidardan gitmesini sağlamak için ABD, Almanya başta olmak üzere yabancı ülkelere taviz vermeye hazır olduğu algısını yaratarak, zaman kazanıyor.

Sanki Türkiye’de iki ay sonra seçim varmış havası yaratıyor.

CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir. Bu çamur tutmaz, tutmuyor da.

Ama oyalıyor.

İkincisi, Almanya, ABD ve Rusya ile ilişkileri aynanın ardına saklayarak çoğu kendisi tarafından bozulan dış ilişkileri düzeltmeye çalışıyor.

Bunun için de her türlü tavize de razı olabilir.

Allahtan her şeye rağmen Türkiye’de sağlam bir devlet geleneği var, devlet olgusu yavaş da olsa işliyor.

Erdoğan’ın gücü sanıldığı gibi tartışmasız değil.

Dışişleri Bakanlığına ABD ile ilişkileri düzeltecek isim olarak sunulan İbrahim Kalın’ı son bakanlar kurulu değişikliğinde taşıyamadığı gibi.

Burada en önemli soru şudur. CHP ne yapıyor?

Dış politikada ne kadar etkin? Ne üretiyor?

Talat Atilla’nın dediği gibi CHP Türk Silahlı Kuvvetleri’nden daha mı güçlü ki, içine FETÖ sızmasın.

HDP için de aynı şey geçerli.

Kim ne derse desin FETÖ, ABD’dir.

FETÖ ayrı şeydir, muhaliflerin tamamının bir zamanlar Ergenekon torbasına doldurulduğu gibi FETÖ çukuruna atmak başka bir şeydir.

AKP hülle yaparak da olsa, "siyam ikizi oldukları" gerçeğini algı operasyonları ile saklamaya çalışıyor.

FETÖ ile mücadele için iç temizlik yaptığı görüntüsü için kongreler topluyor.

CHP bunu niye yapmıyor ki?

CHP, komplekssiz olarak Başer Esad ile hemen temas kurmalı.

Bunu da göz önünde şeffaf bir politikayla Türkiye’yi rahatlatmalıdır.

Türkiye, İran ve Suriye’nin ortak kaygısı birleşik Kürt Devletidir.

Bağımsız Kürt Devleti için Suriye daha kolay lokmadır.

Esad da buna kendisini kurtarmak için her an evet diyebilir. İran olmazsa çoktan bu noktaya gelmişti bile…

Mesut Barzani de Suriye’de bağımsız bir Kürt Devleti’nin iktidarının sonu olacağını bildiği için 25 Eylül’de referandumda ısrarlı..

Yalçın Koçak’ın dediği gibi ABD referanduma, "yarım ağız" karşı duruyor.

Bir zamanlar Ardahan ve Kars’ı, Artvin’i isteyen Stalin’in Sovyetlerden bizi koruması için girdiğimiz NATO Türkiye için tehdit haline geliyor.

Barzani referandumuna 40 gün kaldı…

CHP bu konuda da suskun…

İktidarı bilemem, ama devlet politikasının yanında olmalıdır.

Gerekirse mekik diplomasisi yürüterek, kendisine bilgi vermesini sağlamalıdır.

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri Türkiye’de. Yeni bir Kasr-ı Şirin için bu çok önemli olabilir.

Dün de Rusya Genelkurmay Başkanı geldi…

Tekrar ediyorum...

CHP bu konularda ne yapıyor?

Mesela Başbakan Binali Yıldırım ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’dan 80 milyonun önünde randevu isteyerek, TBMM’yi çalıştırmayı düşünmüyor mu?

Aynanın arkasını irdelemek için…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bülent Soylan 2017-08-18 11:03:06

Güzel olmuş.