Türkçemiz’de ‘bal’ sözcüğünden deyim bol… 'Ballı' mesela… Şanslı, işi yolunda giden, işini yoluna uyduran, hep dört ayak üzerine düşen gibi bir tanımlama… ‘Bal gibi’ genellikle ‘tabii ki’den tutun da ‘öyle de koydum, böyle de koydum’a kadar geniş bir yelpazede kullanılabiliyor. ‘Bal tutan parmağını yalar’, Anadolu kültürüne yerleşmiş yolsuzluğu umursamama ya da içseleştirmenin bir simgesi neredeyse… ‘Ballı börek olmak’, mesela bir zamanlar bu ülkenin başına çorap örmek için iki siyasal İslamcı kliğin hali.. Ta ki 17-25 Aralık’a kadar… ‘Bal alacak çiçeği bilmek’ deyimi en çok yandaş sözde gazeteci ve akademisyen müsveddeleri için uygun, bunlar iktidara yağ çekip, ceplerini dolduruyor, arı gibi çalışmasalar da arı gibi vızıldıyorlar ekranlarda (arılar armonik vızıldıyor, bunların ki daha çok hırıldamak gibi bir şey)… ‘Yağlayıp ballandırmak’, bu goygoyu iyice abartan sözde gazeteci ve kanaat önderlerinin mesleği sayılır zaten! ‘Bir eli yağda, bir eli balda’ olanlar, başta yandaş müteahhitler olmak üzere, ihaleci işadamları ve onlarla iş bitiren bürokratlara cuk oturuyor. ‘Ağzına bir parmak bal çalmak’, iktidarın her sıkıştığında orta ve alt gelir grubuna, tüm halkın vergilerinden sunduğu kıyak! Daha çok vardır burada keseyim, zira her şeyde olduğu gibi balın azı karar, çoğu zarar, namuslu insanlar için!

 

Yapış yapış ‘demokrasi tarifi’

 

Benim takıldığım deyim ‘bal gibi’… Sebebi malum, önceki gün AKP’nin gayriresmi lideri ve cumhurbaşkanı olan kişi tarafından dillendirildi. 28 belediyeye kayyım atanmasına ilişkin olarak bayram konuşmasında şöyle dedi: “Şimdi 28 belediye başkanı görevden alınmıştır. Bazıları, ‘Seçilmişler görevden nasıl alınıyor?’ diyor. Bal gibi de alınır. Seçilmiş olmak size sınırsız devlet, millet aleyhinde tasarruf yetkisini vermez. Çalışma alanın ne ise bu alan içerisinde çalışacaksın, devletin paralarıyla, imkânıyla sana teslim etmiş olduğu o iş makinelerini, sen kalkıp da içme suyu kanalı, atık su kanalı, elektrik, doğalgaz, bunlar için değil de tamamen terör estirmek için kazarsan, yargı gelir, bütün adalet sistemi gelir, sana bununla ilgili hesabını sorar.”

Tüm konuşmanın bir bölümü sadece bu, konuşmanın tümü aslında zihin açıcı, bal gibi de faşizme koşar adım gittiğimizin bir resmi, ama bu paragraf da bunu anlamak için yeterli, yeter ki anlamak isteyen olsun!

 

Yeni ortakların yağı, balı...

 

Öncelikle artık bu FETÖ vakasının bir korkunç efsane haline gelmesi, temcit pilavı gibi her antidemokratik uygulamaya bahane edilmesi bıktırdı. Ama hadi bu modaya uyalım ve soralım; “Bu 28 belediyeden kaçı FETÖ bağlantılı?”... Bildiğim kadarıyla sadece dördü. Bu belediyelerden ikisi AKP’nin, ikisi de MHP’nin... Büyük olasılıkla da MHP'nin olanlar Meral Akşener destekçisidir! Malum, FETÖ kullanışlı ya, her türlü kullan, MHP’nin iç muhalefetinden de böyle öç al, postmodern faşizan Türk-İslam sentezini yeni ‘ballı börek kankan’ Bahçeli’nin bahçesi MHP ve bir grup Avrasyacı hayalperest Maocu eskisiyle birlikte hayata geçir. Her insan haklarına aykırı, demokrasi düşmanı eylem için zaten ‘çaya çorbaya limon’ misali FETÖ var, o da yetmedi mi ‘şizofrenin mırıldanması’ gibi ‘kokteyl terör’den dem vurdun mu, sivil darbe operasyonu tamam! Zaten 24 DBP ya da HDP belediyesi için de bahane bu.

 

Ballı böreklerin darbe girişimi!

 

Devletin tüm kurumlarına bizzat yerleştirdikleri teröristlerin onda birini bile temizleyememiş bir iktidarın icraatı bu. Gariban devlet memurlarına işten el çektirirken, önlerine gelen namuslu aydını, laik, Kemalist, sosyalisti, biçen de bunlar... Hâlâ kendi siyasi örgütlerinin içine işlemiş en iyimser tahminle yüzde 40 FETÖ ile bağlantısı olmuş partiliyi temizleyemeyen de bunlar! At iziyle it izinin karıştığını itiraf edenler de bunlar. Darbe girişimi sonrasında yapılan sivil darbenin özeti de zaten aslında bu... At izi ile it izi karışırken, taşları bağlamışlar köpekleri salmışlar!

Bu belediyelerde pek çok yolsuzluk yapılmış olabilir, hatta bu belediyelerde PKK bağlantılı kişiler de olabilir ve hatta belediye gelirlerinden bir bölümü örgüte de devredilmiş olabilir. Bunun için zaten yasalar var, bunun için zaten idari mahkemeler var... Var da var! Kaldı ki, yasal süreç sonrasında belediye başkanının görevini yerel atanmış bürokrat alabiliyor, bu da yasalarda var. Yani üçkağıtçısından terör destekçisine her türlü belediye başkanının görevden el çektirilmesi ve belediyenin bir süreliğine vali ya da kaymakamın yönetimine verilmesi mümkün. Ama bundan önce yapılabilecek bir şey daha var, mesela il ya da ilçe meclisinde bir seçim yapılıp belediye başkanını yerine birinin seçilmesi... Tüm bunlar pas geçilip, kayyımla belediyeye çökmek kadar abuk sabuk bir iş olamaz. Tıpkı yine bu kayyım denen ne idüğü belirsiz şeyle şirketlere ‘çökmek’ gibi...

 

Bugün bal gibi bu olur, yarın tersi olur!

 

Ama bal gibi oluyor. Çünkü ballı börek oldukları eski ortakları tarafından gerçekleştirilen abuk sabuk iç savaş girişimi (darbe girişimi falan değil iç savaş provası) bal gibi antidemokratik olduğu belli birileri tarafından, bir grup siyasi kliğin ağzına bir parmak bal çalınarak baldan tatlı bir sivil darbeye bal gibi olanak sağlıyor. Bal tutan parmağını yalıyor! Tüm bu olup bitenleri, yandaş medya ve akademisyen müsveddeleri ‘yağlayıp ballayıp’ yalan dolanlarla ekranlarda anlatıyor. Özetle, bal gibi lümpen, nepotik, kleptokratik, mezhepçi, gerici, ırkçı bir faşizan sistem... Bal gibi olur! Ama tarihten biliyoruz ki, bu tip faşizan sistemler gün gelir bal gibi de yıkılır!

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.