banner87
Güneşli bir barış gününe uyanan Başkent Ankara, dün art arda patlayan terör bombalarıyla Kara Cumartesi’yi yaşadı. Türkiye’nin kuruluşunda hafızalara kazınan fotoğrafların mekânı olan Ankara Garı’ndan, Atatürk ve silah arkadaşlarının Türkiye Cumhuriyeti’ni kurdukları ilk TBMM binasına giden yol üzerinde, Cumhuriyetimiz’in kurulduğu meydanda gerçekleşen saldırılar, hepimizi yüreğimizin orta yerinden vurdu.

Bu yazının satırlara döküldüğü akşam saatlerine kadar sayıları 87’yi bulan canlarımızı bizden koparan kanlı saldırı, Reyhanlı ile başlayıp Diyarbakır ve Suruç ile devam eden terör sarmalının, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkenti Ankara’ya, Cumhuriyet ile özdeşleşmiş bir alana kadar uzaması, üzerinde çokça düşünülmesi gereken bir nokta…

Türkiye’nin kalbi başkent Ankara’da dün sabah saat 10.04’te gerçekleşen saldırının alt metninin iyi okunması gerekir. Tartışmalarının odağına MİT’i de alan bu son saldırıyı yorumlarken, yine bir MİT’çinin Mahir Kaynak’ın, “Bir saldırıyı kimin gerçekleştirdiğini bulmak için kısa yoldan gitmek gerekir; ‘Bu saldırı en çok kimin işine yarar?’ sorusuna yanıt aramak gerekir” sözlerini dikkate almak isabetli olur.

Buna bir de tersinden bakmak gerekir ki, ister yanlış zamanlama deyin, ister toplumun bu tür yönlendirme ve ajitasyonlara artık kanmadığını söyleyin; bu saldırının amacı, patlamanın gerçekleştiği andan itibaren geri tepmiştir.

Hepimizin yüreğini kanatan dünkü saldırı gerçekleştiği andan itibaren, özellikle de sosyal medya üzerinden toplumsal tepki ve karşı duruşlar, AK trollere bile geri adım attıran boyutlara ulaştı. Tepkilerin yoğunlaşarak iktidara yönelmesi üzerine AKP hükümetinin ilk yaptığı şey alışılageldiği gibi; saldırıyla ilgili haberlere geçici yayın yasağı getirilmesi ve sosyal medya kanallarının engellenmesi oldu.

Kılıçdaroğlu’nun mesajı önemli

Neyse ki bazı muhalefet liderleri bu yasak ve engelleme gelmeden hemen önce yaptıkları açıklamalarla düşüncelerini topluma iletebildiler.

Merkezinde partisinin yer aldığı saldırıyı HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş; “Çok büyük bir katliamla karşılaştık” diye yorumladı. İstanbul’daki miting ve seçim çalışmalarını iptal eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise hemen Ankara’nın yolunu tutarken; sağduyu ile örülü çok önemli açıklamalar yaptı. Kılıçdaroğlu bu açıklamayı yaparken çok samimi, hatta ağlamaklı bir durumdaydı.

“Görüş ayrılıklarımız olabilir. Ancak bunu terör noktasına taşımayı kabul etmiyoruz. Terörü bitirme konusunda bizden kim ne istiyorsa açık çek veriyoruz. Ne isteniyorsa yapmaya hazırız. Terörü bitirmek için ne istiyorsanız bütün gücümüzle onu yapmaya hazırız. Analar ağlamasın lafla olmuyor. Çaba harcamamız gerekiyor. Defalarca söyledim tekrar söylüyorum bütün siyasi partiler amasız, lakinsiz, fakatsız hareket etmelidir. Teröre karşı hepimizin onurlu dik davranması gerekiyor.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun kullandığı barış dili ve ortak mutabakat zemini çağrısının diğer liderler tarafından ivedilikle dikkate alınıp, olumlu yanıt verilmesi artık kaçınılmazdır.
Saldırı Cumhuriyet’in kurulduğu meydana gerçekleşti. Hükümet ve İçişleri Bakanı ölü ve yaralıların sayısını saatlerce açıklayamadı. Devlet istihbarat zaafiyetinin dışında aradan saatler geçtiği halde ölü ve yaralı sayısı resmen ilan edilemedi. Milyonlarca insana ölüm ve yaralı telaşı yaşatıldı. Açıklanan ölü ve yaralı sayısı saat saat artırıldı. Adeta karaborsa kuruldu. Eski Enerji Bakanı Taner Yıldız, ‘ses bombası’ diye kamuoyunu manipüle etmeye çalıştı. Açıklama yapmak için çıktığı kürsüde kem küm eden Başbakan Davutoğlu şaşkındı, kara siyaset yaptı. Sorunu hükümet çalışmalarına bağlamaya çalıştı…

Yazık günah bu ülkeye… Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘çözüm sürecinin buzdolabına kaldırıldığını’ açıklamasıyla birlikte 7 Haziran’a kadar olmayan terör belası yine hortladı, yine oluk oluk kan akmaya başladı, yine analar ağlamaya, dul ve yetimlerimizin ıstırabı yüreğimizi kanatmaya başladı.

Ölümler kimin hırsı uğruna

Neden? Bir kişinin siyasi iktidar ihtirası yüzünden mi? Yoksa boğaza kadar batılan yolsuzluk ve kirli ilişkiler yumağı yüzünden mi?

Türkiye huzur içinde kardeşçe yaşamak isterken; neden gencecik insanlarımız teröre kurban gidiyor. Barış istemek neden suç olmaya başladı. Birlikte yaşamak ne zamandan bu yana suç sayılır oldu. Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor. Bu sütunlardan ve gazetemizin sayfalarından defalarca akan kanın durması için liderlere ortak zeminde buluşma çağrısı yaptık. Siyasi görüşü ne olursa olsun tüm liderlerin ortak bir zeminde buluşup terörü ortak lanetlemesi gerektiğinin altını ısrarla çizdik.

Bu ortak zeminin adresi de bellidir. TBMM…

1 Kasım seçimleri bunun için önemli bir fırsattır. Ancak, Ankara’da yaşanan saldırı, bu zemini oluşturan partilerin atacağı adımı beklemeye artık kimsenin tahammülünün kalmadığının ortaya koydu.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun söylediği gibi; TBMM’de grubu bulunan partilerin liderleri ivedilikle bir araya gelip TBMM’yi açmalı, harlanan ateşi söndürmenin yolunu bulmalıdır. Yoksa bu ateş hepimizi kül edecek.

Kara Cumartesi’yi oluşturan tablo şu: Roboski 34, Reyhanlı 54, Ermenek 18, Cizre 22, Suruç 33, Ankara 86... Toplam 247 can.

Bu bir istatistik değil. Her biri bir hayat, bir dünya... Ve kimse özür dilemedi, kimse istifa etmedi.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.