banner87
AKP’nİn Sabah gazetesinden önceki amiral gemisi Yenişafak'ın ‘toplumsal uzlaşma’ çağrısı ‘iç kavga’ başlatmak üzere. Tartışmaların, seçimden sonra bir ‘iç hesaplaşmaya’ gideceği kesin. AKP'ye yakın medya mensupları hesaplaşmasına.

Yenişafak günlerdir süren yayınında, toplumun her kesiminden temsilcilerden görüş alıyor. Gerekçe de: “Terör saldırıları ve provokasyonlar var.  Saldırılar iç bütünlüğümüze ve sosyal dayanışmamıza yöneldi. Türkiye zeminde bulunan herkesi bir söz söylemeye çağıyoruz. Bir adım öne çıkın.”

Gazete orta sayfasında bu oyunu bozacağız başlığını kullanarak, topluma mal olmuş isimlere mikrofon tutuyor…

Aralarında ilahiyatçı Prof. Hayrettin Karaman, Zaman Gazetesi Yazarı Ali Bulaç, TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Muhsin Kızılkaya, Ülke Deniz Arıboğan, Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bila, Mustafa Denizli, Nuh Albayrak, Niran Ünsal, Bülent Yıldırım, Hülya Koçyiğit, Muazzez Ersoy var.

Başka Türkiye yok
Yenişafak bu kampanyasında ‘Başka Türkiye yok’ sloganını kullanıyor. AKP’nin 1 Kasım seçimlerinde kullandığı ‘Sen, Ben Yok’ sloganının paralelinde, hatta tamamlayıcısı bir kampanya. AKP ile paralel olarak sözde ‘uzlaşma dili’ kullanılıyor.
Aslında bu ‘uzlaşmacı üslup’ çağrısını kendilerine yapmalarında fayda var. Cem Küçük ve Ersoy Dede bu kampanyayı katılımcılar üzerinden eleştirdi. Ülkü Arıboğan ve Zaman Yazarı Ali Bulaç’ın konuşturulmasına sert bir şekilde tavır koydu. Arıboğan’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiğini öne sürdü.

Bu da 1 Kasım sonrası Erdoğan’ın çevresindeki medya mensuplarının kavgasının devam edeceğinin göstergesi. Daha önce Yurt yazdı. Üç parçada bu kesimin medya mensupları… Cengiz Er, bu kesimin en eski gazeteci kökenli ismi. Haberci. O kenarda bekliyor. Arkadaşlarına bu kavgaya katılmamalarını tavsiye ediyor.

Mustafa Karaalioğlu ve Mehmet Ocaktan’ın başını çektiği grup Ethem Sancak grubundan atılınca mesafe ayarı yaptı. Bu tasarrufu Sabah grubundan ve Serhat Albayrak’tan bildi. Yenişafak bu çekişmelerin tam ortasında duruyor. Abdulkadir Selvi, Karaalioğlu’na yakın sayıldığı için Cem Küçük ve Ersoy Dede’nin hedefinde. Her ne kadar, ‘ağabey’ yerinde görseler de...
Karaalioğlu ve arkadaşlarını AKP iktidarının kaymağını yiyen bir grup olarak görüyorlar. Pek de haksız sayılmazlar. Ama tartışmanın asıl noktası bu grubun gerek Ferit Şahenk gerek Abdullah Gül ile zaman zaman bir araya gelmeleri. Aynı zamanda da Tayyip Erdoğan ile de diyalog içinde olmaları. Yani camiye de kiliseye de mum hikâyesi…
Cem Küçük ve Ersoy Dede, Yenişafak’ta İbrahim Karagül’ü de ayrı yere koyuyor. Ve bu tür tartışmalı icraatların içinde olmasını sorularla eleştiriyor.
İç barışı kendi adlarına mı istiyorlar?

Başka Türkiye yok diye uzlaşma kampanyası açan Yenişafak, öte yandan da kutuplaştırıcı haberlerden de vazgeçmiyor.

16 Ekim’de Selahattin Demirtaş’ın imdadına “Paralel yetişti” diyerek hedef gösterdi.  18 Ekim’de “Bombacıda yabancı şüphesi, Hürriyet yazdı. Eskort kaçtı” başlığı attı. Hem Hürriyet’i hedef gösterdi. Hem de bombacıya eşlik eden eskortun bu yayından sonra kaçtığını söyledi.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz... Ancak, iktidar yanlısı medya tartışması bir gerçek...
Cem Küçük’ün de altını çizdiği gibi Erdoğan bunları görmüyor mu? Görüyor tabii ki. Belki de kendisine yakın medya çok büyüdü. Kontrol altına alması zorlaştı. Dengelemek için kanatlar oluşturuyor.

Eskiler daha profesyonel. Sırtlarındaki elbiseler, saatler, pabuçlar hepsi marka. Pahalı ve marka yerlerde yemeklerle de daha iyi yaşıyorlar. İyi maaş alıyorlar. Hep de aldılar.
Yeniler de daha mütevazı yaşıyor. Hep savunmada. Buna da isyan ediyorlar. Üstelik bir sürü düşman ediniyorlar. Hem içeride en önemlisi de dışarıda...
Yoksa Yenişafak’ın çağrısı iktidar yanlısı medyada ‘iç barış’ için olmasın?
Tabii ki Zaman’dan bir grup ile birlikte…
Seçim sonrası siyaseti şekillendirmek adına…
Hatta Erdoğan-Gül ittifakı adına…
Kendi ölçeğinde akıllı bir atraksiyon…
Siyasette yeni bir dönem başlıyor. Konusu da: İç ve dış barış.
Buna karşılık 1 Kasım’dan sonra siyasette Erdoğan etkisi azalmayacak. Tam tersine artacak.
Dün de dedim. Tek koşulu AKP’nin 40’ın altında zayıf çıkması.
Davutoğlu’nu kurtaracak tek yol da bu.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.