banner87
Mayıs’ta havalar hâlâ ‘bir soğuk, bir sıcak’ gidiyor. Bazen de yağmurlu. Ama Ankara’da siyasette ‘ekvator sıcağı’ yaşanıyor. Daha da yaşayacak, ısınacak  görünüyor...

Her ama her parti kaynıyor. En sakin görünen aslında en karışık olan. Kolay değil 14 yıllık iktidar. Kavgaları da barışları da ‘dipten’ geliyor.

AKP gerçekten karışık… Eskiler-Yeniler kavgası çok acımasız. Eskiler TBMM dışında veya hükümet dışında kalanlar. Çoğu da AKP kurucusu ya da bakan.

TBMM Başkanları, Bülent Arınç, Cemil Çiçek’ten sonra  Mehmet Ali Şahin de eski kervanına katıldı. Amaç Abdullah Gül’ü ‘meydana çıkmaya’ ikna etmek. Ve Ahmet Davutoğlu’nu.

Amaç Genel Başkanlık yarışında ikinci aday çıkarmak.

Yeniler arasında da ‘iktidar kavgası’ var hızıyla sürüyor. ‘Düşük Profil’li Başbakan’ tabiri gelecek olan Başbakan’ın üzerine çoktan yapıştı bile.

Herkes Binali Yıldırım üzerine oynuyor. Lehte de, aleyhte de.

Numan Kurtulmuş, İsmet Yılmaz, Mehmet Müezzinoğlu ve Mahir Ünal ismi hala gündemde.

Ve bir hatıra... 

Yeniler arasında da ‘iktidar kavgası’ var hızıyla sürüyor. ‘Düşük Profil’li Başbakan’ tabiri gelecek olan Başbakan’ın üzerine çoktan yapıştı bile. Herkes Binali Yıldırım üzerine oynuyor. Lehte de, aleyhte de. Numan Kurtulmuş, İsmet Yılmaz, Mehmet Müezzinoğlu ve Mahir Ünal ismi hala gündemde. Ve bir hatıra...

Siyaset bu. Kimin kimin yanında duracağı belli olmaz. Ama belli olan Anayasa’da yazıyor:

‘Cumhurbaşkanı, hükümeti kurma görevini TBMM içinde bir milletvekiline verir’...


Başbakan indiren Erdoğan, istediğini başbakan yapar. Sonuç? Davutoğlu zorlaması ortada.

Asıl soru kimin başbakan olacağı değil, hangi politikanın temsilcisinin başbakan olacağıdır. Peki,

Erdoğan ne yapıyor?

AKP’den eski-yeni (etkisiz elemanları karşı cephede toplamak koşuluyla) CHP ve MHP’den ‘ikişer adet’ istiyor. Devlet Bahçeli son anda (Koray Aydın) gibi bazı muhalifleri toparlayabilir. Kendi eliyle kongre yapabilir. Ama şu anda zor görünüyor. MHP de ‘karpuz gibi’ ortadan ayrılmak üzere.

Gelelim CHP’ye…

Bu hafta sonu üç gün Antalya’da kamp var. Hisarcıklıoğlu zıtlaşması tatsız bir hal aldı. CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na zarar verecek boyutta. Üstüne üstlük bir de ‘özür skandalı’ patladı.

Sinan Aygün ve Tekin Bingöl ‘özür operasyonu’ ters tepti.

Halim Mete, Hisarcıklıoğlu’nun ‘özür dilemediğini’ söyledi. Sinan Aygün ve ekibinin Hürriyet üzerinden yürüttüğü ‘algı operasyonunu’ paramparça etti. CHP’yi de ‘nefsi müdafaa’ zorunda bırakarak.

Antalya’da ne olacak? Ya taraflar bu üç günü birbirini karşılıklı suçlayarak ‘dedikodu ve gıybet’ seansı olarak tamamlayacak. Ya da ciddi ciddi tartışacak, politika belirleyecek.

Kim ne derse desin ‘öz eleştiri’ olmadan olmaz. 11 PM üyesi bir araya gelip imza vererek Cihaner raporunu bile gündeme alamıyor.

CHP’de yerel yönetim öz eleştirisi yapmadan olmaz.

Özellikle Beşiktaş ve Buca… Dokunulmazlık mı?

O ne?

TBMM bu dokunulmazlıkları asla kaldırmaz!
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.