banner87

Anayasamızın 117. maddesi “Başkomutanlık. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin manevi varlığından ayrılamaz ve Cumhurbaşkanı tarafından temsil olunur. Milli Güvenliğin sağ- lanmasından ve Silahlı Kuvvetlerin yurt savunmasına hazırlanmasından, TBMM’ye karşı, Bakanlar Kurulu sorumludur. Genelkurmay Başkanı; silahlı kuvvetlerin komutanı olup, savaşta Başkomutanlık görevlerini Cumhurbaş- kanlığı namına yerine getirir” der.

Bugüne değin TBMM bu yetkiyi kimlere niçin vermiş?

10-24 Temmuz 1921’deki Eskişehir-Kütahya Savaşları sonunda alınan yenilgi, Mecliste karamsarlığa neden olmuştu. Yunan Ordusunun yenilebilmesi için hızlı kararların alınması ve ivedilikle uygulanması gerekiyordu. Türk Ordusunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesi sonrası, TBMM’de yapılan gizli oturumlarda durum de- ğerlendirmesi yapıldı. TBMM, 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal’e 3 ay süre ile TBMM’nin tüm yetkileri anlamına gelen yasama, yürütme ve yargı yetkilerini devreden Baş- komutanlık Kanunu çıkardı. TBMM Mustafa Kemal’e Başkomutanlık görevini vermiş oldu.

30 Ekim 1921’de, 4 Şubat 1922’de, 6 Mayıs 1922’de, Mustafa Kemal’in Başkomutanlık yetkisini üçer ay sürelerle uzattı. Türk Ordusu; Mustafa Kemal’in Başkomutanlığında yüz kilometrelik cephede 23 Ağustos 1921’de başlayan ve aralıksız 22 gün 22 gece süren Sakarya Sava- şında Yunan Ordusu’nu yenerek, 13 Eylül 1921’de geri çekilmek zorunda bırakmıştır.

Mustafa Kemal’in, Sakarya savaşındaki başarıları nedeniyle 20 Temmuz 1922’de Başkomutanlık görevi Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından süresiz olarak uzatılmıştır. Başkomutanlık kanunu Mustafa Kemal Paşa’nın 29 Ekim 1923’te Cumhurbaşkanı seçilmesine kadar yürürlükte kalmıştır.

Türk Ordusu; Mustafa Kemal Başkomutanlı- ğında Dumlupınar’da 26 Ağustos’ta Yunan Ordusuna karşı büyük taarruzu başlattı. Yunan Orduları 9 Eylül’de İzmir’den kaçarak Anadolu’yu terk etti.

TBMM Mustafa Kemal’e hızlı karar alınması ve uygulanması için Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında verdiği Başkomutan yetkisini daha sonra kimseye vermedi.

Mustafa Kemal birçok savaşa girmiş deneyimli bir asker, devlet adamı olarak savaşların yıkımı- nı görmüştü. Bir ülkenin “Tam Bağımsız” olabilmesinin koşulunun ekonomik bağımsızlığı ile mümkün olacağını biliyordu.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında ekonomik bağımsızlığını koruyan ve gelişen bir Türkiye yaratabilmek için; gençliği bilim ve fen e dayalı eğitim sistemi ile yetiştirerek özgüvenli ve üretken nesiller yaratmaya çalıştı.

Medeni ülkelerden geri kalmamak için, ulusal teknolojik yatırımlarla, modern tarım ve hayvancılığın gelişmesi yönünde devrimler yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinde içerde ve dışarıda barıştan yana olduğunu belirttiği “Yurtta Barış Cihanda Barış” ülküsü doğrultusunda İkinci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalmayı başarmıştık. Bu süreç Kıbrıs’ta Enosis ilan etmek isteyen Rum çeteci EOKA-B örgütünün lideri Nikos Sampson’un, Yunanistan’da ki Albaylar cuntasının desteği ile, 15 Temmuz 1974’de Kıbrıs’ta darbe yapmasına kadar devam etti. Sampson darbe ile birlikte Kıbrıs’lı soydaşlarımıza karşı katliamlara girişti. Türkiye, çözüm yolları tıkanınca zorunlu olarak adaya asker çıkardı. Ülke olarak ikinci kez 20 Temmuz 1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı ile savaşa girdik.

Kıbrıs harekâtı yapıldığında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk idi.

Ulusal Kurtuluş Savaşı Anadolu’yu işgal eden emperyalist ülkelere karşı, Kıbrıs Harekatı’da adayı Yunanistan’a bağlamak isteyen EOKA’cıların yaptığı darbeye karşı zorunlu olarak yapılmış- tı. Bu iki savaş dışında ülke olarak doğrudan savaşa girmedik. Dış politikamız gereği ve bağlı olduğumuz paktlar ile antlaşmalar gereği sınır ötesine TBMM kararı ile asker gönderdik. NATO kapsamın da Kore’ye, Birleşmiş Milletler kararları gereği Afganistan’a, Bosna’ya, birçok ülkeye asker gönderdik.

Kore’ye asker gönderdiğimizde Cumhurbaş- kanı Celal Bayar’dı.

Geçmiş yıllarda silahlı terör örgütlerini takip ya da kamplarını dağıtmak için Silahlı Kuvvetlerimiz birçok kez Kuzey Irak’ta operasyon yaptı. Hala da yapmaya devam ediyor. Bu operasyonların yapıldığı süreçlerde Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı idi,

Şu anki Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdo- ğan döneminde de terör örgütü PKK’ya karşı Kuzey Irak’ta ve IŞİD terör örgütüne karşı Suriye’de silahlı kuvvetlerimiz operasyonlar yapmakta.

Demokrasiye ve parlamenter sisteme karşı askeri darbeler de yaşadık. Türkiye bu güne değin birçok badireden geçti. Halen de içeride ve dışarı- da birçok sorunla uğraşmaya devam etmekte.

Sivilleşme, demokrasiye geçme konusunda yıllardır mücadele etmekteyiz. Ülkemizin kalkınması için; ulusal çıkarlarımızı korumada kararlı, zorunlu olmadıkça savaşmadan, barış içerisinde yaşamalıyız. Anadolu mozaiğini oluşturan tüm yurttaşlarımızla hoşgörü, huzur ve kardeşçe yaşamak dileğiyle…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nail Yavuz 2017-09-17 16:32:41

Ćok detayli ve guzel bir yazı... yazarıni kutluyorum