banner87
Deniz Baykal, beğenin beğenmeyin, sevin sevmeyin, Türkiye siyasetinin önemli dinamiklerinden biridir. Bana göre de hala “akil adam” konumundadır… Onun için söyledikleri önemli. Kim ne derse desin ''siyaseti iyi okur''… Bazı dostlarımız TBMM Başkanlığı adaylığını göstererek belki bize kızacaklar ama Deniz Bey’e kulak vermekte fayda var…

Bir dönem CHP’de Gürsel Tekin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra kendisiyle de yakın çalışma imkânı buldum. Özel sohbetlerdeki, tecrübeyle örülü ve ders verici nitelikteki değerlendirmelerini, yorumları ilgiyle dinlediğimi ve faydalandığımı belirtmeliyim. Özellikle de siyasette vefa üzerine söylediklerini…

Dün kendisini telefonla aradım. Antalya'da seçim için sahada buldum kendisini. Davranışı ile 
birçok yeni yetme siyasetçiye ders verir gibi aktif bir seçim süreci yaşıyor. Bölgesini adım adım geziyor, dolaşıyor, söyleşiyor, konuşuyor, anlatıyor, dinliyor yorumluyor ve kendisini takip eden gazeteciler aracılığıyla da fikirlerini kamuoyuyla da paylaşıyor.
Yukarıda da söyledim. Gazetelerde 1 Kasım seçimlerine ilişkin bazı değerlendirmelerini okuyunca kendisini aradım. Her zamanki gibi koruması ya da şoförü değil, bizzat kendisi açtı cep telefonunu. Kısa bir hal hatırdan sonra tüm nezaketiyle bence önemli değerlendirmeler yaptı.

“Türkiye’deki tablo herkesi kaygılandırıyor Veysi Bey…” diye başladı ve devam etti:
“Ortada üzüntü verici bir tablo var. Bir kutuplaşma ve gerilim tablosu. Bu böyle süremez. Birileri buna müdahale etmeli.  Eskiden ya asker müdahale ederdi, ya da başka müdahale yolları bulunurdu. Bunlar kendi dönemlerinin müdahale yöntemleriydi. Ancak şimdi artık halkın müdahale etmesi gerekiyor. Hepimizi saran ve üzen bu kutuplaşma ve gerilim tablosunu yok edecek güç millettir, milletin sergileyeceği iradedir. Bu barışı millet sağlamalı. Millet artık olan bitene dur deyip; bu büyük uzlaşmayı ve geniş tabanlı milli mutabakatı sağlamalı. Bu yönde mesajını vermeli. Siyasiler de milletin verdiği bu mesajı doğru okuyup, algılamalı ve net mesajı ortaya çıkarabilmeli. Gereğini yapmalıyız.”

1 Kasım Türkiye’yi barıştırmalı
“1 Kasım seçimlerinde millet bu mesajı verirse, gerekli uyarıyı yaparsa, seçimden bu toplumdaki kutuplaşmanın bitirilmesi ve gerilimin düşürülmesi mesajı çıkarsa normalleşme olur” dedi altını çizerek… Sonra da devam etti:
“Bu seçimin ana meselesi Türkiye'yi barıştırmak olmalıdır. 1 Kasım’da ya eski düzen işleyecek, ya da 7 Haziran mesajı aynı şekilde ya da güçlendirilmiş bir şekilde tekrar ortaya çıkacak. Tekrar ortaya çıkarsa o zaman bir uzlaşmayı denemek, hükümeti de kurmak, meclisi de çalıştırmak kaçınılmaz olur. O noktadan sonra artık direncin sürdürülebilir bir yanı yoktur. Bu olmaz ve tek parti iktidarı tekrar gelsin dediğimiz zaman bunun bizi sürükleyeceği nokta 13 yıldan hiç de farklı olmayacaktır. Eğer seçmen bunu onayladığını tekrar söylerse ben gerilimin, çatışmanın, kutuplaşmanın, birbirimizden kopuşun daha da hızlandırılacağından kaygı duyuyorum. Onun için bir koalisyon zorunluluğunun milletin kararı ile bu seçimde ortaya çıkması halinde, koalisyonun akla gelebilecek ıvır zıvır sakıncalarından çok ötesinde çok daha önemli milli menfaatleri, Türkiye'nin birliği ve bütünlüğü bakımından zorunlu görüyorum.”

Ülke hala 6 Haziran gibi yönetiliyor
Milli iradenin 7 Haziran'da AKP’ye 'Sen tek başına iktidar olma, uzlaşmaya git' dediğini söyleyen Baykal, buna rağmen ülkenin hala 6 Haziran şartlarında yönetildiğini  söyledi ve şöyle devam etti:
"7 Haziran ruhu hayata geçirilemedi. Birileri 7 Haziran ruhunu engelledi. Hesap verecekleri için, uzlaşmak zorunda kalacakları için engellediler. Bunun sonucu kavga, çatışma, gerilim oldu. İktidarın, çoğulcu bir düşünceye, herkesin temsil edileceği bir yapıya kavuşturulması lazım... Seçim Türkiye'yi barıştırmanın yolu olmalıdır. Eskiden asker müdahale ediyordu. Bu da sıkıntılı oluyordu. Çatışma var kardeşim müdahale lazım değil mi? Lazım da kimin müdahalesi lazım? Askerin değil, dış müdahale değil, seçmen müdahalesi, seçmen, müdahale edin kardeşim, müdahale edin. Bu gün müdahale etmeyeceksin de ne gün müdahale edeceksin? 'Boş ver müdahale edecek bir durum yok' diyecek bir durum mu var Türkiye'de. Türkiye'yi barıştırmak gerekmiyor mu? Kim barıştıracak? Seçmen. Nasıl barıştıracak? Sandıkla…”

Daha önce bu köşede defalarca yazdığımız gibi; 1 Kasım Türkiye için milattır.
AKP iktidarından daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vesayetinden kurtulma seçimidir.
1 Kasım Türkiye'nin birbiriyle barışma şansıdır.
1 Kasım Türkiye’yi barıştırmalı ve bütünleştirilmelidir.
Peki, nasıl olacak bu?
Mührü elinde tutan seçmen, sandığa gittiğinde kendisini ayrıştıranlara 'dur' derse, Türkiye’ye barış gelir.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.