banner87

Mehmet Bekaroğlu diye CHP’den milletvekili yapılmış bir kişi var. Sanki başka uğraşı yok. İşi gücü Atatürk üzerinden sansasyon yaratmak. Ya arkadaş senin başka bir işin yok mu? Bak ömründe kapısından bile içeri girmediğin CHP’den milletvekilisin.

 

Şehit cenazeleri sıra sıra, yürekler dağlanıyor. Ekonomik kriz kapıda. Anayasa değişiyor. Başkanlık sistemi ile TBMM’nin varlığı tartışılıyor. Anayasa değişikliği ile rejim mi, sistem mi tartışmaları almış başını gidiyor.

 

Milletvekili arkadaşların göğüs göğse mücadele ediyor. Peki, sen ne yapıyorsun? CHP’nin emekçileri daha senin densiz bir üslupla ‘kefere Kemal’ sözlerini yıllardır temizlemeye uğraşırken Rize’de yaşanan bir ‘densiz tartışmaya’ ortak oluyorsun. Sana ne Rize’den? Sana ne Atatürk heykeli tartışmasından? Git işini yap!

 

Öncelikle şunu söyleyeyim. Mehmet Bekaroğlu son MYK’da alınan karara ters bir hareket yapmıştır. İzinsiz konuşarak, yasağı parça parça etmiştir. Tıpkı Sezgin Tanrıkulu’nun ‘arkadaşı ve hemşehrisi’ sıfatıyla Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etme dışında, giden bazı CHP milletvekilleri gibi parti disiplinine ters davranmıştır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu HDP’li tutuklu milletvekillerini ziyareti ‘bölgesel siyasi şov’ları önlemek için izne bağlamıştı. Haklıydı da.

 

Amacımız asla kavga çıkarmak değil. Tartışma da. Tam tersi işi kolaylaştırmaktır. Ama Sayın Kılıçdaroğlu, lütfen bu adamın üstündeki CHP rozetini çıkarın. Hatanın neresinden dönülürse kardır. Biliyorum amacınız CHP’yi eski merkez noktaya oturtmak. Demokrat Parti ve DYP’li, ANAP’lı seçmenden sonra referandum ihtimali ile MHP tabanından, CHP’nin savunduğu bakışa büyük kaymalar olabilir. Bu kaymalar oya da dönüşebilir.

 

Tabii ki bu tabanların temsilcileri de CHP’de yer almalı.
Ama emek vererek, CHP ilkelerini kabul ederek…


Deniz Baykal’dan bu yana işletilen süreçte amaç demokratlara, cumhuriyetçilere, sosyal demokratlara CHP’yi açmaktır. Sayın Kılıçdaroğlu da bu yoldan yürüyor. Biz de bu fikri destekliyoruz. Ama kabul edin fikir doğru, araçlar yeterli değil. Özellikle insan malzemesi. Proje doğru, insanlar yanlış. Bazıları kökten yanlış. Bakın Bülent Kuşoğlu’na kim ne diyor? Aytun Çıray’a, İlhan Kesici’ye…

 

Hepsi aslan gibi CHP’nin ve Türkiye’nin başarısı için canla başla çalışıyor. Tabanda da varlar. Bazı isimler de ta tabandan parti içinde görev yaparak ilerliyor. Hem kendi tabanları var, hem de CHP örgütü onları kucakladı. Ama İhsan Özkes gibi Mehmet Bekaroğlu da tutmadı. Olmadı… Keşke Rize’ye gitseydi. Milletvekili seçilseydi de biz de kendisini alkışlasaydık. Mehmet Bekaroğlu’nu bir de bizim gözümüzle görün:

 

Şevki Yılmaz 1995 tarihinde Rize’den RP Milletvekili oldu. Erbakan ve arkadaşlarına zaman zaman aşırı dinci söylemleriyle sorun çıkarıyordu. Yerine aday arandı. Mehmet Bekaroğlu ismi gündeme gelince merhum Erbakan ‘aşırı söylem’ ihtimali ve ‘merkezi parti disiplinini’ ihlal eder endişesiyle kararsız kaldı. Bunu Ankara’da herkes bilir.

 

Ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı merhum Erbakan’ın talimatıyla ‘hapishane psikoloğu’ sıfatıyla ziyaret
etti. Bunu yıllarca ‘omzuma yaslanarak ağabey ne yapacağım’ diye sızlandı diye olur olmaz her yerde anlattı. İslamcı Sosyalist diye tanımlanan grubun içinde yer aldı ama Ertuğrul Günay ve arkadaşları AKP’ye kapağı atarken, o siyaset treninden aşağı atıldı.

 

CHP kapıyı kendisine sonuna kadar açtı. Cinsiyet kotasından PM üyesi oldu. Genel Başkan Yardımcısı oldu.
Şimdi çıkıp ‘kastım o değil’ diyecek… De, biz de memnuniyetle yayınlarız. Tabii cevap hakkımızı ‘derinleştirerek’ kullanarak. Kastın o olmayabilir Sayın Bekaroğlu… Kabul ama o zaman da demezler mi ‘bu tartışmaya girmek senin işin mi, zamanı mı be adam?’

 

O Atatürk heykeli kadar başına taş düşsün senin!


Yanlış adamlarla zamanı geçmiş doğru duruşlar Bak, Suriye’den gelen acı haberlerle ilgili ülkemiz gençlerinin şehit haberleriyle anne ve babaların yüreği dağlanıyor. Suriye’de yaşamını yitirenler askerlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

 

Elbette ülkemizin acıları büyük ama bu acıları yaşamaya devam etmemek için, gencecik insanlarımızın Suriye topraklarından gelen bayrağa sarılı tabutlarını çaresizce izlememek için artık AKP iktidarının yanlış politikalarına karşı sesimizi yükseltmemiz ve sorular sormamız gerekiyor. Ülkemizin gençleri neden ölüyor? Yıllardır tüm itirazlara, uyarılara rağmen ısrarla sürdürülen yanlış Suriye politikasının vahim sonuçlarından dolayı neden AKP İktidarı siyasi sorumluluk almıyor? Davutoğlu’nun aklına uyarak Yeni Osmanlıcılık hayaliyle ve ABD’nin teşviki ile ‘BOP Eş Bakanıyım’ diye Ortadoğu bataklığına sürüklendikse bunun siyasi sorumlusu, baş sorumlusu bugünkü Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan’ın ta kendileridir.

 

Bari merhum Erbakan’ı dinleseydiniz. Allah aşkına. Suriye’nin başkenti Şam’da “bayram namazı” kılma hayalleri uğruna Türkiye’yi bu ateş çemberine atmaya, Suriye kaosunu topraklarımıza taşımaya değdi mi? Doğru; Gaziantep’te bombaların patlamaması için Suriye de tek devlet olmalı. Doğru söz, isabetli insanın ağzında anlam kazanır. Ama bu durumun sorumluluğu vebali kimin üstünde. Bu Ortadoğu çılgınlığından, bu tehlikeli oyundan
ne zaman vazgeçeceksiniz? Bunca ölen yurttaşlarımızın, ölen gençlerimizin hesabını kim verecek?

 

Çözüm aslında belli: Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk’ün ‘Yurtta barış, cihanda barış’ öğretisiyle Suriye macerasına son!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.