banner87
Daha önce de yazdık... Gazeteci Talat Atilla, CHP Genel  Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu  en az 20 yıldır tanıyan bir gazetecidir. Kemal Kılıçdaroğlu ile bire bir hukuku vardır. Kemal Beyin, Atilla ilgili bir değerlendirmesinde  referansa gerek yoktur.
Tıpkı bu satırların yazarı gibi... Ben de en azından Kemal Bey ile ilk seçim kampanyasını yürütürken oluşan mesaime, Genel Başkan seçildiği olağanüstü kurultay sürecindeki  hukukuma dayanarak, şahsımın da ek bir referansa ihtiyacım olduğunu sanmıyorum.
Ama Kemal Bey eski Kemal Bey değil. Olması da beklenemez.
CHP Genel Başkanlığı önemli ve yoğun bir görevdir. Yoğunluk normaldir. Yeni insanlarla hukuk da hayatın bir gereğidir. Varsın gözü bizi görmesin. Canı sağ olsun. Yeter ki adaletli olsun. Oluyor mu?
“Akreditasyon” mantığını kendisine yakıştırıyorsa, bize göre hava hoş. O kendi bileceği bir iş...
Peki, ‘özü ve sözüne güvendiği’ hatırlı gazetecilerin, siyasetçilerin ciddi uyarılarını, doğrulanan iddialarını niye görmezden geliyor.
Talat Atilla günlerdir bir CHP milletvekili ‘yeni şeyler söylemek lazım’ diye TBMM’deki odasında bulunan Atatürk posterini önce çöp kutusuna atan, tepki üzerine de dolabın arkasına koyan sonra da tıpış tıpış yerine asan İzmir’den bir kadın milletvekilinden bahsediyor.
YURT ilk günden beri bu iddiayı ciddiye aldı. Aylin Nazlıaka’ya sordu; azar işitti. Haberlerimiz internet üzerinden ‘hack’lendi.  Nazlıaka bize konuşmadı ama Sebahattin Önkibar’a, ‘ben değilim’ dedi, yayınladık. Kurultay’da Yurt Yazarı Süleyman Kılıç’ı ‘yalan yazıyorsunuz’ diye azarladı.
Bu konuda taraflara mikrofon tutarak tam altı haber yaptık… Muharrem İnce, Aylin Nazlıaka’nın olayı doğruladığını söyledi, Mehmet Bekaroğlu’nu da şahit gösterdi.
35. Kurultay’dan dolayı ses çıkarmayan CHP’liler sus-pus. Liste kaygısı var. Şimdi bol keseden atarlar. Muharrem İnce ve Aytun Çıray’ın dışında CHP’de bu konuda hiç kimsenin hakkı yok. Kemal Bey’den ‘gereğini yapma beklentisi’ var o kadar.
Kaç gündür bekliyorum. Tek bir kişi çıkıp da her fırsatta kadınlığına gösterilen nezaketi ‘dibine kadar sömüren’ Aylin Nazlıaka’ya, ‘Hadi oldu diyelim, niye çeneni tutamadın?’ diye sormuyor. Bu dokunulmazlık  niye? Yoksa çekinme mi?
Aylin Nazlıaka önce konuştu, sonra sustu. Yoksa PM üyeliği karşılığında mı susuyor?
Zeynep Altıok, yazarımız Süleyman Kılıç’ın kendisini ‘Alevi MYK üyesi’ diye yanlışlıkla yazmasını yalanlamayı biliyor da. Neden ‘çenesi düşük’ Aylin Nazlıaka’ya, ‘Çık açıkla, beni zan altında bırakıyorsun’ demiyor. Sadece kendisinin ‘O milletvekili’ olmadığını söylemekle yetiniyor.
Sadece CHP’liler mi sus pus?
Ya gazeteciler?
Yandaş medya, candaş medya, hepsi…
Bu ne güç, bu ne kudret yarabbi!
Ya gazeteci büyüklerimiz, yazarlarımız?
Aylin Nazlıaka haber patlar patlamaz kimden rica aldığı bizce malum olan Bekir Coşkun ile bir barda buluştu. Yardım istediği öne sürüldü. Bazı meslektaşlarımız, bir dönemin en şanlı vahşi hayvan avcısı, son 20 yılın Pako severi Bekir Amca’nın ricasını kırmadılar herhalde.
Özellikle Sedat Ergin! Günlerdir, tek satır yok. Hürriyet sus pus… Her lafın içine dalan Ahmet Hakan da.
Ama Bekir Amca’nın sütun arkadaşları bombalıyor. Yılmaz Özdil, Rahmi Turan…
Bekir Abi yoksa seni sadece Emin Abi mi dinliyor? Ondan da, senden de tek satır yok. Bu davranış sana hiç yakışmadı Bekir Amca… Vallahi yakışmadı.
Peki  Emin Abi? Bu duyarsızlığına Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı olan muhterem eşiniz Tansel Çölaşan Hanım ne diyor acaba? Her şeye konuşan Tansel Hanım neden susuyor?
Babası Metin Altıok ve arkadaşlarının vahşice yakıldığı Madımak’a ilk defa milletvekili olduktan sonra giden Zeynep Altıok’tan yakın çevresine önce ‘posterin tozunu alacaktım’ diye savunma yaptığı haberleri geldi. Şimdi de, ‘bende simetri hastalığı var’ dediği…
Bu su daha çoook hamur kaldırır Zeynep Hanım bilesin.
Bence bir an önce Aylin Nazlıaka’ya ‘açıkla’ çağrısı yap.
Bize inanmıyorsanız, sizi aktif siyasete kazandıran, akıl hocanız Rasim Bölücek’e sorun.
 
Davutoğlu şehirlere yukarıdan bakın yeter

Başbakan Ahmet Davutoğlu dün Hürriyet’te yayınlanan haberde belediye başkanlarını uyararak, ‘eşe, işe, eve bakacağız’ demiş. Geç kalmış. Ama doğru demiş. Peki, bu noktaya Türkiye'yi kim getirdi?
Biz de hep söylüyoruz. Kent suçlarını ifşa edelim diye. Yapıyoruz da. Bu konuda yakında bir köşe açacağız. Başbakan Davutoğlu, fazla yorulmasın. Bir şehrin gökdelenlerine baksın, ne olduğunu anlar. İstanbul gökdelenlerle doldu. Şimdi yasaklayarak, boş olanları mı doldurtmak istiyorlar? Bu konuda samimi ise, “imar artırma vergisi” getirsin.
Gelelim eşe. İsterse TBMM’den başlasın ‘ikinci eş’ taramasına. Ya da Anadolu’da okumaya giden garibanların kız çocuklarından ‘eş’ diye devşirilen üniversite öğrencilerinden başlasın. Havuzlu evlere, ikinci evlilik semtlerine baksın. Bize inanmıyorsa, el altından yapılan TÜRGEV araştırmalarına baksın. Bilal Erdoğan ve Sümeyye Erdoğan boşuna mı “kız yurtları inşaatına hız verin” diyor.
Bir çağrımız da CHP’ye ve Kemal Kılıçdaroğlu’na… Belediye Başkanlarına dayalı siyaset çöküyor. Bu enkazın altında kalmayın. Kent suçlarını deşifre edin. Önce evin içinden başlayın. Yoksa bunu da AKP'ye kaptıracaksınız Sayın Üstat…
 
İsmail Küçükkaya dostuma

İsmail Küçükkaya gerçekten çok duyarlı ve yetenekli bir gazetecidir. Bu noktaya da sadece 'emeği' ile geldi. YURT gazetesine programında da sık sık yer veriyor. Dün YURT'un “Erdoğan Evren'i örnek alacak” manşetini okudu. Zorlama olarak değerlendirdi. Ardından da bir açıklamamız olabileceğini söyleyerek, adaletini ortaya koydu.
Haberde yer alan Evren ile Erdoğan'ın 'yöntem benzerliği' fikrinde ısrarcıyız. İkisi de yeni Anayasa çalışmalarının merkezine Yurt gezilerini koydu. İkisi de Başbakanları ikinci planda tuttu. İsim vermeden birisi Atatürk'ü şeklen, diğeri davranışları ile taklit ediyor. İkisinin de hemen her konuda diyeceği var. Din en büyük argümanları. İkisi de polemikten kaçınmıyor. İkisi de Kurucu Cumhurbaşkanı adayı oldu. Neyi kuracaklarsa artık?
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.