‘’Bir elmanın iki yarısı’’… Kulağa hoş gelirken bu cümle aynı zamanda ilişkilerin ana sorununu da özetlediğini düşünüyorum. Danışanım bir seansı sırasında şöyle demişti ‘’ ilişkilerimde romantik olabilmek adına o kadar fazla çabalıyorum ki hem çok yoruluyorum hem de kim olduğumu unutuyorum, sanırım dengeyi kuramıyorum ‘’… Oldukça önemli bir farkındalıktı bu. Evliliklerin ya da uzun süreli ilişkilerin ilk aylarından itibaren yapılan en büyük yanlış işte tam da bu. Kişilerin ‘biz’ olabilmek adına ‘ben’ kimliklerin den vazgeçmesi. Psikanalist Erich Fromm, ilişkilerin içindeki paradoxsa işaret ederek ‘’İki kişi, bir oluyor ama yine iki olarak kalmaya devam ediyor’’ şeklinde özetlemiş.

Aynı elmanın iki yarısı olmak; aynı şeylerden hoşlanmak, aynı aktiviteleri yapmak, birbirinden hiç ayrılmamak değildir. Mükemmel ilişkinin tarifi buymuş gibi ifade ediyoruz. Süreç içerisinde ortak yapılması gerekenler tablosu kişiyi ben kimliğinden epeyce uzaklaştırdığında ise soluğu yorgun ruh haliyle bir psikoloğun kapısında almak da kaçınılmaz oluyor. Uzun süreli evlilikler ve ya sağlıklı ilişkiler için en kritik şey, çiftlerin kendi bireysel kimliklerini koruyabilmesidir. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz: Benim için önemli olan şeyler ne? Korumam gereken düşünce ve duygularım neler? Değerlerim neler? Korumak istediğim hobilerim neler? İlişkide ‘ben’, ’sen’ ve ‘biz’ dengesini iyi kurmak gerekiyor. Kendi ilgi alanlarınızın ve tercihlerinizin farkında olmalısınız. Eğer kendi alanınızı koruyamazsanız karşıdaki kişiye bağımlı hale gelebilirsiniz. Kendinizi zamanla birey olarak hissetmeyecek ve böylece ilişkiyi bitirme noktasına getireceksiniz. Sağlıklı bir ilişkiyi puzzle olarak düşünelim ve birlikte bu puzzle ın ana parçalarına bakalım.

ÇÖZÜM YERİNE SORUNA ODAKLANIYORUZ
Her ilişkide olası sorunlar yaşanır ancak önemli olan nokta sorun karşısında haklı olmaya çalışmak yerine mutlu olabilmek adına adım atmaktır. Sorun karşısındaki öfke duygunuzu regüle edebilmek, sorunu ortaya koyup enine boyuna bir daha gündem olmayacak şekilde konuşmak, çözüm bulmak ve bir daha dokunmamak üzere rafa kaldırmak çok kıymetli.

KIYASLAMA YAPIYORUZ
Hiçbir ilişki birbirine benzemez, hiçbir kişi de. Gerek nasıl bir eş olunabileceği, gerekse nasıl bir ilişki olduğuna dair başkalarıyla yapılan kıyaslama potansiyellerinizi görmezden gelmenize sebep olacağından çok yıpratıcıdır. İlişkinizin olumlu özelliklerine odaklanırsanız onları büyütürsünüz. Birbirinizin olumlu davranışlarını görüp takdir mi ediyorsunuz? Olumsuz davranışlarına odaklanıp eleştiriyor, kıyaslıyor veya suçluyor musunuz? En çok tepki verdiğiniz hangi ise onu besliyorsunuz! bunun farkında olmalısınız.

‘BEN’ DİLİNİ KULLANMIYORUZ
İlişkilerdeki iletişim ne söylediğimiz, nasıl söylediğimiz ve niçin söylediğimiz üzerine kurulur. O yüzden doğru iletişim için öncelikle karşımızdakini iyi dinlemek gerekir. İyi bir dinleyici cümlelerdeki duyguyu görebilir ve empati kurabilir. Aynı ortak düşüncede birleşebilmek bazen zor olabilir ancak ‘sen ‘ kelimesiyle başlayıp karşıdaki partneri suçlayıcı davranmak sorunu çözmeyecektir. Düşünceniz son zamanlarda eskiye oranla ihmal edilmeniz olabilir. Bunu karşı tarafa ifade ederken ‘ sen artık benimle ilgilenmiyorsun’ demek yerine ‘beni ihmal ettiğin için kendimi mutsuz ve yalnız hissediyorum’ diyebilirsiniz. Ben diliniz gerçek duygu ve düşüncenizi ifade ederken, karşı tarafı suçlamaz…

PUZZLE'IN PARÇALARINI ÖZENLE BİRLEŞTİRİN VE ÖNCE KENDİNİZİ SEVİN!...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.