Benlik insanın kendini nasıl algıladığıdır. Kişinin kendi benliğini kaybetmesi onun çevresiyle uyum sağlayamamasına neden olur. Benlik algısının azalması çeşitli bunalımların yaşanmasına da neden olabilir. Bir insanın ait olduğu toplumdan ve yakın çevresinden uzaklaştırıldığını hissetmesi, inandığı değerlerin bir bir azaltıldığına tanık olması, onu güçsüz ve anlamsız kılar.

Yuri Davidov’un “Özgürlük ve Yabancılaşma” adıyla Sargut Şölçün tarafından çevrilen kitabında bir yılan öyküsünden söz edilir (2008): Okyanusta bir gemi alabora olup içindekilerle birlikte batar. Yolculardan sadece biri bir tahta parçasına tutunarak hayatta kalmayı başarır ve bir adaya zor da olsa çıkar. Yorgundur. Ne bulursa açlığını giderir ve dinlenmek için bir mağaraya girer. Yarı uyur uyanık halde koca bir yılanın kendine doğru geldiğini fark eder. Korkar. Bir şey yapamaz. Onu ürkütecek küçük bir hareket bile yapmaktan çekinir. Korku içinde üzerine doğru gelmekte olan yılanı sadece seyreder.

Yılan işinin kolay olduğunu anlar ve hedefine doğru yaklaşır. Yılan adamın ağzından içeri girer ve midesine yerleşir. Adam bağıramaz, kusamaz. Yılanı rahatsız edecek hiçbir tepkide bulunamaz. Yılan bir süre sonra “istediklerimi yaptığın sürece sana dokunmam, rahat uyuyabilirsin” der. Adam uyandığında, o zamana kadar özgürce sürdürdüğü hayatın sona erdiğini fark eder. Yılan onu idare etmeye başlar. Adam onun tüm buyruklarını yerine getirir. Bir süre sonra adam buyrukları yerine getirirken kendi insani davranışlarını unutmaya başlar. Kendine özgü hiçbir yaşantısı, beklentisi, umudu kalmaz. Yılanın kaba ve baskı dolu davranışlarını göremez hale gelir. Adam, yılanın iradesi, istekleri ve ihtiyaçlarını yerine getirmeye devam eder. Bir süre sonra adam da yılanın kendisine yaptırdıklarını, onun sevdiklerini benimsemeye, sevmeye başlar. Hayatından memnun olmaya başlamıştır. Biri onun yerine her şeyi yapmakta, onun yerine düşünmekte, karar vermektedir. Adam, artık kendi benliğinde değildir. Benliğinden sıyrılmıştır.

Adam bir sabah kalktığında yılanın midesini terk ettiğini fark eder. Derin bir oh çeker. Yılandan kurtulmuştur. İçindeki tehdit çekip gitmiştir ve artık kendini güvende hissetmektedir. Özgür olduğunu sanır. Ancak durum hiç de beklendiği gibi gelişmez. Adam, yılanın egemenliği altında geçen uzun yıllar içinde isteme, çaba gösterme ve tek başına iş yapabilme becerilerini yitirmiştir. Artık o yılandan önceki benliği de onun yerine oturttuğu irade de yok olmuştur. Boş ve amaçsızdır. Ne yapacağını, nereye gideceğini bilemez haldedir. Artık yaşamında doldurması zor boşluklar oluşmuştur.

Daha en baştan yılanın sorgusuz sualsiz mideye yerleşmesine izin vermemek gerekir. Mademki mideye yerleşen yılan bir gün bulunduğu yerden ayrılır, o zaman da hiç panik yapmadan ve öğrenilmiş çaresizliğe kapılmadan yaşama devam etmek gerekir.

Benliğe kavuşmak için onarılmayacak sanılan tüm geçmişi onarmaya başlamak yapılacak ilk iştir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.