Sürecin garantisi!
Bilindiği gibi Amerikancı, piyasacı, muhafazakâr ve İslami referanslara sahip bir iktidar, Kürtlerin bu ülkenin geleceğindeki yerini tayin etmeye yönelik kapsamı bilinmeyen, içeriği tam açıklanmayan bir “süreç” başlattı.
İktidarın sınıfsal ve siyasal karakteri bilinmesine karşın bu girişime liberallerin yanı sıra solun bazı kesimleri de yine sorgusuz sualsiz destek vermeye başladı.
Tam olarak tanımlanamayan bir “barış süreci” için dinci diktatörlük rejimine “evet” dememiz bekleniyor.
Oysa girilen yolun hile, tuzak ve siyasal sahtekârlıklara açık olduğu görülüyor. Çünkü AKP, tarihsel önemi yadsınamayacak bu süreci yasal güvencelere bağlamayı reddediyor. Örneğin TBMM’yi, CHP gibi muhalif ve köklü partileri devreye sokacak adımlardan ısrarla kaçınıyor.
Durum böyle olunca, Hükümetin görüş değiştirmesi, siyasette bugünkü güçler dengesinin bozulması ya da beklenmedik bölgesel bir gelişmenin olması halinde “barış süreci” denilen girişimin tersine dönmesi mümkün hale geliyor.
AKP’nin kurnazlık yaparak bu kez de Kürt siyasal hareketine ve sola yeni bir “kazık atmaya” hazırlandığı kuşkusu artıyor. Çünkü AKP’nin hile ve şantaja dayalı siyaset yapmayı bir iktidar yöntemi olarak benimsediği biliniyor.
Yeni anayasayı ve başkanlık rejimini, deli gömleği gibi topluma giydirdikten sonra bir fırsatını bulup sözlü anlaşmayı bozma kapısını açık tutuyor. AKP’ye güvenmek için bir nedenimiz bulunmuyor.