Kısa vadeli hamlelerle ayakta tutulmaya çalışılan, çöküşteki Türkiye ekonomisinin düzlüğe çıkabilmesi için tek çıkış yolu “Üreten Türkiye”den geçiyor.
Milli İttifak bloğunun tüm bileşenleri de milli üretimin gerekliliğinden söz ediyor.
CHP Seçim Bildirgesi’nin ekonomi ile ilgili bölümünün başlığı da “Çokça Üretim, Hakça Bölüşüm”.
Ekonomide zenginleşme, artı-değer yaratılmasıyla; yani çokça üretimle, eşitlik ise; oluşan artı-değerin hakça bölüşümüyle sağlanır.
16 yıllık AKP iktidarında ise tüm ekonomik sistem, yerelde ve genelde devlet olanaklarının belli bir “ideolojik zümrenin” kalkındırılması için seferber edilmesi üzerine kurulu.
Bu zümrenin zenginleşme aracı ise “beton”.
Değişmez malzemesi ve ana fikri “beton” olan devlet ihaleleri ile zenginleşen bir zümreye has Türkiye ekonomisi...
Yerel yönetimlerde, yoksula dağıtılan gıda ve kömür yardımlarının arkasına saklanmış, bol kepçeden dağıtılan “betondan ihaleler”, “kentsel dönüşüm projeleri”...
Memleket değerleri üzerinden sağlanan ranta dayalı bir ekonomik çöküş sistemi...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Türkiye beton ekonomisinden çıkmalı” diyor ya; doğru. “Türkiye beton rantından kurtulmalı”.
Aksi takdirde Türkiye’de yaşayan hiçbir vatandaş, üzerindeki bu “beton ağırlığından” kurtulamayacak.

Kalkınma kuşakları

CHP Seçim Bildirgesi’nin en önemli bölümlerinden birisi de “Anadolu Kalkınma Kuşakları ve Merkez Türkiye Programı”.
Bölgesel eşitsizliklere rağmen, bileşik gelişimi hedefleyen bir anlayışla, Türkiye 5 ayrı kalkınma kuşağına bölünmüş durumda.
Anadolu’nun bölgesel düzeydeki özgün sorunlarından yola çıkılarak, topyekûn bir kalkınma stratejisi öngörülüyor.
Yerelden, bölgeye, bölgeden Türkiye’ye bütünsel bir kalkınma stratejisini 24 Haziran’a giderken daha da somut tartışmayı isterdik.
Her ilin kendi öncelikli sorunlarından yola çıkılarak hazırlanmış seçim bildirgelerinin tartışıldığı bir Türkiye’yi hayal etmek istiyoruz.
Milletvekili adaylarının, kendi seçim bölgelerinde, somut önerilerini ve kalkınma stratejilerini anlatmalarını bekliyoruz.
Yani demem o ki; hem fikri, hem siyasi hem de yönetsel olarak; yerelden merkeze bir kalkınma projesini inşa etmeliyiz.
Bölgesel kalkınma kuşaklarından başlayarak yerel kalkınmanın ve üretimin halkalarını oluşturmalıyız.
Betonla değil, üreten fabrikalarla Türkiye’yi yeniden kuracağımız güzel günlerin umuduyla.

Önerilen Haberler