AKP Genel Başkanı Erdoğan, geçen hafta rektörlere yaptığı konuşmanın bir bölü- münde “...İslam toplumları olarak en zeki öğ- rencilerimizi, en parlak beyinlerimizi batılı eğitim kurumlarına kaptırıyoruz. Gençlerimiz kendi ülkelerinde, kendi üniversitelerinde parlak bir gelecek göremedikleri için artan oranda batıya yöneliyorlar. Beyin göçünü önleyecek tedbirleri bir an önce hayata geçirmeliyiz...” diye yakınıyordu.

Yani bu açıklama bile başlı başına beyin gö- çüne neden olacak gariplikte!

Rektör yardımcılarının “cahilliğin feraseti”nden dem vurduğu bir ülkede, her ile bir üniversite kurmanın, ülkenin bilim ve kültür hayatına katkısı olmayacağı açıktır.

Aynı şekilde parti devletinin tahakkümü altında, baskının, şiddetin giderek arttığı bir ortamda özgürlük, özgür düşünce olmayacağı da kuşkusuzdur.

Özgürlük olmadan bilim gelişir mi, ülke kalkınır mı?

Bir ülke düşünün, 15 yıldır ülkeyi yöneten kişi, baş sorumlusu olduğu tablodan dert yanıyor, çözüm makamında oturmuyormuş gibi, rektörlere talimat veriyor, sorunu onlara havale ediyor.

Kış lastiği zorunluluğunda olduğu gibi OHAL ile ilgisi olmayan pek çok alanda düzenlemeler getiren OHAL KHK’sinin bir benzeriyle atanmaları AKP Genel Başkanı’na bağlanan rektörler ve YÖK Başkanı’ndan çıt yok!

“Günaydın” demiyorlar, “ülkeyi siz yönetiyorsunuz” diyemiyorlar. “Yardımcı doçentliği kaldırın” talimatına “derhal” yanıtını veren YÖK Başkanı; herhalde “YÖK olarak beyin göçünü durdurma karar aldık” açıklamasını yaparak, ülkenin en önemli sorunlarından birini daha çözecek!

Yazık!

***

İyi yetişmiş, nitelikli beyinler; ailelerini, sevdiklerini, yaşayıp büyüdükleri ülkeyi terk edip, gelişmiş ülkelere akın akın göç ediyorlar.

Çünkü potansiyellerini değerlendirebilecekleri, bunu yaparken ayırımcılığa uğramayacakları, kendilerini huzurlu ve güvende hissedecekleri, insanca eşit muamele görecekleri yerlerde yaşamak istiyorlar.

Türkiye’de tablo bu mu? Üniversiteler özgür ve nitelikli insanlara objektif koşullarda araştırma, üretme ve iyi bir yaşam imkânı sunabiliyor mu?

Ülkenin en seçkin üniversitesine “TOMA” ile girmeyi dillendiren, bilim insanlarının özgür iradeleriyle seçtikleri kişiler yerine “cemaat/tarikat rektörleri” atayan zihniyetin olduğu ortamda özgür üniversite olabilir mi? Objektif sınavlarda en iyi dereceleri alan nitelikli insanların sözlü sınavlarda “Çanakkale mi destandır, 15 Temmuz mu?” sorularıyla elenip, cemaatten, eş-dosttan atamaların yapıldığı bir yerde yaratıcı fikir gelişir mi?

“Cihat öğrenmeden matematik öğrenmek ne işe yarar!” yaklaşımıyla eğitim sisteminden bilimsel düşüncenin dışlandığı; yetkin bilim insanlarının FETÖ fırsatçılığı içinde OHAL KHK’leriyle üniversitelerden atıldığı bir ortamda, nitelikli beyinler kendini huzurlu ve güvende hissedebilir mi?

Türkiye en değerli kaynağını, beşeri sermayesini kaybediyor, tüketiyor.

Çivisi çıkmış memleketimde bindik bir alamete...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Azmiöztürk 2017-08-06 15:29:32

Ülkede Adalet yok diye yabancı ülkelere kaçıyorlar.Devlet gençler arasında bir anket yapsın imkanlar bulduğunda gençlerin on binlercesinin batı ülkelerine gitmeyi düşündüklerini göreceklerdir.