banner87

AKP Hükümeti, sorun çözme becerisini her alanda tamamen kaybetmiş durumda…
Türkiye yönetilmiyor, savruluyor.
Bu da sorunların derinleşmesine, yeni ve daha büyük sorunların doğmasına yol açıyor.
Bir ileri iki geri adım uygulamalarının izlerini her alanda görmek mümkün…
Eğitimde, lise ve üniversite giriş sınavlarında yaşananlar, öğrencilerin, öğretmenlerin, velilerin uykusunu kaçırıyor.
Açıklanan yeni sistemlerdeki değişiklikleri takip etmek bile çocuklarımızı, velilerimizi yoruyor.

Milli olması gereken dış politikada, sağlıkta, adalette, ekonomide durum farklı değil.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nda (DEİK) yaşananları, demokratik değerlerle, ekonomi dünyasının beklentileriyle bağdaştırmak mümkün mü?
Özel sektörün gönüllü diplomasi örgütü olarak kurulan ve yıllar içinde dış ticaretin gelişmesine önemli katkılar sağlayan, dış dünyada da saygı gören DEİK, 10 Eylül 2014 tarihinde kabul edilen 6552 sayılı Torba Kanuna gece yarısı önergesi ile Ekonomi Bakanlığı’nın vesayeti altına sokuldu.
Farklı en küçük bir sese bile tahammül yok…
Peki, DEİK’in kamulaştırılması, bağımsızlığının sonlandırılması, DEİK’i daha güçlü, daha etkin, daha saygın mı yaptı?
Tam tersine…
Pazar günü Resmi Gazete’de yayınlanan değişiklik, “TÜSİAD DEİK’ten dışlandı” başlıklarıyla verilse de gerçek sonradan ortaya çıktı.
TÜSİAD “yeni resmi yapısı” ile DEİK’in parçası olmak istemediklerini açıkladı.
“Biz gönüllü bir sivil toplum kuruluşuyuz ve öyle kalmak istiyoruz” diyor.
Bağımsızlık, saygınlık vurgusu yapıyor.
İş dünyasının gönüllü örgütü olan DEİK’in AKP gönüllüsü haline getirilmesine tepki veriyor.

AKP, ise tam gaz her kurumu, sivil toplum kuruluşlarını dizayn etme arayışını sürdürüyor.
TOBB’a bağlı oda ve borsaların seçimleri, seçimlere bir hafta kala ertelendi.
Açıklanan bir gerekçe var mı?
Hayır.
Hükümet, Türkiye ekonomisinin önemli büyüklüğünü temsil eden ve “uyum” içinde çalışan kuruluşların bile, seçme ve seçilme hakkını kullanmalarına izin vermiyor.
Biat eden iş dünyası, tek sesli bir Türkiye peşindeler.
Bunun Türkiye’ye çıkardığı, çıkaracağı fatura umurlarında bile değil.
Nasılsa millet ödüyor…
İş dünyasına yönelik müdahaleler; OHAL nedeniyle Türkiye’den uzaklaşan yabancı yatırımcı için güven mesajı ve “dön çağrısı” olabilir mi?
Olması mümkün mü?
Peki, bu kafayla Türkiye; 40 milyar dolara ulaşan cari açığı (döviz açığı) nasıl finanse edecek?
213 milyar dolar düzeyinde net döviz açığı bulunan ve dolardaki her artıştan büyük zarara uğrayan özel sektör, yeni yatırımlara nasıl yönelecek?
İşsiz gezen milyonlara, gençlere nasıl istihdam sağlanacak?
Ekonomi; hukuk ve demokrasi güvenliği beklerken, AKP olağan koşulları kendi siyasi ömrünü uzatmaya yeterli görmediği için
OHAL baskısını daha da artırıyor.
İçinde yetiştiği biat kültürünü, Türkiye’ye dayatıyor. Ama biat kültürüyle, biat ekonomisiyle, Türkiye’nin huzur ve refahı yakalaması mümkün değil...
Hayatın gerçekleri bunu söylüyor, rakamlar da öyle…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
fuat 2017-11-29 21:58:38

takmayın kafaya fetödür fetö bunları fetö kurtarır çünkü fetöleri var