banner87
 Ve AKP kararını verdi... Sürpriz yok... Binali Yıldırım AKP Genel Başkanı ve Başbakan adayı oldu. Bu ne anlama geliyor? Türkiye için yeni, hem de yepyeni bir dönem...   Binali Yıldırım’ın adaylığı ile AKP tabanının Davutoğlu’ndan önce de ortaya koyduğu irade geç de olsa gerçekleşmiş oldu. Binali Yıldırım’ın başbakanlığı, siyasete ‘espri’ anlayışını da katarak yumuşama sağlayacak.   Yıldırım, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ından bu yana çok yakınında olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan ile toplum arasında bir köprü olabilirse, gerginliği azaltıp Türkiye’nin ihtiyacı olan yumuşak siyasete geçişi sağlayabilir.   Bu mümkün mü pek? Göreceğiz ama Erdoğan ile Binali Yıldırım arasında da çatışma yaşanması kaçınılmaz. Evet, Erdoğan’ın Yıldırım’a güveni sonsuz, birçok sınavdan başarıyla geçti. Başarılı da bakanlık geçmişi de var. Burada kritik nokta ekonomidir. Daha doğrusu ekonomiyi kimin yöneteceğidir.   Ekonomi yönetiminde denge kurulamazsa, ilerleyen süreçte çatışma kaçınılmaz olur. Erdoğan-Yıldırım ilişkisinde kırılma noktası ekonomidir. Siyaseten bir kırılma olmaz, kimse beklemesin.    Ekonomi deki kırılma noktası da doların seyridir. Türkiye’de hükümetleri indiren de, kaldıran da dolar olmuştur hep… Ekonomi yönetimindeki olası bir çatışma, doları bazı çevrelerce iddia edildiği gibi 5 bin seviyelerine çıkarırsa, önünde kimse duramaz.    Binali Yıldırım’ın yakın çevresine hep “Sert olmamak lazım” dediğini biliyorum. Kendisinde ‘Tonton Özal’ havası var. Dün de aynı tonda konuştu. Demek ki kendi deyimi ile ‘sert olmamak lazım’ tavrını sürdürecek. Bu da Demirel’in ‘makulü arama’ anlayışıdır.        Zıtlaşmaları azaltmak ve tansiyonu düşürmek Türkiye için ‘gerekli’ bir süreçtir. Yıldırım’ın yapısına ve siyasi geçmişine uygun devam ederse kurulacak hükümet de bir ‘hizmet hükümeti’ olacak demektir. CHP yönetimi dikkat…        Binali Yıldırım siyasette espriyi getirecek, bu kesin. Umarız ve ümit ederiz ki bu politikası Erdoğan ile karşıtları arasında süren zıtlaşmayı da ortadan kaldırmaya yarar. Çünkü aralarında gerçekten sınanmış bir dostluk ve güven var.        Erdoğan’ın sertliğinin altında etrafındaki yol arkadaşlarına olan ‘güven eksikliği’nin çok büyük etkisi olduğu bir gerçek. AKP içinde güven ve sevgi eksikliği var. Bu da 14 yıllık iktidar yıpranmışlığından ve kirlenmişliğinden kaynaklanıyor     Dersim havzasından İzmir’e      Binali Yıldırım da CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu gibi ‘Dersim’ havzasındandır. Tunceli ile sınır komşusu olan Erzincan Dersim sınırları içindedir.       Erzincan Refahiyeli hemşerileri, Yıldırım’ın başbakanlığını halaylarda karşılasa da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan sonra Binali Yıldırım da aslında AKP Genel Başkanlığını ve başbakanlığı İzmir'e taşıyor       Aslında İzmir Yıldırım’ı, Türkiye gerçeği ile tanıştırdı. Bazı AKP’lilerin aksine ilk konuşmasında Gazi Paşa gibi zorlama tabirler yerine doğrudan Atatürk adını kullandı. Yani Demokratik ve laik Cumhuriyet’e… Olumlu bir tavır.   Türki siyasetinin odak noktası Ankara ve İstanbul’dan İzmir’e dönmüş durumda. İzmir’deki CHP’li belediyeler bunun farkına vararak toparlanmak zorunda… Büyükşehir, Seferihisar, Buca, Konak, Çiğli…      İzmir’deki CHP siyaseti artık klasik Atatürkçülük ve Cumhuriyet odaklı siyasetin yanına ‘hizmet’i de eklemek zorunda.      Binali Yıldırım, dün ilk konuşmasına Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anarak başladı. Böylece İzmir'deki CHP'li siyasetçilerin en önemli kozunu da elinden almış oldu.  Binali Yıldırım’ın başbakanlığa ulaşması aslında hiç de kolay olmadı. Bu süreçte başbakan adayları geçidi yaşandı. İsmet Yılmaz’a ‘düşük profilli’ aday olarak bakıldı. Bu haksızlıktı. Ama İsmet Yılmaz’ın başbakanlığı, özellikle Suriye’ye yönelik bir çatışma hatta ‘savaş kabinesi’" anlamına gelirdi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da olabilirdi. Kendisi de çok istekli durmadı.  Binali Yıldırım’ın ailesine yönelik yayınlar sadece etik açıdan değil, her anlamda yanlıştı. Hele hele havalimanındaki protokol hatası tam bir rezaletti.   Mehmet Ali Şahin, Yalçın Akdoğan hayal kırıklığı yaşadı diyebiliriz. Özellikle Mehmet Ali Şahin çok bozuktu. AKP içinde sona geldi. Siyaseti bırakmaktan söz ediyor ama bu söylemi ile aslında hodri meydan diyor. Kendisini özgürleştirme adına alt yapı hazırladı. Tabii bakanlık gelirse o başka...                                                                                                                      ***  Bizim YURT olarak duruşumuz ve tavrımız belli… AKP iktidarı özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili çekincelerimiz büyüyerek sürüyor. Parlamenter sistem, ne demekse ‘partili başkanlık sistemi’, Güneydoğu’da yaşananlar, demokrasi ve adalet sistemimizdeki yozlaşmalar başta olmak üzere bu iktidara güven duymak mümkün değil. Ama her sabah yeni bir başlangıçtır ve her sabah yeni bir dünya kurulur prensibine uygun olarak olumlu açıdan bakmaya çalışıyorum.  Binali Yıldırım’a şans ve zaman verilmesinden yanayım. Yıldırım, AKP ve Erdoğan’ın son tercihidir. Özellikle Erdoğan bütün opsiyonlarını tüketti. Umarım bunun bilincindedir. Deneyimli bir bakan ve siyasetçi olan Yıldırım’ı dinler, yıpratmaz.   Çünkü sadece kendisinin değil, Türkiye’nin ve siyasetin opsiyonlarını da tüketiyor. Ne demişti Demirel; “Makulü aramak lazım”… Bunun için de özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘makul olması lazım, makul davranışlar içinde olması lazım’…    Esprili ve ‘sert olmayan’ siyaset anlayışı ile ‘makul başkan’ Binali Yıldırım’a, kendisiyle toplum arasında köprü olma şansı tanımalı. Binali Yıldırım da bu konuda gönüllü ve gayretli olmalı…                                                                                                                                              ***   22 Mayıs’ta AKP 2. Olağanüstü Kongresi ile Binali Yıldırım önce Genel Başkan, ardından da Başbakan olacak. AKP içinde ‘yakın zamanda’ bir sıkıntı çıkmaz. Ancak siyaseti iç değil, dış dengeler belirleyecek. Ahmet Davutoğlu, Binali Yıldırım’ın kucağına ‘dokunulmazlıkları’ koyarak gidiyor.   CHP Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, önceki gün MYK toplantısı sonrası yaptığı açıklamada “CHP milletvekillerinin bugün Meclis’te kendi iradeleri ve vicdanlarıyla başbaşa olacağını” deklare etmişti.   CHP bugün TBMM’de olacak. Oylama sonrasında ise PM toplantısı için Antalya’ya gidecek. CHP MYK’sı, PM’si ve Milletvekilleri hep birlikte haftasonunda Antalya Belek Golf Otel’de olacak. CHP’liler, AKP kongresini de burada takip edecek.  Binali Yıldırım’ın ‘kucağındaki’ ikinci sorun da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan…  MYK’da da ele alınan Cerablus’a kara harekâtı konusundan Erdoğan ısrarcı. Kilis dayanılır gibi değil. Bölge sadece boşalmıyor, hayat duruyor.     Peki, ne olacak?   Rusya hava harekâtına karşı ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na IŞİD suçlamasıyla ‘hapishane’ yolunu gösteriyor. Bunun bir adım ötesi Lahey İnsan Hakları Mahkemesi’dir.   Evet, Rusya küstah ama Batı da sessiz. Kilis’e müdahale için uluslararası destek yok.  Türkiye hâlâ yalnız. İsrail hariç...!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.